Mısır Nasıl Kurtulur?
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 1.6.2012
Mısır Nasıl Kurtulur?

Mısır 1 milyon kilometre karelik geniş bir alana yayılmış ve 88 milyon nüfusu olan bir ülke. Çöl ve yarı çöl toprakları dışında yaşanabilir ve ekmek kazanılabilir alanların kısıtlı olması dolayısı ile özellikle Kahire’de insanların üst üste yaşadığı zehabına kapılmamak elde değil. Sadece canlılar üst üste yaşasa yüreğim yanmaz. “Ölüler ve yaşayanlar” şehrindeki, Mastaba’larda, insanların kendi ölüleri ile birlikte yaşamaları, çaresizlikten mi? Geleneklerden mi? Galiba her ikisinden de…

 

7000 yıldır birlikte Yaşamak

Ülkenin can damarı Nil, etrafını saran mahşeri kalabalıklar yüzünden yatağında her daim kahverengi akıyor. Kirlilik bu ülkede diz boyu veya Firavunlar döneminden beri edindikleri temizlik telakkileri bambaşka. Az buz değil işte 7000 yıllık bir tarihin esintilerine her köşede rastlamanın mümkün olduğu bu ülkede, en dikkat çekici görüntülerden bir kaçı, gençlik, pejmürdelik, derbederlik ve fakirlik.

Kişi başına geliri, parasal ölçülerle 3300, satın alma gücü ölçüsüne göre 6300 Dolar olan Mısır, aslında Arap Orta Doğunun en çeşitlemiş ekonomik yapısına, en gelişmiş kurumsal ve idari yapısına ve en karmaşık bürokrasisine sahip. Gelin görün ki, iyi eğitim alamayan genç nüfus ve yaygın işsizlik Mısır için hem Arap Baharı öncesinin, hem de Bahar sonrasının temel kâbusu olmaya devam ediyor.

 

Kaderin Ağlarını Bozmak

Fakirlik elbet Mısır’ın kaderi olmamalıydı. Ama yıllardır atıl bürokrasi ve müstebit yönetimlerin dişli çarklarında un ufak olan reformlar ülkeye çağ atlatamayınca, demokrasinin yeşeremediği topraklarda, ideolojik ayrışma, görünür ve görünmez uçurumlar yaratmış. Bu da sağduyuyu ambargo altına almış.  Yine de Tahrir meydanında başlayan başkaldırılar, her cins, her renk ve her sınıftan insanı günlerce, gecelerce bir değişim yakarışı ile bir arada ve omuz omuza tuttuğunda, hepimiz soluk tutup Mısır’ı izledik.

21. yüzyılda gerçeğe yakın ilk demokrasi deneyimini bitmez tükenmez seçimlerle tadan Mısır, şimdi yolun sonuna hızla yaklaşıyor. Artık bu ay, kiminle ve hangi yana yalpalayarak yola devam edecekler belli olacak. Meşruiyeti tartışılmayan bir seçim daha yaşamalılar, kafalarda gelecek ile ilgili tereddütler yaşatmayacak bir kişiyi seçmeliler ki, kaderin oyununu bozsunlar.

 

İlk defa Umuda Kapı Aralanıyor

Mısır’da ilk defa geçen ay sınaî büyüme rekor değerlere ulaşmaya başladı. Genel ekonomik büyüme hala düşük düzeyde kalsa bile, %26 yı aşan sınaî büyüme, herkesin iş başı yapacak kadar güven tazelediğini ve boş kapasitenin üretim ile doldurulmaya başladığını gösteriyor. Elbette, eski değil, modern sistemleri devreye sokmaları lazım. Kaliteli üretimi ve dolayısı ile rekabet güçlerini attırmaları lazım. Hizmet etkinliği azaltan, laçkalığı, keyfiliği ve trafik keşmekeşini azaltmaları lazım. Ama her şeyden önce birbirlerinle barış içinde olmaya devam etmeleri lazım. Birbirlerine güvenmeli ve çalışmalılar. İç barışı güvence altına alırken, dış barışı da korumaları ve güçlerini gereksiz sürtüşmelere harcamamaları lazım.

 

Bölge ve Dünya için İstikrarlı bir Mısır Gerek

Mısır, Orta Doğu için önemli bir ülke. Bölgede güç dengesini korumak, ideolojik sapmalardan, radikal eğilimlerden korumak, yeteneğini aşan güç söylem ve gösterilerinden bölgeyi korumak için istikrarlı bir Mısır gerek.

Mısır dünya için de çok önemli. Zaten bu nedenle ki en fazla ABD yardımı alan ülkelerin başında geliyor. Ciddi kısıtları ama aynı zamanda potansiyeli olan bir ülke. Mısır dünyaya eşi menendi bulunmayan bir kültür mirası sunuyor. Her insanın keşke imkânı olsa da bir kez gidip Mısır’ı görebilse. Ama keşke Mısır istikrarı ile buna izin verebilse. Sina çöllerinde yarattıkları turizm cennetini yine kendi elleri ile yıkmaları neye yaradı ki? Şimdi o gri çöl, haydutların barınağı oldu çıktı.

Mısır doğal gaz ve petrol bulana kadar, şu anda çok göz kamaştırmasa bile tüm alt yapısını bir doğal servete bağlı olmadan yaptı. Doğanın verdiği ilave olanakları bir bölgesel işbirliği ruhu içinde kulansa iyi olmaz mı?  Açıkçası bana Kıbrıs Cumhuriyeti ile yaptığı, yapmaya niyet ettiği anlaşmalar bile ters gelmiyor. İş ki ayırım gözetmeksizin Doğu Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerle işbirliği yapsa, eski arka bahçesi Gazze’nin de elinden tutsa fena mı olur?

 

Keşke bir “Mısır Barış İnsiyatifi” Olabilseydi

Şu Orta Doğu’da her tülü barış insiyatifi denendi. Geriye  ne Oslo süreci kaldı, ne Paris Protokol’ u hani imkansızı düşlemek güzel ya! Doğruya doğru Türkiye insiyatifi de, adı ister İstanbul, ister Ankara ile başlasın pek bir şey sağlamadı. Ya barış girişimi kendi evinin içini düzene koyar koymaz Mısır’dan gelseydi? Acaba maya tutar mıydı?

Açıkçası, adı ister Ebul Futuh, ister Mursi, isterse Şefik olsun. Yaklaşımı önce Mısır’a barış ve refah, sonra bölgeye barış ve huzur getirmek olmalı. Mısır ancak böyle kurtulur. Böyle bir Mısır ile sade kendileri değil herkes övünebilir.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC