Yeni Suriye İçin
Altan ÇETİN
Prof. Dr. Altan ÇETİN
Yayın Tarihi : 5.6.2017
Yeni Suriye İçin
Suriye’de kurgulanan “Rojava” yapısı içindeki kantonlar Rus-ABD tandeminde gelişmeye devam ederken vekalet savaşçıları teröre karşı bir unsur olarak silahlandırılıyor. Birleşik Suriye düşündüğünü ifade eden yapılar Suriye’de oluşan parçalı haritayı özümsemiş görünüyor. Burada bir stratejinin yani yol haritasının uygulamada olduğu görülüyor. Strateji bir amaca ulaşmak için yararlanılacak olan yol haritası, politikalar ve taktikleri tespit olarak görülebilir. Amaca ulaştıran bütün faaliyetler bu kapsamdadır. Burada, “amaç” ile kast edilen gelecekte ulaşılması beklenen şeydir. Bu noktada ABD-Rusya’nın yol haritasının nihai amacı nedir? Suriye’deki terörü temizleyip sonra sevgili Suriyeliler ülkenizi terörden arındırdık, iç savaş da sonlansın ve özgür seçimlerle ülkenizi yeniden imar edin mi diyeceklerdir? Yoksa başka bir strateji/yol haritasının siyasi ve askeri taşlarımı döşenmektedir? Amerikalı diplomat, "PYD’yi stratejik bir müttefik olarak değerlendiren hiçbir yetkiliyi duymadım. Stratejik müttefiklik çok farklı anlamlar içerir. Yerel unsurların taktiksel olarak desteklenmesi bağlamında bakıldığında ikisinin anlamı çok farklıdır. IŞİD’e karşı operasyonlarda Suriyeli muhaliflerle de çalışıyoruz. Amaç birleşik Suriye" dedi. O vakit soru açık stratejiniz nedir? Birleşik Suriye dediğiniz şey Bosna gibi parçalara ayrılmış bir sınır bütünlüğümü içerecektir? Yoksa Irak’taki gibi özerk bölgelerde bağımsız bayrakla hareket eden unsurlar mı ortaya çıkacaktır?
 
PYD gibi bir gücün ABD’ye stratejik ortak olamayacağı işin doğası olarak ortadadır. Bu manada ortaklık ortak çıkar ve güç içeren devletlerarasında söz konusu olur. Silah vererek, ülkenizin bayrağı koruması altına aldığınız grupların stratejik ortak olamayacağı zaten aşikârdır. Taktiksel manada desteklemek noktasında neden belirli bir grup tercih edilmektedir? Pek çok yerel unsur arasında Irak’ta yapılan tercih neden Suriye’de tekrar etmektedir?
 
Bir yol haritasına göre Suriye’deki etnik ve mezhepsel yarılmaya yol açan dinamiklerin ki bunları Kürt ve Şii jeopolitiği merkezinde ABD ve Rusya destekli bir güç dengesi desteklemektedir, ortadan kaldırılarak, terör içerikli yapıların etkisizleştirilip Suriye’de iç savaşın nihayete ermesi, geçiş hükümeti ile yeni döneme doğru hazırlım sürecinin yaşanması bu süreçte Esedli veya Esedsiz bir tercih ile çalışılması, nihayetinde hür seçimler ile ülkede siyasi, sosyal ve ekonomik bütünlüğü ve istikrarı sağlayacak uluslararası toplumun kabul ettiği bir yeniden inşa sürecinin yaşanması tarzındaki bir yaklaşıma ABD ve Suriye stratejilerinin ne kadar tekabül edip etmediği, bu cümleden Türkiye’nin Suriye stratejisi ile bunların ne kadar uyuşabildiği gibi karmaşık sorular ve sorunlar söz konusudur. Rusya’nın burada nüfuzunu arttırıp ABD’yi bölgede dengelemek, Beşşar Esad ile yola devam etmek, İran-Rusya-Çin bağlamında bir Suriye güç dengesi kurma stratejileri ABD’nin bölgedeki beklentileri ile çatışır gözüküyor. Buna mukabil terör kavramı çerçevesindeki mücadele konusu ise tarafların üstünde mutabık kalacakları bir konudur. Bu konu her aktör açısından son derece kullanışlı ve verimlidir. Zira hepsinin bölgede yer almasını meşrulaştıran yegâne sebep terör odaklı oluşumların buradaki varlığıdır. Bu bakımdan herkes kendi yol haritasına bağlı olarak taktiksel olarak sahada yakınlaşmalar ve çatışmalar yaşamaktadır. ABD-Rusya mutabakatının terör hedefli uzlaşmasının tevlit ettiği ve bizim açımızdan sıkıntı doğuran ikinci konu ise PYD hususundaki hemfikir olmalarıdır. Her iki güçte kendi bayrağı altında bizim terörist gördüğümüz bu yapıyı destekleyerek hayat alanı açmak hususunda birlikte hareket ettikleri görülmektedir.     
 
ABD’nin taktiksel desteklediği PYD aynı zamanda Rusya tarafında da korunmaktadır. Taktik, strateji uygulanırken kullanılan teknik çözüm yöntemleri ise bu bakımdan ABD-Rusya’nın Suriye stretejilerinden bu manada örtüşen bir durum mu vardır sorusu akla geliyor. Bu bakımdan mesele analiz edilirken Rusya ve ABD’nin umumi Ortadoğu stratejisi içinde Suriye’nin yeri nedir ve nasıl bir Suriye stratejik amaçlara hizmet edecektir. Rusya ve Çin’in önünü kesip İran’ı devre dışı bırakıp İsrail’i güven içinde tutmak noktasında PYD bir taktiksel unsur mudur, yoksa orta ve uzun vadeli bir gelişmenin parçası mıdır? Aynı diplomat "PYD’ye şunu çok açıklıkla ifade ettik ki Suriyeli Araplar, Türkmenler, kimi yerlerde Kürtler, güvenli olduğunu hissettiklerinde bu yerlere geri dönebilmeliler. Kuzey Suriye’de kalıcı çözümün oluşabilmesi için IŞİD’le savaşan yerel unsurların başarılı olması gerekir ancak bunlar demografik yapıya saygılı olmalıdırlar.” tespitiyle Suriye içindeki aktörlere olduğu kadar Türkiye’nin endişelerine su serpmeye çalışan bir gayret içindedir. Irak’taki durum meselenin günü sonunda hiç de öyle olmayacağını göstermektedir.“
 
Suriye’de bir stratejiden yoksun aktörler yoksa taktiksel hamlelerle stratejik boşluğu doldurmaya mı çalışmaktadırlar. Esed gitsin, demokrasi gelsin heryer cennet olsun tarzı naif bir bakış açısının temellendirilebilir olmaktan çok bölgede iştihası olan güçlere alan açtığı ortadadır. Bu karmaşa içinde görünen odur ki muhalifler ya da Esed rejimin insiyatif alacağı tüm senaryolar olaya dâhil aktörlerin bir kısmını memnun etmiyor ve meşruiyet ve makuliyet zemini olmayan planlar her defasında berhava olup gidiyor. Bu arada kan dökülmeye, masum kadın ve çocuklar öldürülmeye devam ediyor. Toplantılar birbirini Cenevre-Astana bağlamında sürdürüp giderken Suriye içten içe yanan ve çöken bir binaya benziyor.
 
İslam Dünyası bu bağlamda İslam Dayanışma Örgütü, Arap Ligi gibi kurumlar İslam Dünyasının bu meselesinde kendi söküğü diken konumunda olamıyorlar. Örneğin tüm tarafların kabulleneceği muhtelif ülkelerden tespit edilecek bir teknokrat geçiş hükümeti tamamen tarafsız bir bağlamda çatışmayı sonlandıracak bir seçim-anayasa ve yeniden inşa sürecine üstlenebilse bu konu kendi stratejik hesap ve çıkarlarının peşindeki aktörlerin pençesinden Suriye’yi kurtarıp kendi sahiplerine teslim edebilse mesele çözülebilir. Tarafları karşı karşıya getirip dağılmak suretiyle sürüyormuş gibi görünen diplomatik süreç uzlaştırılması imkansız aktörler yerine meşru ve kabul edilmiş bir heyetle bölünmemiş bir Suriye’yi yeniden inşaya girişebilirler. Mesela Boşnak, Kazak, Malezyalı ve Mısırlı, Cezayirli gibi unsurlardan teşkil edilecek bu yeniden inşa hükümeti Suriye Halkı için Yeni Suriye sloganıyla bir yıllık bir çalışma planını uygulayıp işin sonunda seçilmiş meşru Suriye hükümetine vatanlarını ve devletlerini teslim edip ülkelerine dönebilirler. Tüm bunlar “hür dünyayı” da razı etmek adına mümkünse BM gözetiminde gerçekleşebilir. İslam dünyasında bu irade ve güç var mıdır? İran, Suudi Arabistan ve Türkiye böyle bir plana gerçekçi destek verebilirler mi? Çok mu çılgın bir fikir? İnanın Suriye’nin parçalanıp, Kürdistan’ın bir parçasının daha teşkil edilip, akan kanın devam etmesinden daha çılgın ve rezil değil. ABD veya Rusya’nın ucuz ve hızlı zaferi için Suriye’nin mahvolmasında daha çılgın hiç değil. Hayal etmeyenlerin geleceği de olamıyor ne yazık ki mehdi beklemeye devam eder dururuz.
 
Kurgulanan sınırlara hapsedilmiş bölgemizde şimdi Rakka’ya başlayan YPG destekli operasyon sonrası gelişmeleri göreceğiz. Kerkük benzeri sonuçların doğmaması ise umut edilen bir durumdur. Musul operasyonu sonrası Rakka’da da Daeş’in etkisizleştirilmesi terör üzerinden söz konusu olan uzlaşmayı nasıl etkileyecek ve Suriye’nin bütünlüğü içinden bu krizden çıkmasına etkisi ne olacak bunu gelecek günler gösterecektir. Taktiksel terör vekaletçisi kullanmak bakalım barışa hizmet edecek mi göreceğiz; Aynu’l-Arab benzeri gelişmelerin vaki olması ise maalesef muhtemellerin başında yer alıyor. 
 
İlgili Döküman İçin Tıklayın
Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC