Babanın Yediği Koruk, Oğulun Dişini Sızlatınca

Makale

Suriye üzerine yazılacak pek az şey kaldı. Aslında bir tarafta dinmeyen ateş,...

Suriye üzerine yazılacak pek az şey kaldı. Aslında bir tarafta dinmeyen ateş, kan ve gözyaşı, diğer tarafta Suriye sınırlarını fiziki imkânlarının üstünde aşan ve üzerinde çok ama çok düşünülmesi gereken bir iç savaş var. Evet, Suriye meselesini konuşmaktan çok düşünmek veya çok düşünerek konuşmak gerekiyor. Çünkü bu mesele dünü, bugünü ve yarını itibarı ile fevkalade önemli. Suriye yönetimi, muhalifler ve Suriye meselesine taraf olan her ülkenin çok dikkatli olması gerekiyor.

 

Dış Savaşa Ramak Kala

Suriye şu anda öyle bir iç savaş içinde ki, etrafına dış savaş saçmasına ramak kaldı. Çünkü Suriye’nin çevresi zaten bir ateş çemberi. Üstelik bir değil, birkaç “sirk gösterici” bu ateş çemberini el ele birbirine atıp tutarak çeviriyor. Rusya, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Çin Fransa, Amerika, hep çemberi yakalayıp yangına körükle giden taraflar. Tabii Türkiye’de “odun kesicinin hık deyicisi”, yakın ve donanımlı bir mahrukatçı ve yangına körükle pompalayıcısı oldu çıktı. Oysa bir dış savaşa bu kadar yakınken, gürül gürül akan nehirlerden su götüren tulumbacı reis görevini üstlenmesi gereken ilk ülke Türkiye idi. Mülteci meselesi hariç, müstenkif olmasa bile, mutedil(itidalli) ve bitaraf kalabilseydi barışa daha fazla hizmet ederdi.

 

Civarda Olup Bitenler ve Yakından Duyulan Savaş Tamtamları

Uzun bir iç savaştan yorgun ama olgun çıkan Lübnan, Suriye’nin sınırları ötesine yaptığı hava harekâtını, “her daim var olan kaçakçılığa karşı yapılan mutat bir operasyondur” diyerek içine sindirip, itidalini korumaya gayret ediyor. Çünkü Lübnan uzun iç savaş ve işgal döneminde çok şey kaybetti ve kana doydu. Artık siyasi bir meşruiyete sahip olan Hizbullah, gösterileri ile Suriye desteğine devam ediyor. Ama Hizbullah dışı kesimlerle sessiz ve dingin uzlaşma hala devam ediyor. İnşallah  devam eder de..

Tabii Irak’ da iç savaş hiç bitmedi. Ama savaşın devamlılığını güvence altına alan her şey orada var. Bölünme var. Paylaşım uzlaşmazlığı var ve önemlisi orada savaşma iradesi var. Ayrıca yeni yeni iç savaş bahaneleri üretmek için her türlü mekanizma ve neden hazır. Yeni bulunan doğal gaz kaynakları bile paylaşma ve uzlaşma isteğine değil, daha fazla kapışma arzusuna hizmet ediyor artık. Neden mi? Bence Irak’ta ulusal bilinç kayboldu da ondan. Irak’ın milli menfaatleri değil, kim eline geçirirse gücü temsil ettiği grubun genel çıkarları önemli. Bu da sadece yeni bir ayrışmayı taçlandıracak bir şey. Zaten bizim hala Kuzey Irak dediğimiz ve kendisine Kürdistan diyen bölgenin de elini güçlendiren bu. Bu toz dumandan, bir Kürdistan ulusal menfaati çıkabilirse, kapan kazanır ve belki de onlara göre bölgede barış ancak yeniden böyle tanımlanır.       

İran, Türkiye’ye verdiği “önce evinin içini düzelt” nasihatine karşı, kendi evinin içi iyi olmayan bir ülke. Evinin dışında ise zaten dünya ile laf ve nükleer güç yarıştırıp, İsrail ile uzun zaman sürdürdüğü mukabele-i tehdidi sürekli gündemde tutan bir ülke. Bu işte kim blöf yapıyor belli olmasa bile belli olan bir şey var ki, o da bunca sorununa, Suriye meselesine sahip çıkması ve Esat yönetimi ile dirsek temasını asla yitirmemeye karalı olması. Hala var olan İran ulusal menfaatleri bunu gerektiriyor olmalı.

 

Artık Etnik ve Dini Kimliklerinin Oyuncağı bir Suriye

Suriye, 15 Mart 2011 den itibaren Güneyinden başlayan bir isyan hareketi ile iç savaşın kucağında buldu kendini. 2012 yaz sonu itibarı ile ülkede büyük ölçüde sivil halktan olan 21.000 kişinin öldüğü; 234.000 Suriyelinin komşu ülkelere iltica ettiği; 1.2 milyon kişinin ülke içinde evinden yurdundan olduğu ve yaklaşık 3 milyon Suriyelinin, yine kendi ülkesinde yaptırımlar, zorlaşan yaşam koşulları ve durma noktasına gelen hayat yüzünden, Hilal-i Ahmer’e muhtaç hale geldiği biliniyor.  

Başlangıçta direnişi püskürtmeye çalışan hükümet güçleri, aynı zamanda reform vaadinde bulunuyor, hatta seçimle değişimin olabileceğini iddia ediyordu. Ama dış müdahalelerin de etkisi ile zaten pek var olmayan uzlaşma noktalarından, artık sadece iç savaş seçeneğine mahkûm oldu Suriye.  Suriye ulusal kimliğini unutup, yapısında mevcut olan, uyuyan, uyutulan etkin ve dini kimliklerinin oyuncağı oldu.

 

“Damarlardaki Asil Kana Güvenin Önemi”

Uluslararası camia hiç sorun çözmeye yardımcı olmadı görünüşe inanmayalım. Yaptırım üzerine yaptırım, yaptırıma alışık olan Suriye üzerinde etkili olamazdı. Evet, Arap Birliği Suriye’yi üyelikten dışladı. Ama zaten bu da ilk defa olmuyordu ki. Birleşmiş Milletler belki Rusya ve Çin yüzünden bir şey yapamadı. Zaten yapmak isteseydi Kofi Annan’ı mı yollardı önce?  Ya Suriye muhalefeti? Bu kadar parçalı bir yapı içinde kalıp, birbirlerine düşerek, aralarına radikal El Kaide militanlarını mı alırlardı dünyayı kuşku içinde bırakmak için?  Hangi ülke muhalefeti gelin bizi kurtarın, lütfen müdahale edin diye dünyaya yakarır da, sonra yıkılan düzenden ikbal bekler? Nerede acaba onların “damarlarındaki asil kan?”

 

Ve Dişi Sızlayan Oğul Beşar Esat

Şimdi, kimlerin yardımı ile bilinmez, Suriye askeri muhalefeti yani özgür Suriye ordusunu iyice güçlenmiş olduğu anlaşılıyor. Ama ne yazık ki siyasi muhalefeti hala zayıf, paramparça ve kararsız. Çoğu Suriye dışında iyi yetişmiş, Suriye dışında yaşayan, kendilerini etnik kimlikleri ile tebarüz ettirmeye çalışan Suriye siyasi muhalefetinin şu sıralarda benimsedikleri ve telaffuz ettikleri bir konu var: “Biz aslında Beşar Esat’a kişisel olarak karşı değiliz. O iyi yetişmiş bir genç insan bizim gibi. Ama ne yazık ki, kader onu Hafız el Esat’ın oğlu olarak yaratmış. O babasının Hama, Humus ve başka yerlerde yaptıklarının bedelini ödüyor” diyorlar. Hatta bazıları daha da ileri gidiyor ve “aslında hiçbir katliam emrinin altında Hafız el Esat’ın da imzası yoktur. Çoğunda şimdi, Beşar Esat’ı terk eden Manaf Tlas’ın babasının imzası bulunur” diyerek, aynı zamanda Manaf Tlas’ın da ipini çekiyorlar. Yani Suriye geçmişin öcü peşinde ve görünen o ki babaların yediği koruk, oğulların dişini sızlatıyor ve sızlatacağa benziyor.

 

Ve Kaçınılmaz Son

Bunca olay, bunca kan, ateş ve acı ve başa konulan para ödülleri, belki de en önemlisi sonuncusu ile galiba Suriye kaçınılmaz sona hızla yaklaşıyor. Ama bir başka kaçınılmaz daha var Suriye için: Eğer Suriye siyasi muhalefeti zayıf, askeri muhalefeti güçlü ise, sakın demokrasi beklemeyelim. Beklenmesi gerek yeni bir askeri diktatörlük olmalı.  Çünkü galipler, galibiyetlerinin önce meyvesini toplamak isteyeceklerdir. Han-ı iştiha onların olacaktır. Türkiye bu demokratik olmayacak gelecek için taraf olmamaya özen göstermelidir. Benim de şimdi istediğim “alarga Türkiye, alarga”…  Evet, İran söyleyince üzüldüm ama biz evimizin içini düzeltelim. Tabii artık hala bunu biraz yapabilirsek.

 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263