Yunanistan için Yapılan At Pazarlığı
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 28.10.2011
Yunanistan için Yapılan At Pazarlığı

AB yetkilileri sonunda Yunanistan ile ilgili hayati bir karar aldı. Uzun yakarış direniş ve müzakerelerin ardından dünyanın belli başlı bankaları hesabına alınan bu karar, mali tarihin bu karamsar dönemecinde fevkalade önemli. Şimdi Yunanistan borçlarının %50 si görmezden gelinecek ki, AB nin 30 yıllık üyesi kalanını ödemekte zorlanmasın.

 

“Köpeği Öldürene Sürükletmek”

Bankalar esas itibarı ile borçların %40 ını affetmeye zaten hazırdı. Ama Yunanistan tepe taklak giderken, yarattığı heyelan tehdidi, başta IMF olmak üzere,  Almanya ve Fransa’yı fena halde ürkütmekteydi. Pamuk eller cebe girse bile hem yetmedi, hem de sanırım biraz da fütursuzca borç veren bankalara her kes bir ders vermek istedi. IMF nin borçların %75 inin, AB liderlerinin ise %60 ının silinmesi teklifi ile iş tam bir at pazarlığına döndü. Ama nihayet ölümü teklif etmekten çekinmedikleri bankaları sıtmaya razı ettiler. %50 uzlaşması işte böyle hayata geçti.

Borç silmenin veya sildirmenin ahlaki tehlikesi(moral hazard) büyük. Ya her ülke yeterince çıngar çıkarır, hem suçlu-hem güçlü bir şekilde ortalığı yakar yıkar ve faturayı başkalarına kesmeye başlarsa ne olur? Ama şimdi fatura kısmen kendilerine çıkan hesapsız kitapsız bankalar, bundan böyle daha dikkatli olurlarsa Yunanistan gibi örnekler bir daha olmaz diye düşünmüş olmalılar. Tabii bankaların tedbirsizlikleri ve özensizlikleri de ahlaki tehlikenin bir başka boyutudur. Onlar da nasılsa çökeriz ve bizi devletler kurtarır mantığı ile hareket etme alışkanlığından vazgeçmeliler. Kararı, Uluslararası Finans Enstitüsü, ilgili bankalar adına çarnaçar kabul etti. Kabulün pazarlıklar sonunda gönüllü olduğu ifade ediliyor. Ama belki Bankalara yönelik bir tehdit ve/veya ödül vaadi de vardır işin içinde. Onu bilemeyiz.      

 

Büyük Kediler ve bir Fare

AB nin dev ülkeleri bunca zaman Yunanistan ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynadı. Syntagma meydanında kırılmadık cam, yakılmadık bidon ve coplanmadık insan kalmadı. Ama Yorgo Papandreu üslubunu ve sakin duruşunu hiç kaybetmedi. Evet, Yunan halkını kemer sıkmaya, itidal üzere kalmaya yaptığı çağrılar, çok ikna edici gibi gözükmedi. Ama AB ortaklarına veya bankalara karşı saldırgan bir tavır takınmadı. Sanırım denklerini ikna gücü bu bakımdan iyiydi. Bu nedenle, işte o kediler, kıskıvrak yakalanan fareyi yutmadı, tam tersine ağzına gerekli olan peyniri bulup verdi. 

Tabii Eurozone, kendi hesabına yeni bir mükellefiyet de üstlendi. Bugüne kadar salma ile Yunanistan’a doğrudan gönderdikleri Euro’cuklara ilaveten, bir de Eurozone’nun geri kalan üyelerini, muhtemel bir yangından korumak üzere,  Avrupa Mali İstikrar Kolaylığı( European Financial Stability Facility) aracılığı ile 1 milyar Euro’luk bir “Yangın Duvarı”(Fire Wall) oluşturmaya karar verdiler.   Bu fon, hem muhtemel kayıpların %20-30 unun sigortası, hem de bir tür “özel amaçlı yatırım aracı” olarak kullanılacak. Henüz nasıl kullanılacağı belli olmamakla birlikte, Eurozone’u dağıtmadan yola devam etmenin mümkün olması için dâhiyane yöntemler bulacaklarına eminim. İş ki Yunanistan verimkâr olsun ve başka ülkeler, gelinen noktadan ders alsınlar. 

 

Agora’ya Davet

Şimdi artık Yunanistan pazarı her türlü yapıcı teklife açık. Dahası var bizzat kendileri birilerine fon talebi ile gidiyor.  Başvurulan ülkelerden biri Çin, diğeri ise Katar. Körfez ülkelerinin Yunanistan’ın kurtarılması için gereken mali olanakları sağlaması imkânı hususuna Haziran 2011 de TASAM sayfasında yayınlanan “Yunanistan için Önce Toplumsal Uzlaşma Gerek” başlıklı yazımda yer vermiştim. Şimdi Katar’a Yunanistan’ın yaptığı başvuruyu bu bakımdan makul buluyorum. Yine o yazımda “El- Rum” suresine atfen, Arap’ların Yunanlılara duydukları sempatiden dolayı yardımı esirgemeyebileceklerini ifade ettiğim için şimdi Yunanistan’ın Arap yatırımı beklentisinin boşuna çıkmayacağını düşünüyorum.     

 

Biz ne yapabiliriz?

Türkiye, hele Van depremi gibi büyük bir felaketin yaralarını sarmak durumunda olan bir ülke olarak, Yunanistan’a şu ana kadar sağladığı ticaret kolaylıklarının ötesinde bir imkân sağlamayabilir. Daha doğrusu Türkiye ne imkânı varsa, şimdilik bir süre kendi ekonomik istikrarının sürmesi için kullanmalı, fon çıkışlarını değil, fon girişlerini teşvik etmeli.

 

Ama beklenmedik bir şey yapabilir. Yunanistan’a Güney Ege’de veya Akdeniz’de Kıbrıs adasının Batısında birlikte doğal gaz arama teklifinde bulunabilir. “Piri Reis” nasılsa oralarda dolaşıp duruyor. Belki onlar da bir Hristo Reis yollayabilirler. Türkiye ortak proje tekliflerindeki öncülüğü ile Yunan ekonomisine ivme umudu verebilir. Bu Yunanistan için hem bir ekonomik katma değer perspektifi, hem de Kıbrıs’ın girişimlerine karşı bir Türk-Yunan dostluk kalkanı olabilir. Türkiye’nin yapacağı her işbirliği önerisi, Atina’da olumlu yankı yapacaktır. Unutmayalım orada hala Papandreu yönetimde. Bunu iyi değerlendirelim.  

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC