Evlad-ı Fatihan Diyarı: Makedonya

Makale

Üsküp, Ohri, Manastır ve Rense, TASAM’ı öncülüğünde ve bir TASAM ekibi olarak geçtiğimiz haftalarda ziyaret ettiğimiz dört tarihi Balkan şehri. ...

Üsküp, Ohri, Manastır ve Rense, TASAM’ı öncülüğünde ve bir TASAM ekibi olarak geçtiğimiz haftalarda ziyaret ettiğimiz dört tarihi Balkan şehri. Başarılı bir konferans sırasında ve ardında kısa bir süre için de olsa o güzel toprakları ve o toprakların, kökleri tarihlere dayanan güzel insanlarını görmek fırsatını bulduk. Hala dimdik başlarını gururla sallıyor, güzel gözleri ile adeta özlem duydukları bir geçmişe dalarak, “bize iyi bakın hocam. Biz akıncı çocuklarıyız. Evlad-ı fatihanız.” Diyorlar. Kulağımın yabancı olmadığı, Balkan Türkçesini kendi aralarında Üsküp veya Gostivar aksanı diye ayırt ediyorlar. Ama hepsi aynı duyguların ve özlemlerin dilini konuşuyor.“Sakın bize Makedon demeyin. Biz Türk’üz” diyerek, gurur duydukları bir kimliği, giderek yükseldiğini söyledikleri etnik milliyetçilik tehdidine rağmen tekrarlamaktan asla çekinmiyorlar. Çok dilli bu yerlerde, konuşurken bir dilden diğerine geçerek adeta potpuri yapıyorlar.

 

Gönül Bağı

Atalarından kalan eserler Türkiye yardımı ile onarılıp ayağa kalktıkça çok mutlu oluyorlar. İster Murat Paşa Camii olsun, ister Üsküp kalesi veya Manastır’daki Hamidiye Caddesi, Türkiye’nin bir şekilde uzanıp dokunduğu her şey onları geçmişlerine, bulundukları topraklara ve Türkiye’ye gönülden bağlıyor.

 Vardar ovası yanı başımızda uzanıyor. Elimizde değil, herkesin dudaklarında aynı mırıltı… Ovayı yaran Vardar nehri sessiz sessiz akıyor. Ama biz hepimiz “sıla parası bile kazanamadan, gençliğini vatan uğruna feda eden bir ecdat için, yüreklerimizin derinliğinden dua ediyoruz. Bu duygu yoğunluğunu, Manastır idadisini hızla gezerken de yaşıyoruz. Kulaklarıma, içerimden, Mehmet Akif’in, “ Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır a(A)tanı; Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” dizeleri vuruyor.  Bir dönemin siyasi simalarının bitmek tükenmek ihtirası ve kendi aralarında düştükleri anlaşmazlıklar nedeni ile bir çırpıda vermek zorunda kaldığı bu toprakları gördükçe, gereksiz kişisel hırsların ve içine düştüğümüz anlaşmazlıkların nelere mal olabileceğini düşünüyor ve yeise kapılıyorum.

 Makedonya tüm tarihi ile bize aslında  “Bölünmez Bütünlük” diye bir şey olmadığının yaşayan kanıtı. Düşünün bir kere kaç kere bölünmüş ve bu hale gelmiş? Evet, gerçekten hiçbir yerde bölünmez bütünlük yok. Yapılması gereken şey, bozulmaması gereken birlikteliğe gönüllendirmek insanları.. “Birlik ve Beraberlik” sözde kalmamalı öze işlemeli. Bunu nasıl yapacaksak yapmalı, birbirimizden vazgeçmemeliyiz.     

 

Türkiye Model Değil Gurur

Orada sanki hepimizin kökleri Balkan’lardan… Hem o denli yakın, hem de o kadar uzağız. Önemle gözlediğim bir şey var. Türkiye’nin her başarısı onlar için bir gurur. Bir model arama dertleri yok. Bir mozaik’ in içinde, yıllarca bir Yugoslav modeli yaşamışlar. Savaş ve mücadelelerle her biri yeni bir bağımsız devlet olan Balkan ülkelerinden biri olmuş. Resmi adı hala tartışmalı olan Makedonya’da*, AB, üyelik hedefi ile model seçildiğinden, Türkiye onlara alternatif bir model olabileceği için değil, sadece ve sadece samimi bir gurur vesilesi olduğu için önemli ülke.. Ama şunu hemen belirteyim, bu gurur, sadece oradaki Türkler için değil, aynı zamanda, Makedon veya Arnavut Makedonyalılar için de geçerli. Ama demektir ki, Türkiye’nin ayağı bir tökezlerse, onların kalbi, gururu çok kırılır ve güvendikleri dağlara tepeleme kar yağar. Bu sıcak samimiyet hepimizi etkiliyor.  

 

Yakın İlişkiler

Uçakta giderken, yanıma Makedonya’ya deri almak için giden Kapalıçarşı esnafı düştü tesadüfen. Dönerken TAV’ın hizmete yeni açtığı İskender havaalanını daha iyi incelemek fırsatı buldum. Türkiye’nin Makedonya’ya verebileceği ve oradan alabileceği epey bir şey olduğunu gördüm. Çok Türk turist de var. Tur operatörleri Makedonya’nın UNESCO’ya dünya mirası olarak tescil edilmiş tarihi ve doğal güzelliklerini göstermeye seferber olmuş. Epey Makedonya kökenli insanımız da olduğu için onlar bu evlad-ı fatihan diyarına güle güle gidiyorlar. Bu Makedonya için bir kazanç tabii. Ayrıca Türkiye, orada STK lar ile iyi temsil ediliyor. TİKA gayet faal. Ayrıca Yunus Emre Vakfı, tarihi, kültürel ve ebedi derinliği sufi bir bütünleştiricilikle yerleştirme gayretinde. Türkiye Makedonya ilişkileri bundan olumlu etkilenir ve orada bulunan, kendini Türk olarak tanımlayan ve Türkçenin, dillerinde başka türlü güzelleştiği insanlar rahat ederler.

Ama evlad-ı fatihan’ı böylesine içten kucaklama ne kadar faydalı ise “mızıkayı mehteran” veya   “mehter marşı” edebiyatı da onlara bir o kadar daha zararlı olabilir. Tevekkeli,  boşuna artan Makedon veya Sırp milliyetçiliğinin verdiği rahatsızlıktan söz etmediler. “Yalnız değilsiniz” mesajını verirken, yalnızlaşmalarına neden olmamalıyız. Onların umudunda, şimdi bir de AB ve AB vatandaşlığı var. Bu açıdan Sayın Başbakanın buna önemle vurguda bulunması ve “Makedonya Türkiye’den önce AB ye girer demesi” çok iyi oldu.  Her yerde olduğu gibi burada da hassasiyetleri kollamak önemli. Osmanlı hoş bir miras; Ama Osmanlı zor bir miras.    

 Makedonya küçük bir ülke.. Nüfusu sadece 2 milyon, kişi başına milli geliri 4400 Dolar. Okur- yazarlığı ve bilgeliği yüksek bir halk var orada. Gelir dağılımı eşitsizliği orda da sorun. Zaten bu da muhtemelen artan milliyetçilik akımları ile gelebilecek sıkıntıların nedeni. Bu sıkıntıların habercisi ise 2010 yılı itibarı ile %37 oranında seyreden yüksek işsizlik oranı ve nüfusun %28 inin yoksulluk sınırının yani günde 2 Dolar’ın altında bir gelir ile yaşıyor olması. TASAM olarak önümüzdeki yıllarda Balkan ülkeleri ve Türkiye olarak,  Balkan Beşeri Kalkınma konularına yoğunlaşma önerimiz iyi oldu. Coşkulu bir kabul de gördü. Gündem belirledik.

.

Bir Resmi Ziyaretin Ardından

Ben bu satırları biraz gecikerek yazıyorum. Geçen haftanın yoğun gündemi, Filistin ve Kıbrıs derken Makedonya izlenimlerimi TASAM sütunlarında aktarmam gecikti. Ama önemli konular nasılsa hiç gündemden inmiyor. Nitekim biz Makedonya’dan döneli çok olmadı. Ama Sayın Başbakan, sanki izlerimizin üzerinden Makedonya’ya gitti. Meydanları dolduran kalabalıklar, resmi ziyarete samimi bir coşku ile tepki gösterdi. Evlad-ı Fatihan yekvücut Başbakanla ve televizyon ekranlarından bizle buluştu. Kendimizi daha hala orada gibi hissettik. Gostivar hariç, Üsküp ve Ohri’yi yine hatırladık. Biz oralardan, güzel ülkelerinde mutlu yaşamaları dileği ile ayrılmıştık. Aynı dilekleri farklı cümlelerle Sayın Başbakan’ın ağzından duymak güzeldi.


* Yunanistan, hala, Makedonya’ya FYROM(Former Yugoslav Republic of Macedonia) demekte ısrarlı

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263