3. Uluslararası Balkan Kongresi Başkan Şensoy’un Açılış Konuşması
Süleyman ŞENSOY
Süleyman ŞENSOY
TASAM Başkanı / Chairman
Yayın Tarihi : 24.4.2009
3. Uluslararası Balkan Kongresi Başkan Şensoy’un Açılış Konuşması

3. Uluslararası Balkan Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 28.04.2010, Tekirdağ

 

Öncelikle Kongre'nin planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde emeği geçen TASAM ailesine, Dışişleri Bakanlığına, Tekirdağ Valiliğine, Tekirdağ Belediyesine, Namık Kemal Üniversitesine, TÜBİTAK'a, iş birliği içinde ça­lıştığımız kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum.

Balkan Kongreleri süreci kamu diplomasisi açısından proaktif bir süreç­tir. Bu kongreler süreci üç yıl önce başlatıldı ve bu yıl üçüncüsünü yapabile­cek düzeye gelindi. Uluslararası ilişkiler ile ilgili toplantılar ve çalışmalar ge­nellikle İstanbul'da ve bazen de Ankara'da icra ediliyor. Balkan Kongreleri Projesi ile uluslararası ilişkiler kültürünü İstanbul ve Ankara merkezlerinin dı­şına çıkardık ve bir Balkan şehri olan Tekirdağ'da Balkan Kongreleri sürecini 2008 yılında başlattık. Benzer kongreler sürecini Ortadoğu ile ilgili olarak Di­yarbakır'da, Karadeniz-Kafkas hattı ile ilgili olarak da Karadeniz bölgemizde­ki bir ilimizde gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

11 Eylül 2001'den sonra gittikçe daha fazla netleşmeye başlayan çok ku­tuplu dünya sistemi, tarihte şimdiye kadar eşi benzeri hiç görülmemiş bir güç dağılımı ortaya koyuyor. Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi SSCB ve ABD merkezli iki kutuplu sistem ya da Soğuk Savaş sonrasında 11 Eylül 2001'e ka-darki süreçte yaşanılan ABD merkezli tek kutuplu sistem günümüzde mevcut değil. Dünya çok kutuplu bir sisteme doğru gidiyor. Bu gidişat içinde güç den­gesi ve dünya iktisadi pastasının ağırlıklı olarak Batı'dan Doğu'ya doğru kay­dığını ve tarihte ilk defa benzer teknolojik donanım ve insan kaynağına sahip güçlerin büyük bir rekabet içine girdiğini görüyoruz. Bu rekabet ve çok bilin­meyenli denklemler içerisinde politika üretmek, geliştirmek, uygulamak ve po­litika önceliklerini iyi tespit edip birbirine karıştırmamak en büyük gereklilik.

Bütün uluslararası resmî ve sivil kuruluşların bu sürece uyum sağlama konusunda bir travma yaşamakta olduğunu görüyoruz. Ülkemiz resmî ve si­vil kurumlarıyla birlikte yeni durumu mümkün olduğu kadar erken fark edip bu sürece hızla uyum sağlamaya çalışmaktadır. Ülkemiz ve milletimiz, Avru­pa Birliğine katılmayı dış politikanın birinci önceliği olarak tutmakla ve koru­makla birlikte, diğer öncelikleri millî menfaatlerimiz temelinde birbirleriyle çe­liştirmeden ve çatıştırmadan kendi içinde başarılı biçimde uygulamaya çalışıyor.

Balkanlar bu yeni çok kutuplu güç sistematiği içerisinde hem kendisi açı­sından, hem bölge dışı aktörler açısından hem de küresel güçler açısından çok büyük önem ifade ediyor. Çünkü Balkanlar, Avrupa kıtasının istikrarı ve gü­venliği için ve Avrupa Birliği bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde devam et­mesi için hayati önem taşıyor. Bölgede meydana gelen ve gelebilecek çatışma­lar, hem kıta Avrupa'sının istikrarını ve güvenliğini bozuyor hem de Avrupa Birliği bütünleşme sürecini olumsuz engelliyor.

Balkanlar, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakere sürecini devam ettir­mekte olan Türkiye için de çok önemli bir bölgedir. Balkanlar'ı Türkiye için önemli kılan neden, Türkiye'nin coğrafi olarak bir Balkan ülkesi olması değil­dir sadece. Bunun yanında Türkiye'nin Balkan ülkeleri ve milletleri ile çok de­rin tarihsel ve sosyokültürel bağları mevcuttur. Bu canlı bağlar, bölgeyi Türki­ye için vazgeçilmez kılıyor. Bölge'nin jeopolitik konumu, Balkanlar'ı Türki­ye için önemli kılan bir başka nedeni oluşturuyor.

Giderek gelişen çok kutuplu sistem aynı zamanda bölgesel bütünleşme süreçlerini hızlandırıyor. Çünkü büyük ve zorlu rekabet ortamında özellikle küçük ölçekli ülkelerin tek başlarına bu rekabete dayanmaları giderek zor bir hal alıyor. Bu nedenle tüm dünyada Avrupa Birliği'ni model alan yeni bölge­sel bütünleşme süreçleri yaşanıyor: Afrika'da, Latin Amerika'da, Asya'da gü­venlik, siyaset ve ekonomi temelli çok ciddi, çok hızlı ve çok büyük bölgesel bütünleşmeler kuruluyor.

Fakat bütünleşme süreçlerine mukabil aynı zamanda mikro milliyetçili­ğin de hızla artmakta olduğunu ve birçok ülke açısından sorun teşkil etmeye başladığını görüyoruz. Ülkemizde ve bazı Avrupa ülkelerinde benzer sorunlar yaşamaktayız. Bölgesel bütünleşme ve mikro milliyetçilik, zıtlık içinde bir arada gelişiyor.

Özellikle dünyada büyüyen mali kriz ortamında mikro milliyetçilik daha da gelişiyor. Çünkü ekonomik krizler ve ekonomik sorunların yaşandığı dönemler­de kitlelerin refah seviyesi düşüyor ve refah seviyesi düştükçe kitleler daha ra­dikal politikalara yöneliyor ve bu şartlarda mikro milliyetçilik hızla gelişiyor.

Mikro milliyetçilikten özellikle Balkanlar son yüzyılda çok çekti. Bunu, Balkan ülkelerinden gelen dostlarımız çok daha iyi bilir. Önümüzdeki dönem­de mikro milliyetçiliğin Balkanlar'da tahribat yapmaması açısından bölge ül­keleri birlikte hareket edip önlemler almalıdır. Bu durum, sadece bölge ülke-lerinin değil, aynı zamanda tüm kıta Avrupa'sının güvenliği ve istikrarı için önem taşıyor. Çünkü mikro milliyetçilik hem Balkanlar'a hem de tüm Avru­pa'ya zarar veriyor.

Türkiye, henüz Avrupa Birliğine ve NATO'ya üye olmamış olan Balkan ülkelerinin ilgili yapılara üye olmalarını destekliyor. Çünkü Türk dış politika­sına göre, Balkan ülkelerinin güvenliği, refahı ve çok kutuplu sistemde reka­bet edebilmeleri için bölge ülkelerinin Avrupa Birliğine ve NATO'ya üye ol­maları önem arz etmektedir.

Şüphesiz burada Türkiye açısından bir handikap söz konusu olabilir: Av­rupa Birliği genişleme sürecinin Türkiye sınırına kadar gelip durması gibi bir durumla karşı karşıya kalırsak, "ne olacak" gibi bir soruyu Türkiye açısından sormak gerekir. Ama Türkiye; geliştirdiği çok yönlü politikalar, Asya, Afrika, Latin Amerika, Karayipler, Ortadoğu ve tabii ki Balkanlar bölgelerinde kurdu­ğu ilişkiler ağı ve Avrupa kıtasında geliştirdiği dengeli politikalar sayesinde böyle bir yol kazası olması durumunda bile herhangi bir ciddi travmaya uğra­madan yoluna devam edebilecek güce ve kabiliyete sahiptir. Bununla birlikte, olumlu bir bakış açısıyla da, Türkiye'nin, Balkan ülkelerinden önce veya son­ra Avrupa Birliğine katılacağını öngörüyorum.

İçinde bulunduğumuz küresel mali kriz, politik alanda radikalleşmeyi ar­tırdığı gibi, ekonomik alanda rekabet gücü olmayan ülkeler açısından çok bü­yük dezavantaj teşkil ediyor. Özellikle Avrupa Birliği'ne katılan son 12 üye ül­kede bu problemi ciddi olarak görüyoruz.

Avrupa Birliği refah ve zenginlik dağıtan bir mekanizma ve sistem olarak algılandı. Fakat bu algılamada yeni yeni bazı kırılmalar yaşanıyor. Yani, tozpem­beye kaçan yaklaşımların iki nedenden dolayı gerçekleştirilemeyeceği görünü­yor. Birincisi; Avrupa ekonomisinde günümüzde iktisadi pasta çok sınırlıdır ve giderek Doğu'ya doğru kaymaktadır. İkincisi ise; Avrupa Birliğinin ilk 15 üye­sinin birçoğu güçlü devletlerdir. Bu devletler, çok güçlü sektörlere ve şirketlere sahipler. Avrupa Birliğine sonradan üye olan küçük ölçekli devletler ise Avrupa Birliğinin güçlü devletleri ile rekabet etmede çok zorlanıyorlar ve hali hazırda dünyada yaşanılmakta olan mali kriz ortamında büyük zarar görüyorlar.

Bu durumda Balkan ülkelerinin yapmaları gereken, hem Avrupa Birliği ile olan ilişkileri sıkı tutmak hem kendi reel politik koşullar içerisinde diğer ül­kelerle ilişkilerini sağlamlaştırmaktır. Balkan ülkeleri, Batı ile Doğu arasında bir köprü vazifesi gören ve bölgesinde önemli bir güç haline gelen ve küresel bir güç olmasa da belli küresel sorunlarda aktörlük yapabilen Türkiye ile iliş­kilerini daha da güçlendirmelerinin doğru olacağı kanaatindeyim. Türkiye ile

Balkan ülkeleri arasında ekonomik, politik ve toplumsal ilişkilerin ve iş birli­ğinin geliştirilmesi, uluslararası güç dengeleri içerisinde Balkan ülkeleri açı­sından önemli bir denge ayağı oluşturacağını düşünüyorum.

Bu anlamda, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının katılımıyla yapmış olduğumuz bu kongrenin, bölgede ilişkilerin güçlü bir şekilde geliştirilmesi konusunda ortak aklı ortaya çıkaracak bir sonuca varmamız açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

Kongremizin üçüncü gününde Balkan İletişim Ağı (Balkan Network)'nın yıllık toplantısını konferans şeklinde düzenleyeceğiz. Balkan Network, 2005 yılında Dışişleri Bakanlığımız Stratejik Araştırmalar Merkezi inisiyatifi ile başlatılan bir süreçtir.

Balkan ülkelerindeki çok önemli düşünce kuruluşlarının katılımıyla ku­rulmuş bir platform olan Balkan Network'un dönem başkanlığını ilk üç yıl Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan'dan düşünce ve araştırma kuruluşları yü­rüttü. Gelinen noktada, karşılıklı olarak konuşup tartışıp aramızdaki iş birliği­nin önümüzdeki dönemde çok daha sağlıklı ve nitelikli hale nasıl gelebilece­ğini tespit etmemiz gerekiyor. Kongre çalışmamızın 3. gününde yapacağımız Balkan Network toplantısında ortak aklı buluşturarak önemli kararlar alacağı­mızı düşünüyorum.

Türkiye son dönemde bir bölgesel güç olarak şekilleniyor ve bazı konu­larda küresel aktör olmaya çalışıyor. Türkiye, hem bölgesinde bir güvenlik so­runu yaşanmaması için hem kendi ekonomik ve sosyal refahını artırmak ve sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımız ve diplomatlarımız çok önemli misyonlar üstleniyor.

Kongremizin üçüncü yılında da bizi yalnız bırakmayan Belgrad Büyükel­çimiz Sayın Süha Umar Beyefendi aramızdalar. Sayın Umar, Sırbistan gibi belli konularda özellikle son dönemde çok ciddi problemler yaşadığımız bir ülkede Dışişleri Bakanlığımız öncülüğünde çok önemli olumlu mesafeler kat etti. Ülkemiz ve Sırbistan-Türkiye ilişkilerinin gelişmesi için yapmış olduğu değerli hizmetler için şahsım ve kurumum adına şükranlarımı arz ediyorum. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden teşrif eden eski Başbakan Sayın Hakkı Atun Beyefendi de aramızdadırlar.

Hep birlikte burada konuşacağız, tartışacağız ve Balkanlar için faydalı sonuçlar üreteceğiz. Balkan ülkelerinden gelen misafirlerimizi ve ülkemizden katılan kuruluşları burada görmekten büyük memnuniyet duyduğumu tekrar ifade ederek saygılarımı sunuyorum.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC