Katar Küresel - Bölgesel Güç Katarında
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 26.3.2012
Katar Küresel - Bölgesel Güç Katarında

Katar bir G-20 ülkesi değil. Ama önce Orta Doğu, sonra Hint Okyanusu için önemli roller üstlenmeye çalışan bir ülke. Ayrıca 2000 li yılların başından bu yana adeta marka değeri taşıyan adını, uluslararası ticaret gündemine yazdırmış olması, bağımsızlığını 1971 de alan bir ülke için fevkalade kayda değer. Katar elbette bu gücü, bulunduğu bölgede,  hidrokarbon rezervleri açısından Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve  Kuveyt’ten sonra gelen zengin ülke olmasından alıyor. Az buz değil. Katar Rusya ve İran’dan sonra en büyük doğal gaz rezervine sahip ve en önemli doğal gaz ihracatçısı. Küçük bir ülke olması, Katar’a sorunlu bir bölgede kolay manevra kabiliyeti de kazandırıyor. Ayrıca nüfusunun az oluşu, onu son yıllarda kişi başına gelir şampiyonu yapmaya yetiyor da artıyor. Ülke 2011 rakamları ile 102.891 Dolar olan kişi başına geliri sayesinde dünyanın kişi başına gelir birincisi.

 

İnciden Birinciye

Katar geçmişte inci avcılarının ülkesiydi. Fakir insanların derin sularda canları pahasına katlandığı, bu zahmeti ve acısı çok, getirisi ise hemen hemen yok olan işi belki kelimelerle ifade etmek kolay değil. Ama eğer Bizet’in “İnci Avcıları” operasının mahzun aryalarını hatırlarsanız, o melodik tasvirle yüreğinizi burkan fakirlik ve hüzün pençesinden kendini kurtarmayı başaran bu küçük ülkeyi, daha hararetle kutlarsınız. İnci avcılığının acıdan başka pek bir şey getirmediği Katar, bu işi terk edip (doğal gaz ve petrol) kuyu kazıcılığına başlayınca, birinciliğe de terfi etmeyi başardı. Öyle nehirleri, gölleri, şırıl şırıl akan pınarları ve yer altı suları olamayan Katar’da su bulmak da zor, su kuyusu da. Ama Allah’ın bu çorak topraklar altına serdiği petrol ve doğal gaz için açılan kuyulardan fışkıran olanak, Katar için kıt suyu da sebil hale getirdi.

Katar’ın özellikle petrol olanakları komşularına nazaran sınırlı. Doğal gaz için de pek bir gelecek yok. Ama bu da bu ülkeyi olanakları daha akıllıca kullanma yönünde motive etti. Suyu deniz tuzunu arıtarak elde eden Katar, idareli su kullanma teknolojilerini de benimsemek için çaba sarf etti. Kumlu toprakta domates ve karpuz-kavun üretmeyi deneyebilen bir ülke de oldu. Ayrıca tarımı teşvik için kurduğu gübre sanayi de önemliydi.

 

Aklın Geniş Ufku   

Katar’ın sınırlı coğrafyası ve sınırlı gaz rezervlerine karşılık iddialı ve ihtiraslı bir yönetimi olduğuna kuşku yok. En önemlisi, bu yönetim, bu ülkeye bugüne kadar hiç yutamayacağı lokma tattırmamıştı. Katar bölgesel işbirliği girişimleri ile tebarüz etti. Körfez İşbirliğinin kuruluşunda tarihi yerini aldı. Komşuları ile dayanışma içinde oldu. Onların hamleleri kadar, endişelerini de paylaştı. En önemli serveti doğal gazı, bölgesel işbirliğinin hizmetine vermek için gerekli girişimlere taraf oldu ve doğal gaz şebekelerinin birbirine eklemlenmesinde, en önden gitmese bile hemen ikinci sırada yer aldı. Bölgenin en etkili yayın kuruluşu El-Cezireyi kullanarak bölgesel etkinliğini perçinledi. Ama en önemlisi, Katar başından beri nerede durduğunu bildi ve tarafsız tutumu sayesinde ülkesine kazandırdığı Dünya Ticaret Örgütü DOHA gündeminden öte, bir de içinde bulunduğu bölgenin barış arayışlarına çözüm üretmek için akıl ve nakit tahsis etme basiretini gösterdi.     

 

Barış Havarisi bir Tarafsız Güç

Katar, uluslar arası arenada kendini dünyanın barışçıl tarafsız gücü olarak da markalaştırma çabasında. Birçok çetrefil Orta Doğu sorununda arabulucu olma girişimi veya ev sahipliği yapma isteği bu çabanın en iyi kanıtı. Batı Sahra, Yemen, Ethiopya - Eritrea çatışması, Endonezya, Somali, Darfur ve Lübnan sorunlarında gösterdiği gayretkeşlik, Katar’ın çıraklık dönemi arabuluculuk denemeleri sayılabilir. Ama bütün bu deneyimlerden edindiği güç ile Hamas ve El Fetih arasına girmekten çekinmeyecek kadar gözü pek ve iddialı olması, hem Filistin’in iki yakasını bir araya getirme rasyonalitesine bir katkı oldu. Hem de 1990 lı yıllarda MENA toplantıları sürecinde, İsrail’i ülkesine davet etmekten çekinmeyen bir yönetim olarak tarafsızlığını kanıtlamıştır. Bütün bu atılımları, elbette bir iddia ve ihtiras ürünüdür. Ama bütün bunlarla Katar, Batı’ya karşı, ama yine Batı’nın rızası ve onayı ile bir “bölgeyi, bölgeye bırakın” mesajı vermektedir.

 

Aklın Sınırlarında Temkin Gerek

Katar Libya’da muhalifleri destekledi. Libya Temas Grubu toplantılarına ev sahipliği yaptı. Haset fesat bir ülke de olmadığı için kendisinde olmayan şey, yani demokrasi, bir uzak komşusunda olsun istedi ki bu nadide çiçek çöl ikliminde ve petrol(veya doğal gaz) ile sulanarak nasıl neşvünüma buluyor görebilsin. Davulun sesi uzaktan hoş gelir ya! En yakını Mısır’da en uzağı Tunus’ta ve ortada bir yerde Libya’da maya tutarsa Allah kerim, belki Katar da dener.  Tunus’ta yeni siyasi oluşumu yakından izlediğine kuşku yok. Ama Libya’da muhalefete(El Meclis El Vatan El İntikal-EMEVİ) verdiği rivayet olunan 13 milyar Dolar mali destek karşılığında, 2 bakanlığa istediği isimlerin atanmasında ısrarlı olduğu tevatürü, gücün Katar için akla yavaş yavaş zarar vermeye hazırlandığını düşündürüyor.

 

Akil Adam El Tahani ve Suriye

Hatırlayalım, Katar, Suriye ve İsrail, Lübnan ve Filistin için aynı anda çözüm öngören Orta Doğu Barış Süreci’nin de baş aktörlerinden birisi ve en önemlisi para kasasıydı. Bu süreç, tarafların birbirini öpmeye niyetinin olmadığı bir ortamda elbette çıkmaz sokağa sapacaktı. Ama hatırlayın o sürecin horozu da çoktu. Hele en horoz Sarkozy’nin öttüğü çöplükte zaten sabah ta olamazdı.

Ama aynı Katar, birden bire Suriye’de akıl tutulmasına uğradı ve tarafsızlığını tamamen yitirerek, Suriye muhalif güçlerine de Libya’da olduğu gibi bilfiil para ve mühimmat yardımı yapmaya başladı.

“Suriye’nin en önemli iki dostu” ndan (FOS) biri olarak Katar’ın bu ülkede de insan haklarının ve demokrasinin yanında durması, Libya ve Tunus denemeleri ile tutarlı. Ama yine Libya deneyiminden dolayı, Esat rejimi yıkılırsa kurulacak yeni düzeni vesayet altına alacak görüntü sergilemesi, bugüne kadar korumaya çalıştığı tarafsızlığı ile hiç bağdaşmamakta ve ister istemez akıl bunun neresinde sorusunu sordurmakta.

Üstelik Katar Suriye konusunda daha fazla Suudi katkısına aracılık ediyorsa, artık yutamayacağı bir lokmayı da ağzına alıyor demektir. Ayrıca, Suudi Arabistan Suriye’nin 2011 verilerine göre ihracatta üçüncü, ithalatta ikinci büyük ortağı olduğuna göre(Katar Suriye için önemli bir ticaret ortağı değil), o akil adam El-Tahani’nin bu kadar Suudi Arabistan yörüngesine girmesinin bir başka nedeni veya korkusu var diye düşünmek gerek.

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC