Suriye’ye Yaptırım ve Askeri Müdahale Değil, Koşullu Yardım ve Yatırım Gerek

Makale

24 Şubat’ta Tunus’ta toplanan FOS(Friends of Syria), dudaklarımızın arasında bu sözcüğü telaffuz ederken çıkan tınıdan öte pek bir ses getirmedi. Önce Dünya üzerinde kayıtlı ülkelerin sadece üçte birinin Suriye’nin dostu olarak Tunus’a gittiğini gördük....

24 Şubat’ta Tunus’ta toplanan FOS(Friends of Syria), dudaklarımızın arasında bu sözcüğü telaffuz ederken çıkan tınıdan öte pek bir ses getirmedi. Önce Dünya üzerinde kayıtlı ülkelerin sadece üçte birinin Suriye’nin dostu olarak Tunus’a gittiğini gördük. Toplantıdan alınan izlenimler ise uzlaşmadan çok ayrışmaya işaret etti. Ne NATO, ne AB, ne ABD eski nakaratlardan öte bir şey söyleyebildi, ne de Türkiye gibi ülkelerin esham’ esi okundu. Ancak Rusya, Çin ve İran dışarıdan okudukları gazel ile Esat rejimine destek vermeye devam ettiklerini bir kez daha gösterirken,  Suudi Arabistan ve Katar, Suriye Ulusal Konseyine bir kez daha destek verdiklerini açıkladılar. Bunu yaparken acaba kendi halklarına da geleceğe matuf umut mu verdiler?

 

 Zirveler Suriye için Çözüm mü?

Toplantının en tutarlı katılımcısı kuşkusuz ev sahibi Tunus’tu. “Tunus Hadra” yani o yeşil Tunus, sulak, verimli Tunus, “Yasemin devriminin”  başarısını, Suriye’ye elbette örnek olarak gösterebilir. Kendisi için biraz erken olmakla birlikte bunu yapmaya, diğer “Arap Baharı” ülkelerinden daha fazla hakkı var. Ama Tunus’un da Suriye’yi yeterince bilmediği kesin olmalı ki o da Suudi Arabistan ve Katar gibi, Suriye muhaliflerine askeri destek önerisinden geri kalmadı.

Ama belki Tunus, Suriye’de demokrasiye geçiş sürecinde gözlemci görevi ifa edecek olan Arap Birliği güçlerinin oluşturulmasına ev sahipliği yapabilir. Ancak bundan öte yapabileceği fazla bir şey olabileceğini sanmıyorum. Önce yeşil, mümbit ülkesi daha da yeşerip, çiçeklenmeli ki “yasemin devrimi” bir gül bayramına dönsün. Bu arada FOS’un Mart ayında İstanbul’a geleceği duyuruldu. İstanbul her mevsim gelmek için güzel bir yer. Kar fırtınasında bile. 

 

Mimoza ve Erguvan Mevsimi Yaklaşırken

Evet, bu bahar, Suriye için bir diğer zirveye Türkiye ev sahipliği yapacak.  “Yasemin” Tunus’ta kalırken, İstanbul zirvesine, besbelli Mimoza ve Erguvan tanık olacak. Tabii Mimoza’ya atfedilecek bir siyasi sıfat henüz yok. Ama Erguvan bilindiği gibi ihanetin sembolüdür. Şimdi haksız yere de olsa, Suriye dışişleri bakanı Muallim de bir tesadüf bu mevsim Türkiye’yi dosta ihanet ile itham ediyor. Hep kişiselleşmiş referanslar kullanılıyor. Ama bence biz yeni zirvede yine konuksever olalım. Makul çözüm alternatifleri aramada beyin jimnastiğine katkıda bulunalım. Ama askeri müdahale ve özellikle Türkiye üzerinden askeri müdahale için hiç istekli olmayalım. Dünya çözüm isteğini zahiri tutup adeta, çözümsüzlükte kalmayı yeğlerken, biz kraldan yana kralcı olmamaya özen gösterelim.  

    

Kedi Olalı bir Fare bile Tutamayan bir Temsilci

Bu arada Ban ki Moon’un Kofi Annan’ı Suriye’ye özel temsilci olarak görevlendirdiği haberi basında bir belirdi, bir yok oldu. Acaba Birleşmiş Milletler(BM) Genel Sekreteri, BM in Suriye meselesine olabildiğince müstenkif kalacağı mesajını mı vermek istedi? Çünkü evet Kofi Annan, görevini gurur ile ifa edip, bayrağı halefi Moon’a devretti. Ama kariyerine baktığımızda, Annan’ın sorun çözücü veya sorunların çözülmesinde etkin rol oynayıcı bir şöhretinin olduğunu bilmiyoruz.

Annan iyi yetişmiş bir uluslar arası diplomat olmakla birlikte, ne 1993 yılında Ruanda’da yaşanan soykırımın, ne 1995 de Srebrenica katliamının engellenmesi için insanüstü bir çaba gösterdiği söylenebilir. Tam tersine çoğu kez vahşete uzaktan bakmak ile bile itham edilmiş, hatta bazı davranışları ile kitlevi ölümleri kolaylaştırdığı bile ima edilmiştir.

Kofi Annan’ın 2000 li yıllarda da BM in pozisyonuna gölge düşürdüğü sık tekrarlanır. ABD nin Irak’a tek taraflı müdahalesini engellemekte etkili olamamıştır. BM leri doğal olarak ABD nin bir uzantısı olarak kabul etmiş bir görünüm sergilemiştir. Ayrıca ispatlanamasa bile Irak’a karşı uygulanan yaptırımların delinmesinde, oğlunun da adı telaffuz edilmiş, bir de yolsuzluk sorgu sualine muhatap olmuştur.

 

Kıbrıs’ın Söküğünü Dikemeyen Terzi’nin Orada ne işi Var?

Ama Türkiye Kofi Annan’ı en çok elbette ki Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi ile ilgili olan o kapsamlı Annan planı ile hatırlar. Adada yapılan referandum’da Kuzey Kıbrıs olumlu oy verirken Kıbrıs Cumhuriyetinin hayır demesi, bir anlamda Annan’ın başarısızlığı değil miydi?. Evet, adanın, kemikleşmiş ve kangren olmuş sorunlarından kaynaklanan fiili durum o zaman yeni bir düzeleme geçişi engellemiştir. O gün aşılamayan “iyi niyet duvarı ise, bugün hala iki tarafın bir müzakere masasından kalkıp, diğerine oturması ile devam ederken, Annan’ın başarılı olduğunu söylemek oldukça zordur.

Şimdi hal böyleyken, BM nezdinde Suriye için yeni bir süreci, Annan’a devretmek, sorunu uluslararası bakış açısından çözümsüzlüğe terk etmek değil de nedir? Kıbrıs’ın söküğünü dikemeyen terzi Suriye için ne yapabilir ki?

 

Suriye Kendi Çözümünü Kendi Üretmeli

Dün yapılan referandum ile Suriye için bir anayasal süreç başlamış olmalı. En azından yasal bir çerçeve içinde bir demokrasi niyeti var. Bu uzun bir süreç olacaktır. Bu sırada ülkenin en önemli ihtiyacı mali kaynak olacaktır. Evet, katliamların durdurulması bundan sonra Esat rejiminin ivedilikle atması gereken adım olmalı. Hızla seçimlere gidilmesi ise, siyasi bir süreçle Esat döneminin sona ermesi önemlidir. Bunu söylerken kolay olmayacağını, Esat kabul etse, iktidar kaybını, yakın çevresinin istemeyeceğini biliyoruz. Ama hazırlarsa, işte demokrasiye geçiş fırsatı. Seçimler ne zaman yapılır? Kaç parti katılır? Kim veya kimler seçilir? Seçimlerden sonra iş başına dönelim denmez “kana kan intikam” sedaları yükselmeye başlayınca ne olur?  Bunlar hep ürkütücü belirsizlikler.

Ama bu arada Suriye’nin Dostları FOS çıkmamalı. Bu ülkeye somut projeler için yardımcı olmalı ki, yasal zemini hazırlanmaya çalışılan demokrasi, temel gıdası olan ekonomik kalkınmadan mahrum kalmasın. Suriye’ye bence yaptırım değil, yatırım gerek. 2010 ekonomik performansı çok iyi olan Suriye, ancak böyle toparlanır. Esat rejimi elbette gidecektir. Beş’ar Esat kendisi de gitmek isteyebilir.  Ama Suriye kendi çözümünü kendisi üretmeli. O ülke, mezhep çatışmalarının, güçler arasında bölgesel hesaplaşmaların değil, kendi sınırları içindeki “bereketli hilal”de bereketin, verimliliğin ve uzlaşının beşiği olmalıdır.

 


Hristiyanlıkta Erguvan(Judas) ağaçları hep Paskalya Yortusunda açar., Ağaca adını veren Judas  ise Hz   İsa’yı ele veren ve öldürülmesi için teslim eden havaridir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3264 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3264