Tarım, Gıda ve Hayvancılık Orta Vadede Geleceğin “Enerji” Sektörüdür.

Haber

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un 28 Ocak 2012 tarihinde icra edilen Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi, Stratejik Lokomotif Sektörler "Tarım, Gıda ve Hayvancılık" Çalıştayı konuşması....

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un 28 Ocak 2012 tarihinde icra edilen Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi, Stratejik Lokomotif Sektörler "Tarım, Gıda ve Hayvancılık" Çalıştayı konuşması.

Açılış babında genel bir özet yapmak istiyorum. Sonra sayın Valimize açılış konuşması için sözü arz edeceğim ardından Sayın Müsteşar Yardımcımız sunumlarını ve konuşmalarını yapacaklar. TASAM hakkında fazla ayrıntıya girmeden genel bilgiler vermek istiyorum. Bilindiği üzere TASAM dış politika ağırlıklı çalışan bir düşünce kuruluşu olarak dokuz dış politika alanında inisiyatifi bulunduğunu ve bu alanlarda güçlü bir şekilde kurumsallaşmaya çalıştıklarını dile getirdi. Bu alanların kurumsallaşma sırasıyla Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler ve Kuzey Amerika’yı kapsadığını, Bölgesel düzeyde ise; Balkanlar ve Ortadoğu çalışmalarının bulunduğunu Karadeniz ve Kafkas hazırlıklarının ise sürdüğünü ama henüz realize olmadığını bir başka iki sahanın da kimlik alanı yani Türk ve İslam dünyasına yönelik olarak belirlediklerini söyledi. Şensoy “Bunların hepsiyle ilgili yıllık kongreler, yayınlar, forumlar, kitaplar, platformlar, enstitüler ve çok sayıda kurumsal araçla bunların içerisini doldurmaya çalışıyoruz” dedi. Başkan Şensoy sözlerini şöyle sürdürdü “Yürüttüğümüz çalışmalardan edindiğimiz dünya tecrübesi bu projenin yani Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi’nin de temeli oldu. Dünyada parametrelerin, değişimlerin, olayların nereye gittiği noktasındaki bizatihi yaşanan tecrübeler bu projeyi çok daha önemli ve anlamlı hale getirdi.”

2006 yılında projenin ilk tohumları atıldı.. Tamamen bir sivil inisiyatif olarak gelişti ve bu özelliğini sürdürüyor. Burada şunun altını çizmekte fayda var; bizde devlet merkezli kurgu anlayışı çok yüksek olduğu için bazen sivil inisiyatifin önemi anlaşılamayabiliyor. Ama dünyanın geldiği noktada, “kamu diplomasisi” kavramının kapsamına giren kurumlar artık hem iç politikada hem dış politikada çalışan bütün aktörler için temel başarı ölçütü haline geldi. Çünkü; politika belirlemek, irade koymak ve denetlemek;  devletlerin görevi. Ama bunu kurumsallaştıracak olan süreçler daha çok kamu diplomasisi kurumlarında. Yani; düşünce kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, sportif-kültürel kuruluşlar, iş adamları, onların örgütleri... Bunlar alandaki politika ile ilgili ne kadar sahiplenme içerisinde olursa, misyon beraberliğini ne kadar paylaşırsalar, içeride de dışarıda da bu politikalar o kadar güçlü hâle getirilebiliyor. Bu yeni konsepti TASAM hep zamanında yakalayıp kamu yönetimimizle çok iyi diyalog geliştirmeye çalıştı.

Ölçümüz; kamu yönetimine “ne iyi yapıyorsunuz” demek değil, doğru yapılanlara aktif olarak katkı sunmak ama daha iyinin yapılması noktasında pro-aktif olarak bir şey söylenmesi gerekiyorsa bunu da lisan-ı münasiple söylemeye çalışmak.

Hep verdiğim bir örnek var. 2005 yılını Türkiye, Afrika Yılı ilan etti. O dönem bizim Afrika ile olan ticaret hacmimiz 3 milyar dolardı. Aradan 6 yıl geçti, 7. yıla girdik. Bizim de Afrika konusunda yürüttüğümüz çok önemli süreçler var. Ve ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar dolara çıktı. 6,5-7 kat gibi bir artış oldu. Kısa sürede gerçekleşen çok ciddi artış sadece, 2005 yılında devletin “Afrika Yılı” ilan etmesiyle olmadı. Devlet, bir irade koymuş oldu; ama bu alanda çok sayıda kurum çalıştı. Yani işadamları, işadamlarının örgütleri, sivil toplum, düşünce kuruluşları, birçok insanî yardım kuruluşu gibi birçok kanal çalıştı ve ortaya böyle bir başarı çıktı. Önümüzde de 100 milyar dolarlık bir perspektifin olduğuna da inanıyoruz. Yani, bu 20 milyar doları da yeterli görmüyoruz. Dolayısıyla, devletin koymuş olduğu irade ile diğer kurumlar eşgüdüm içerisinde çalışınca çok verimli bir netice çıktı. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini hatırlayın 1991 ve 1992’lerde onlar dağıldıktan sonrayı. Devlet olarak büyük sözler üretilmesine rağmen bu alanda çalışacak kurumlar organize edilemediği için hepimizin bildiği gibi bir fiyasko yaşandı. Yani oradaki çalışmalar, iç işlerine girmek gibi bir takım yanlış işler... Hâlâ orada bıraktığımız tamir edilemeyen bazı sorunlar var.

Dolayısıyla 2023 perspektifinin altını çizmek istiyorum. Süreç Sayın Cumhurbaşkanımızın seçilmesi ile birlikte de epey uzun bir inceleme ve bilgilerden sonra projeyi çok yararlı gördüler ve resmi himayelerine aldılar. Son dört yılda, özellikle 2008 ile hız kazanan son 3-4 yılda altı ana temada, Uluslararası İlişkiler, Uluslar arası Güvenlik, İç Siyaset, Ekonomi, Eğitim, Bilim ve Teknoloji ile Kültür başlıklarıyla projenin çalışmaları yürüdü. Söz konusu başlıklar daha çok millet ve devlet olmanın temel parametreleriydi. İki defa bu anlamda makro belge yayınlandı. Üçüncüsü ile ilgili de çalışmalar sürüyor. Yaklaşık 6 aydır da şöyle bir çalışma içerisindeyiz; Biz başladığımızda cihan şumül olarak böyle proje yaklaşımı yoktu. Ahde vefa açısından geçmişi de söylemek gerekiyor. Daha önce yapılan iki çalışma vardı. Bir tanesi, TÜBİTAK’ın 2002 yılı sonunda tamamladığı Bilim ve Teknoloji Politikaları adlı çalışması. Ama geçen on sene içerisinde henüz bu çalışma ile ilgili herhangi bir güncelleme yapılmadı. İkincisi de şimdiki Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen’in o zaman Kültür Bakanlığı Müsteşarı iken yapmış olduğu, kendi görev alanı ile ilgili sektörel bir çalışma vardı. Onun dışında da yoktu. Ama bugün geldiğimiz noktada bizden sonra çok sayıda inisiyatif alındı. Türkiye İhracatçılar Meclisi 545 milyar dolarlık ihracat hedefinin 2023 hedefi ile nasıl tutturulabileceği konusunda profesyonel özel bir firma ile çalışmalar yaptı. Birçok valiliğimiz ve değişik bakanlıklarımız yaptı. En önemli aşama da 2012 Haziran seçimlerinde iki partinin bütün seçim kampanyasını 2023 perspektifine oturtması oldu. Hem iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi hem de Milliyetçi Hareket Partisi bu vizyonu yürüttü. Başbakanlık kanalı ve MHP Genel Merkezi kanalı ile her ikisi de bizim çalışmalarımızın bütün detaylarını aldılar. Dolayısıyla projenin geldiği nokta ve ortaya çıkardığı sinerji ile çok da övünmüyoruz ama çok gereksiz mütevazılığa da girmiyoruz. Ama geldiğimiz noktada şöyle bir sorun var; bizim biraz genlerimizden de kaynaklı olarak büyük sözler ve büyük hedefler belirlemeyi çok seviyoruz. Ama bunun içinin nasıl dolacağı, nasıl bir yol haritasının ortaya çıkarılacağı ile ilgili konularda çok iyi değiliz. Genel olarak söylüyorum. 500 milyar dolar ihracat hedefi koyan Türkiye bunu nasıl başaracak? Mevcut durumda ilk 1000 ihracatçının kârlılık ortalaması % 3.7. Bu kârlılık oranı ile 500 milyar dolara ulaşmanın çok da bir anlamı yok. Türkiye önümüzdeki 2023 yılına kadar insan kaynağının niteliğini ne kadar değiştirebilirse ona göre bir teknoloji üretecek, ona göre bir refah üretecek ve ona göre bir medeniyet olgusu ortaya çıkaracak. Çünkü belli değerler inşası olmadan gelen refah da çürüme getiriyor. Bunu kısmen de yaşıyoruz. Dolayısı ile konuya çok boyutlu bakmak gerekiyor.

Devletin tepeden talimat zinciri ile oluşturduğu projeler de pek yürümüyor. Yani sahiplenilmediği için, bu bir eleştiri değil. Sivil inisiyatif de kendi başına bir şey yapıp devlet tarafından sahiplenilmediği zaman çok yarım kalıyor. Hatta çeyrek kalıyor. Dolayısıyla, hep bir katılımcı süreç; herkesin rolünü iyi oynadığı, birbirinden doğru etkilendiği bir katılımcı süreç gerekiyor.

Bir de dünyada düşünce kuruluşlarının bir tek amacı vardır; Karar alıcıları ve uygulanacak politikaları etkilemek. Ve her düşünce kuruluşu bir menfaate hizmet eder. Kimisi bir çıkar gurubudur, kimisi bir şirkettir, kimisi başka bir şeydir, kimisi uluslar arası bir örgüttür, diasporadır, gizli misyonlardır, birçok şekilde olabilir. TASAM’ın belirlediği temel perpektif milli menfaatlerdir. Yani TASAM’ın hizmet ve menfaat ölçüsü milli hizmetlerin yükseltilmesine katkıda bulunmaktır. Bu anlamda, son altı aydır “büyük söylemlerin içerisinin dolmasına nasıl katkıda bulunabiliriz?” diye yoğunlaştık. Dokuz stratejik sektör, Akil Kişiler Kurulu’nda da tartışılarak belirlendi.

Bütün sektörlere tek proje kapsamında eğilmek hem teknik olarak hem kapasite ve hem de kaynak olarak mümkün değil üstelik doğru da değil. Herkes bir yerinden tutacak. Biz dokuz stratejik sektörün 2012 ve 2013 yıllarında bir eylem planı çerçevesinde icra edilecek çalışmalarla, toplantılarla, akademik araştırmalarla, süreçlerin içerisini doldurmak niyetindeyiz. Bu anlamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızla bir randevu almıştım. Açıkçası benim yaklaşımım şuydu: Biz daha önce kendisi ile hiç görüşmedik. Kendisiyle tanışıklığımız olmadı. Belki resepsiyonlarda merhabamız olmuştur ama bir kişisel bağlantımız olmamıştı. Bir bakan kabûlüdür, “on-onbeş dakika projeyi anlatır çıkarız” diye düşünmüştüm, Fakat sayın Bakan iki saate yakın tuttu ve kendisiyle çok detaylı ve faydalı bir görüşme yaptık.  Konuyla çok alâkalı olduğunu gördüm. Hatta -samimiyet ile ifade etmek gerekirse- özellikle hayvancılıkla ilgili belli konularda kendisini çok ciddi eleştiriyordum. Ama sayın Bakanın, - iltifat için değil, zaten kendisi burada yok, başarı / başarısızlık onu kamuoyu takdir etsin ama- yaptığı işi itibariyle makro olarak konumunu en iyi tanımlayan insanlardan biri olduğunu gördüm. Bu, Türkiye için bir kazanç.

Ve kendisi Müsteşar yardımcısı sayın Dr. Ferhat Şelli’yi bu konuda bize destek olması için, görevlendirdiler. Bugün burada bir hazırlık toplantısı yapacağız. Tabi katılımcıların lisan-ı münasip ile ifade edecekleri ciddi eleştirileri de olacak, onları da dinleyeceğiz.

Diğer bir parametre de şuydu; çalışmaların İstanbul’dan veya Ankara’dan değil sektörel anlamda rekabet iddiası olan bir ilimizden veya bölgemizden yapılmasını bir perspektif olarak belirledik. Çünkü, kapasite inşası yerinde güzel. Bu bakımdan Konya Valiliğimiz olumlu bir değerlendirmede bulundular. Gıda, Tarım ve Hayvancılık noktasında Konya’nın hem Türkiye’de hem dünyada rekabet anlamında bir iddiası ve kapasitesi olduğundan hareketle sayın Valimiz heyetleri ile birlikte çalıştaya teşrif ettiler.

Bütün buları hep birlikte konuşacağız. Diğer sektörlerin bazılarının İstanbul ya da Ankara’da yapılması gerekiyor ama kapasite inşası açısından bazılarının Anadolu’da, illerde yapılmasını planlıyoruz. Böyle bir perspektif içerisinde karşılıklı interaktif bir toplantı yapacağız, birisi konuşacak herkes dinleyecek gibi bir şey olmayacak. Sayın Müsteşar Yardımcımızın temel bir sunumu olacak. Onun üzerinden hep birlikte konuşacağız ve tartışacağız. Sorulara göre, toplantının gidişatına göre ben yine bilgi arz etmeye çalışacağım.

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un 28 Ocak 2012 tarihinde icra edilen Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi, Stratejik Lokomotif Sektörler "Tarım, Gıda ve Hayvancılık" Çalıştayı konuşması.

 

Haber Metni için Lütfen Tıklayınız

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3265 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3265