Erişti Eyyam-ı Gamlı Hazan

Makale

Şair’in “Derde düşmem bu bahar bir gül açılmazsa bile; Rengin, ıtrın yetişir bahçemi doldurmak için” dediği gibi, kimse bu yıl Arap baharından bir gül beklemedi. Ama “taze bahar”ın üzerinden uzun kavurucu bir yaz geçti. Nihayet gamlı hazan günlerine eriştik. Gül şöyle dursun, yasemin devrimi ne koku bıraktı, ne renk. Tunus yine belirsiz… Sessiz sedasız bir şeyler kotarıyor gibi… ...

Şair’in  “Derde düşmem bu bahar bir gül açılmazsa bile; Rengin, ıtrın yetişir bahçemi doldurmak için” dediği gibi, kimse bu yıl Arap baharından bir gül beklemedi. Ama “taze bahar”ın üzerinden uzun kavurucu bir yaz geçti. Nihayet gamlı hazan günlerine eriştik. Gül şöyle dursun, yasemin devrimi ne koku bıraktı, ne renk. Tunus yine belirsiz… Sessiz sedasız bir şeyler kotarıyor gibi… Devrim ateşini tez bulup çabuk kaybetmiş gibi.. Öte yandan Tahrir meydanı yine karışık.. Bahane, ama reformlar, ama İsrail. “Devirdik. Haydi, artık çalışalım da ülkeyi düze çıkaralım” yok. Nasılsa dış yardıma dayanırız olur biter der gibi bir halleri var..   Libya’da ise meşakkatli yol bittiği yerde yeniden başlayacak gibi…

 Evet, bu üç ülkede bir devir yıkıldı. Yine şairin dediğince “insin hele bir perde o devlerdeki hınca; Haklar çıkacak karşına meydan açılınca” beklentisindeydi çoğumuz. Bütün yaz bir şeylerin biçimlenmesini bekledik. Bazıları için “Yangınla kanın sildiği âleme bu kinden; Bir taze cihan yükselecek kendiliğinden”  umudu teselli oldu. Ama olaya gerçeklerin gözlüğünden bakanlar, Arap coğrafyasında, ilerici atılımları tetikleyecek, aydınlık yarınlara öncülük edecek müktesebat eksikliği olduğunu görüp “mağlup ile galip bu kızıl sahnede birdir; Ufkunda bu cengin doğacak aynı fecirdir” demeye başladı bile...

Ne ve Ne zaman değişecek?

“Bu işler aceleye gelmez. Önce seçimler lütfen” diyebilirsiniz. Ya geçim? Mısır’da halkın %20 yoksulluk sınırında yaşıyor. 2008 de ekmek kuyruklarında ölenler, “özgür olunca” aç kalmaya razı mı? Mısır’da işsizlik resmi verilerle %12. Ama özellikle genç ve okumuş işsizlerin çalışabilir nüfus içindeki payı %40 a varıyor. O saatli bomba hep orada olacak. Onlar Tahrir meydanında gelecekleri için gündem belirlerken geleceklerinden zaman çaldıklarının farkında bile değiller. Tunus’da da halkın %22 si günde 2 Dolar’dan daha az bir gelirle yetinmek durumunda. Yasemin devrimi o çaresizlere henüz ulaştı mı? Sanmıyorum.

Ya petrol zengini Libya! Hollanda’dan daha az yoksulu olduğunu ilan eden, yoksulluk sınırında yaşayanların nüfusun sadece %7,6 sı olduğu iddia edilen Libya’da muhalifler neyi değiştirecek? Belki önce istatistikleri düzeltmeleri gerekir. Ama rakamlara gelinceye kadar, önce yıktıklarını kendi başlarına yapmaları,  vaktiyle kan dökerek aldıkları bağımsızlıklarını bir kez daha kaybetmemeleri gerekecek. Bundan böyle petrol daha fazla Libya’lılar için akmalı. “Libya tatlısı”(Libya Sweet) önce Libya’lıların kursağına aş olarak girmeli Fransa’nın, İtalya’nın veya başka ülkelerin petrol şirketlerinin ceplerine değil. Ama her şeyden önce akmaya başlamalı. Bu yetmez, akan petrol, tüten doğal gaz, kavgaya değil, eğitime, sağlığa ve modern kurumların kurulmasına katkıda bulunmalı. Jibril ve Celil’in işleri hiç kolay değil.

Yapmada Birlik Olabilecekler mi?

Yıkmada birlik olan insanların yapmada uzlaşamadıkları görülmemiş bir şey değil. Hem de bunu demokrasi ile becermek değme demokratik ülkede bile zordur. Bu tuzağa en fazla aday olacak halkları barındıran Arap coğrafyası, bir “yeniden yapılanma” know-how’ı yaratırsa, dünyayı utandırır. Ama o günler ne zaman gelecek acaba? Şimdi moda deyim ile “iyi yönetişim” in temelleri için önlerinde Eylül’den Kasım’a 2 ay var.

Belki bölgesel dengeleri kollarken, Türkiye bu yönde örnek olabilir ve olmalıdır. Ama tabii, iktidar ve muhalefet arasındaki uçurumları söz düelloları ile büyütmeden. Yönetişimi demokratik kanalları daha fazla çalıştırarak ve üslubu bozmadan yerleştirerek...

Hafıza-yı Beşer

Ama özellikle bir bağımsızlık başvurusu öncesinde, her ikisine de eşit mesafede durarak, El-Fetih ve Hamas’ın yeniden birbirine düşmesini engellemek Türkiye için iyi bir misyon olabilir tabii... Bunun ötesinde, şimdi Türkiye’ye alkış tutanların onu ilânihaye ağabey olarak görmek isteyeceğini hiç sanmam. Şimdi işlerine geldiği için bunu yapıyorlar. Ayrıca her yürekte bir aslan yatar. Örneğin Mısır’da şu anda, eğitimlerini yurt dışında almış askerler var. Gün olur abartılı sevgi ve ilgiden gocunabilirler. Onun için özellikle Gazze gibi konularda onlara geniş manevra alanı bırakmak fevkalade önemli ve isabetli..

Ayrıca, İncil ve Tevrat’a dayanan sürtüşmeleri bile hala çatışma malzemesi yapan bir coğrafyanın insanları(buna İsrail de dâhil elbette), Merc-i Dabık veya Ridaniye’yi unutmuş olabilir mi?  Bunu da sanmıyorum. İslam ortak payda mı? Yeni bir halife mi bekliyordu hepsi de buldular?  

Yok yok. Orta Doğu coğrafyası ulusal kimlikleri içinde çözmeli sorunlarını.. Birbiri ile işbirliği ve dayanışma içinde yaklaşmalı çözümlere.. İdeolojik payda ve kamplaşma arayışı ile değil. Kitleleri parmağı ile yönlendirecek birileri her yerde çıkar. Hele işsiz ve umutsuz insanları olan yerlerde… Onun için itidal, temkin ve mesafeli saygın duruş her zaman iyidir. Bilirsiniz turpun sıkından seyreği de iyidir.  Evet, şu anda Türkiye bir sörf dalgası yakalamış gözüküyor. Yine de sörf tahtasına dikkat edelim, rüzgârın yönüne de…

 


* Faruk Nafiz Çamlıbel, “Heyecan ve sükûn”

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263