1. Uluslararası Balkan Kongresi Başkan Şensoy’un Açılış Konuşması
Süleyman ŞENSOY
Süleyman ŞENSOY
TASAM Başkanı / Chairman
Yayın Tarihi : 25.4.2008
1. Uluslararası Balkan Kongresi Başkan Şensoy’un Açılış Konuşması

1. Uluslararası Balkan Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 24.04.2008, Tekirdağ

 

Sayın Bakanımız Prof. Dr. Mustafa Said YAZICIOĞLU başta olmak üze­re hem yurt dışından hem ülke içinden kongreye teşrif eden tüm misafirlerimi­ze teşekkürlerimi arz ederim. Sayın bakanımızın dört günlük bir seyahat son­rasında hiç dinlenmeden havaalanından programımıza teşrif etmesi noktasın­da gösterdiği hassasiyet nedeniyle de kendisine şükranlarımızı arz ediyorum. Tabiî ki, bu kongre fikrine önderlik yapan Tekirdağ Valisi Sayın Aydın Nezih DOĞAN'a, Tekirdağ Belediye Başkanı Sayın Ahmet AYGÜN'e ve Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nizamettin ŞENKÖYLÜ'ye teşekkürle­rimi arz etmek istiyorum.

Kongre davetiyesinde de belirtildiği gibi, kongrenin organizasyonunu TASAM üstlenmiştir. Bu nedenle organizasyondaki tüm eksikliklerin ve doğa­bilecek olumsuzlukların sorumlusunun TASAM olduğunu belirtmek isterim.

Açılış konuşması yapacak olan kişiler içerisinde kamu görevi olmayan tek kişi benim. Bir sivil düşünce kuruluşu başkanı olarak, yerel, bölgesel ve genel olmak üzere üç konuda mesaj arz ederek konuşmamı kısa tutmak istiyo­rum.

Kongrenin Sayın Valimizin önderliğinde Tekirdağ'da yapılmasının çok önemli bir nedeni var. Daha önce Ocak ayında Balkan Ülkeleri Network Troy-ka Toplantısını Tekirdağ'da gerçekleştirdik. Komşumuz Yunanistan'ın Selanik ile ilgili bir uygulaması dikkatimizi çekti. Selanik'i Balkanlar'ın kültür baş­kenti yapmak için bir proje başlatıldı. Projeye yönelik çok ciddi bir bütçenin ayrıldığını ve önemli organizasyonların, çalışmaların yapıldığını gözlemledik. Biz de, komşumuzdan aldığımız ilham ile Balkan Ülkeleri Network Troyka toplantısında, Tekirdağ'ın, Türkiye'nin Balkanlar başkenti olması gerektiğini ifade ettik. Bu düşüncemizi medya aracılıyla kamuoyu ile paylaştık.

Tekirdağ, sahip olduğu ekonomik ve coğrafi konumu, liman şehri olma­sı, tarihi geçmişi ve nihayet bir Balkan şehri olması dolayısıyla, Türkiye'nin Balkanlar'la ilgili uygulanacak politika ve etkinliklerinde bir sembol, bir Bal­kan başkenti olabilecek potansiyele sahiptir. Nitekim Balkan Ülkeleri Net­work Troyka Toplantısından sonra bu kongrenin Tekirdağ'da düzenleniyor ol­ması iddiamızın ne derece gerçekçi olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Ulusla­rarası Balkan Kongresi bu büyük iddianın ve amacın bir parçasıdır. Zaman içinde hem Ankara'daki yöneticilerin hem de buradaki yerel yöneticilerin azim ve kararlılığıyla bu konuda önemli gelişme kaydedileceğini düşünüyo­rum.

İkinci mesajım, bölgesel işbirliği ve etkileşim konusuyla ilgilidir. Türki­ye'nin de içinde bulunduğu Balkanlar bölgesinde ortak projelerin geliştirilme­si ve bu projeler üzerinden işbirliği ve etkileşimin daha da artırılması gerekti­ği günümüz şartlarında ortadadır.

1990 sonrasında kendisini gösteren çok boyutluluğu ve uluslararası den­gelerdeki değişimi ne yazık ki ancak 11 Eylül olayı sonrasında daha iyi anla­yabildik. Dünyada bütün dengeler değişiyor. Birçok yeni güç odakları ortaya çıkıyor. Dolayısıyla güç dengesinin ve ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir süreci yaşıyoruz. Bu anlamda Balkanlar, tarihten gelen birikimiyle her zaman en hassas bölgelerden birisi olmaya adaydır.

Balkanlar, hem dünya medeniyetinin hem de Avrupa medeniyetinin en önemli bileşenlerinden birisidir. Bu coğrafya, geçmişte Antik Yunan, Büyük İskender'in Makedonyası, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları gibi birçok me­deniyete ev sahipliği yaptı. Bu anlamda, Balkanlar'da yer alan ülkelerin ken­di aralarında daha sıkı işbirliği ve etkileşim içinde bulunması dünyanın yeni­den şekillendiği bu süreçte çok daha önemeli ve anlamlıdır.

Elbette, akraba topluluklar olarak tarif ettiğimiz Balkanlı Türk ve Müslü­man topluluklarla yakınlığımız, mevcut reel uluslararası politika çerçevesinde bir ülke politikası olarak sürecektir diye düşünüyorum. Fakat günümüzde Bal­kanlar, daha geniş anlamda bir rekabet alanı olarak karşımız çıkıyor. Bu ne­denle de daha geniş anlamda işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmek isterim.

Çok kutupluluk döneminin, rekabeti ve fırsatları arttırdığını görüyoruz. Yeni ortaya çıkan fırsatlar, ülkelere yeni avantajlara sağlıyor. Ama aynı za­manda çok kutupluluk ile birlikte artan ve yeniden şekillenen rekabet ortamı yeni sorunları ve tehditleri ortaya çıkarıyor. Çünkü güçler arası yeni rekabet ve çarpışmalar, bölgede manipülasyonlara ve yeni sorunlara neden oluyor. Büyük güçler arasındaki rekabet bazen fırsatlar yaratsa da çoğu kez diğer devletleri olumsuz etkiliyor. Bu anlamda Balkan ülkeleri olarak çok daha sıkı işbirliği ve etkileşim içinde bulunmamız, birbirimizi daha iyi anlamamız ve aramızdaki bazı önyargıları bertaraf etmemiz ivedi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Genel olarak vermek istediğim üçüncü mesaj ise, içinde bulunduğumuz genel konjonktür ve problemler ile ilintilidir. Gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak istiyoruz. Fakat yaşanılanlar gösteriyor ki, dünyada yaşam gittikçe zorlaşıyor. Dünyayı biz bu hale getirdik. Bu nedenle devlet ve millet fark etmeksizin hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.

Ekonomik sorunlar, ekolojik dengede meydana gelen tahribat, savaşlar, terör, salgın hastalıklar, hayati doğal kaynakların azalması gibi küresel sorun­lar devlet ve millet ayrımı yapmaksızın hepimizi olumsuz etkiliyor. Bu sorun­ların üstesinden gelmek tüm devlet ve milletlerin yararınadır. Dolayısıyla so­runları çözmek ve gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak için or­tak hareket etmemiz gerekiyor. Balkan devletleri ve milletleri olarak bu konu­da üzerimize düşen görevi yerine getirmeli, ortak çalışmalar geliştirmeli ve böylece dünyanın ve gelecek nesillerin kaderiyle oynayan büyük güçlere ör­nek teşkil etmeliyiz.

Bu üç mesaj ile sözlerimi noktalarken, projenin koordinatörlüğünü üste­lenen TASAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı E. Büyükelçi Murat BİL-HAN Beyefendiye, kendisine proje koordinasyonu sürecinde yardımcı olan TASAM Balkanlar uzmanı Caner SANCAKTAR'a ve diğer emeği geçen bü­tün arkadaşlarımıza şükranlarımı arz ediyor, sizler adına teşekkür ediyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC