“Wall Street’i İşgal Edelim” Gösterilerinin Anatomisi

Makale

Hani o New York da ki Zuccoti parkta başlayıp önce ABD nin yüzü aşkın kentine, sonra da okyanusların ardındaki 82 ülkeye yayılan gösteriler var ya! İşte o gösterilerde, aç gözlü finansal kapitalizmi, şirketler dünyasını ve bankaları kurtaran yönetimleri yüksek sesli ama yıkıcı olmayan bir dayanışma ile kınayan kalabalıklar, bu slogan ile yönetimlere gözdağı verdi. ...

Hani o New York da ki Zuccoti parkta başlayıp önce ABD nin yüzü aşkın kentine, sonra da okyanusların ardındaki 82 ülkeye yayılan gösteriler var ya! İşte o gösterilerde, aç gözlü finansal kapitalizmi, şirketler dünyasını ve bankaları kurtaran yönetimleri yüksek sesli ama yıkıcı olmayan bir dayanışma ile kınayan kalabalıklar, bu slogan ile yönetimlere gözdağı verdi. Toplumun %99 ını temsil ettikleri iddiasıyla parklarda sabahlayan kalabalıklar, tek yürekten “şişman kedi” olarak nitelendirdikleri banka ve finans kurumlarını kendi sıkıntılarının baş sorumlusu ilan etti. “Şişman kediyi artık beslemeyelim” kalabalıkların başkaldırıda kullandıkları, bir başka dikkat çekici slogan oldu.  

 

Protestolar Yeni Bir şey Değil

Özellikle ABD ve AB dünyanın 1929 dan bu yana en büyük ekonomik krizini yaşıyor. İşsizlik ve özellikle genç ve okumuş işsizliği ve gelir dağılımı bozuklukları insanların ortak şikâyeti. İtalya hariç protestolar yıkıcı değil. Ama niyetleri ürkütücü: “Wall Street’i işgal edelim”, akıllarda, yüreklerde dertlere çare gibi telaffuz ediliyor. Daha fazla denetim istiyor, kapitalizmin sosyalleşmesi gerektiğini hep bir ağızdan hatırlatıyorlar.

Aslında dünyanın demokratik ülkeleri ve ABD de gösteri ve protestolara alışık. Son yıllarda genellikle savaş karşıtı olarak parklara, meydanlara ve sokaklara dökülen kalabalıkların, geçmişte ekonomik nedenlerle de seslerini yükselttiğini unutmayanlarınız vardır. Örneğin 1963 yılında “İş ve özgürlük için Washington’a yürüyüş sloganıyla yola çıkan 250.000 kişiyi ve onlara önderlik eden Martin Luther King’i hatırlatmak isterim. Evet, “Benim bir hayalim var” (I have a Dream) diye kalabalıkları adeta büyülü bir coşku seline dönüştüren King, o tarihte,  Afrika kökenli Amerika’lılar için özgürlük ve herkes için iş hayal ediyordu. Ama o zaman sadece ABD sınırları içinde kalan başkaldırı ve düzene isyan, şimdi okyanusları aştı. İnsanlar arasında bezginlik ve kader oydaşması köprüleri kuruldu.

 

Bir İyimserlik Notu 

2007 den bu yana yaşanan bir küresel kriz süresi itibarı ile henüz 1929 buhranının rekorunu kırmış değil. İnşallah tez sona erir. Ama şimdiki işsiz ve açın hali o günlerden daha zor; sorunlar daha derin; beklentiler daha yüksek ve çözümler daha karmaşık. Belki bu karmaşıklık biraz da insanların daha bilinçli olmasından kaynaklanıyor. 1929 buhranından dünyayı çıkarmaya katkıda bulunan,  kamu öncülüğü ve kamu harcamalarını devreye sokan Keynes’yen politikalar bile, bu bilinç ile sorgulanıyor. “Devletler ne zamana kadar ve kimleri destekleyecek?” ve “devletin ekonomik payının azaldığı günümüzde, bize kim iş verecek? Soruları sorulurken insanlar, “Bize iş verin ve şişman kedileri beslemekten vazgeçin” diye yöneticileri uyarıyor.

Biliyorsunuz dünyayı 1929 büyük buhranından, hem Keynes, hem de 2. Dünya savaşı kurtarmıştı. Ama şimdi “2007 den bu yana süren kriz o Keynes’i sorgulayan insanları, savaşa değil bir küresel dayanışmaya yöneltiyor. Birbirinin dilini, ihtiyacını bilen insanlar aynı şeyleri istiyor.  Bu da tüm olumsuzluklara rağmen iyimser kalmamızı gerektiren en önemli gelişme…

 

Önlemler ve Yönetimler

Başta ABD olmak üzere Batı demokrasilerinde meydanları dolduran kalabalıkların, Arap Baharının yaşandığı ülkelerden farklı olarak rejim değiştirme talepleri yok. Olamaz da.. Ama her ülkede, daha fazla gelir bölüşümü adaleti, daha etkin ve mağdurları gözeten politika talepleri var. Batı demokrasilerinin, Arap Baharından farklı olduğu bir başka önemli husus ta, bunlarda, taleplere cevap verecek bilgi, niyet ve kapasite olması. Aralarındaki temel anlaşmazlıları bir kenara kıl payı da olsa farkla bir kenara bırakıp, Yunanistan’a yardım etme kararı alan AB ülkeleri buna verilecek bir örnek. Almanya’nın sorumluluğu üstlenme kararı ve AB Merkez Bankasının sürekli politika üretme çabası da caba…

ABD ye gelince, orada talepler kadar, alınan önlemlerin, halk tarafından ne kadar anlaşıldığına dikkat etmek lazım. Eğer anlaşılırsa bu Barack Obama yönetiminin elini güçlendirmeye katkıda bulunacaktır. Önemli olan Zuccoti Park’taki kalabalıklara bu önlemleri anlaşılabilir bir şekilde anlatmak ve ikna olmalarını sağlayacak uygulamalara başlamak. İnsanlar ışığı görmeli.

 

Yasalar ve Uygulama  

Özellikle olayların patlak verdiği ABD, öyle sanıldığı gibi, her kesin her istediğini her an yapabildiği bir ülke değildir. Tarihinde, ekonomik krizlerden büyük yaralar alan bir ülkede de başka türlü olması beklenemez. ABD 2. Dünya savaşı hariç, bu güne kadar girdiği deniz aşırı savaşlardan pek ders almamış olsa bile ekonomik krizlerden ders almıştır. Bu bağlamda, elinde serkeş bir finansal kesimi kıskıvrak tutacak yasal düzenlemeler aslında bulunmaktadır. Bununla birlikte bugüne kadar durgunluk korkusu ile bunların bir kısmının uygulanmaması ve zamanla idari kapasitede ortaya çıkan aşınma ABD’yi bu hale getiren en büyük sorundur. Yine de, 2007 başlayan ve giderek derinleşen krizi aşmak için Obama yönetimi, Clinton’dan tam istihdam dengesini yakalamış bir dönem devralıp, onu dibe vurduran Bush yönetimine ağza alınmayacak lakırdılar söylemek yerine, itidalle yeni ve güçlendirilmiş yasalar çıkarmaya çalışmaktadır. İş kolay değil. Ama iyi yoldalar.

 

Volcker’den Dodd-Barney’e Finansal Denetim

Nitekim ABD de 2009 yılında, mali denetim sisteminde ciddi bir değişiklik kapsamı taşıyan yasa değişiklikleri önerilmiştir. Bizzat Christ Dodd ve Barney Frank adlı 2 senatörün öncülüğünde hazırlanan yasa, eski FED(ABD Merkez Bankası) başkanlarından Paul Volcker’in katkısı ile ABD finans sistemini daha iyi denetlenir hale getirmeyi öngörmektedir. “Wall Street Reform ve Tüketici koruma Yasası”   adını taşıyan yasa,  banka ve finans kuruluşlarının, özellikle spekülatif faaliyetlerini engellemeyi öngörmekte, anlaşılabilir bir denetimi, sistemin hizmetine sunma vaadi taşımaktadır. 2012 den itibaren uygulama etkinliği görülecek olan yeni yasa, mevcut bir çok düzenleyici kurumun yetkisini sınırlandırmakta, FED gibi bazılarının yetki sınırlarını genişletmekte, denetimler ve doğrudan müdahaleler için yeni kurumlar ihdas etmenin yasal zeminini oluşturmaktadır. Yine de önemli olan uygulama…

 

Her Banka Batsın Diye Bırakılır mı?

Yasa Paul Volcker’ın katkısı ile “Sistemik risk” tanımını yeniden yapmaktadır.  1929 buhranı arifesinde bir tek bankanın(Bank of New York) batması ile 10 yıl süren bir krize giren ve dünyayı da peşinden sürükleyen ABD de, hangi banka ve finans kuruluşlarının batmasına izin verilip, verilemeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Eğer birleştirmeler ve denetim ile kurtarma mümkün ise, niye batma seyredilsin ki? Üstelik eğer, banka batışları yaygın bir işsizlik dalgası yaratacak, mudilere paraları ödenemeyecek, emekli birikimleri tehlikeye girecek ve bu nedenle sisteme güven daha da çökecek ise elbette, sistemik risk taşıyan bankalara denetimli destek de verilmeye devam edecektir. Ama desteğin nereden finanse edileceği hususu önemlidir.

 

“Giyotin” Şakasından Uygar Adalet ve Sosyal Kapitalizm’e

“Halk ABD de bedeli biz ödemeyelim basiretsiz ve aç gözlü yöneticiler ödesin” diyor. Haksızlar mı? Hayır. Elbette haklılar. Şimdi yasal düzenlemelerin ve bizdeki BDDK benzeri kurumların bu işi takibe alması gerekiyor. Yoksa itiraz banka kurtarmaya değil.  Çöküntülerin bazı kedileri şişmanlatırken, çok sayıda insanı mağdur etmesine... Basiretsiz ve aç gözlü yöneticiler cezalanmalı. Amaç Wall Street’i de yıkmak, yakmak veya kapamak da değil. Dünya’nın finansal kalbinin orada attığını, Zuccoti parktaki insanlar da biliyor, onların dünyadaki destekçileri de.. Ama işin kara mizahı bu ya! Şimdi insanlar aç gözlüler için “Giyotin” bile istiyor. Birileri mutlaka cezalanmalı. Aslında bu da olmuyor değil. Ama adaletin hızla tecelli etmesi önemli..

Ayrıca ABD halkı yüksek gelirli kesimlerden daha fazla vergi alınmasını istiyor ve böylece aynı şeyleri isteyen Barack Obama’nın elini güçlendiriyor. Şimdi Cumhuriyetçilere de, bu zor zamanlarda kilitlenmeleri aşıp uzlaşmak düşüyor. Yoksa %58 i aşan bir Zuccoti Park desteği, 2012 seçimlerinde Barack Obama desteğine dönüşebilir.

Küresel Kriz krizden elbette, sosyal, adil ve sorumlu bir kapitalizm ile çıkılacaktır. Giyotin’le değil. Savaşlarla hiç değil. Bu ABD için de, gösterilerin cazibesine kapılan tüm coğrafyalar için de geçerlidir. Sorunları kana susamış kalabalıklar ve şiddet değil, güçlü bir tüketici koruma sistemi, alın teri ve uygar adaletin müşfik yaklaşımı çözecektir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263