Amerika’nın İstiklâli, Karamürsel’in Kurtuluşu

Makale

Biz Saatli Maarif Takvimi’ni pek severiz. Uzun yıllardır aile büyüklerinin her yılbaşı öncesi yaptığı “kızım bana bir saatli maarif takvimi alıver” ricası bir alışkanlık yaratmış olmalı ki, kaybettiklerimizin arkasından, hala kendimize almaya devam ediyoruz. Oradan önemli günleri takip ediyor, sayılı fırtınaları öğrenip iklim değişikliğinin hala bizim coğrafyaya gelmediği zehabına kapılıyoruz....

Biz Saatli Maarif Takvimi’ni pek severiz. Uzun yıllardır aile büyüklerinin her yılbaşı öncesi yaptığı “kızım bana bir saatli maarif takvimi alıver” ricası bir alışkanlık yaratmış olmalı ki, kaybettiklerimizin arkasından, hala kendimize almaya devam ediyoruz. Oradan önemli günleri takip ediyor, sayılı fırtınaları öğrenip iklim değişikliğinin hala bizim coğrafyaya gelmediği zehabına kapılıyoruz. Saatli maarif takvimi adeta alternatif hava raporu.. Nisan ayında ”yaz bir türlü gelemedi” diyenlere, “sakın Avril’in beşinden; Öküzü ayırır eşinden” demek bana hep muzipçe geliyor. Bir başka çağdan gelmişim gibi bakanlar ise beni çok güldürüyor. Açıkçası bizim için saatli maarif takvimi, şu hızla değişen dünyada değişmeyen, daha doğrusu değişmesini istemediğimiz bir şeyleri temsil ediyor.

Tarih Yaprakları

Bu yazıyı kaleme aldığım gün 2 Temmuz. Nedense gözüm bilgisayarın önündeki saatli maarif takvimine takılıyor. Takvim sayfasında bugün “Sıvas’ta Madımak otelinin yakılması” hatırlatılmış(2 Temmuz 1993). Kalbim burkuluyor. Hele Otelde cayır cayır yanıp da Hacı Bektaş Veli’nin koynuna verilenleri hatırlayınca takvimin, okuyana aynı zamanda ibret dersi verdiğini düşünüyorum. Sayfanın altında Atatürk’ten özlü bir söz: “Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki ulusu yok eden, tutsak eden, yıkan kötülükler hep din kılığı altındaki küfür ve lanetli davranışlardan gelmiştir.” diyor.

3 Temmuz, bizim Takvimin yine alternatif meteoroloji fonksiyonu ifa ettiği bir gün. “Sam rüzgârlarının(yeli) başlangıcı” diyor. Aynı zamanda 92 yıl önce, yani 1919 da Atatürk Erzurum’a gelmiş.

“Sam Yeli”nden “Sam Amca”ya 4 Temmuz

Çevirdiğim yeni takvim yaprağı, 4 Temmuz Pazartesi Günü için, 2 önemli tarihi olay kaydetmiş. Bunlardan biri “Amerika’nın İstiklali”(1776), diğeri ise “Karamürsel’in kurtuluşu”(1921).

Bilindiği gibi Amerikan Bağımsızlık savaşı, dünyadaki ilk bağımsızlık savaşıdır. Önemlidir çünkü bu savaş ile yeni bir ulus doğmuş ve çağdaş bir medeniyet kurmuştur. Tüm sorunlarına karşı Amerika, hala “birleşik” olup, dünyanın en büyük ekonomisidir. Küresel bir güçtür. Bizim için hatırlanması gereken, bu ulusun kurucu atalarının o tarihte yayınladığı bağımsızlık bildirgesidir. O bildirge şöyle der: “Bütün insanlar özgür doğarlar ve özgür yaşarlar. Devlet ancak bu özgürlükleri korumak ve bunlardan herkesi eşit derecede yararlanmasını sağlamak için vardır.” . Bu bildirge, İtalyan, İrlanda’lı, İskandinav, Arap veya Kızılderili, etnik kökeni ne olursa olsun kendine Amerika’lı diyen insanları yaratmıştır. Bu bağlamda Amerika’lı bir etnik kimlik değildir. Sadece birleştirici, tanımlayıcı bir kimliktir.

“Ufak Tefek” Şeyler

Ya Karamürsel? Bilirsiniz dilimizde, “ufak tefek görüp de Karamürsel sepeti mi sandın?” diye bir sitem vardır. Bu sitemin etimolojik kökenini bilmiyorum. Ama Karamürsel, 1920 de ilk defa İngiliz donanması tarafından sarıldığında kendisini Türk istiklal savaşının kucağında bulmuş şirin bir Marmara kasabasıdır. Unutmayalım biz de bu topraklarda İngiliz’lere karşı istiklal mücadelesi vermiş bir ulusun çocuklarıyız. İşte o ilk İngiliz muhripleri Karamürsel’e geldiğinde, kasaba halkı, Yunan işgalinin kokusunu ancak almıştı. Tüm Batı Anadolu kasabaları gibi, Karamürsel’de direndi, baş verdi, kan döktü ve ulusal güçlerin galibiyeti ile 4 Temmuz 1921 de Yunan işgalinden de kurtuldu.

Evet, Karamürsel’liler 4 Temmuz 2011 de yani bugün şirin kasabalarının düşman işgalinden kurtuluşunun 90. yılını kutluyorlar. Ne ilginçtir ki Karamürsel ile ABD nin yolları 1950 lerde kesişmiştir. 1950li yılların sonunda yani soğuk savaş döneminde ABD'nin en önemli istihbarat üslerinden biri de Karamürsel'de kurulmuştu. 1977 yılına kadar faaliyette olan üste, çok sayıda Amerikalı yaşadığı için Karamürsel'de o zamanlar herhalde bir küçük Amerika bulunuyordu. Muhtemelen 30 yıla yakın bir süre, 4 Temmuz’u Karamürsellilerle, orada yaşayan Amerika’lılar ile birlikte kutlamıştır. Acaba bu ortak özelliği, Karamürsel’den yayın yapan “Voice of America” nasıl duyururdu?

“4 Temmuz’un Farklı Anlamı”

Tabii Türkiye, zaten bağımsız bir Osmanlı coğrafyasında doğduğu için, Amerikan bağımsızlık bildirisinin dengi bizde yoktur. Ama bağımsızlığı kaybetmemek için başlatılan mücadelenin dayandığı “Misak-ı milli” Karamürsel gibi birçok yeri, karış karış Anadolu ve Trakya’nın oluşturduğu bir coğrafyayı, bizim için bir vatan haline getiren önemli bir belgedir. Bu bakımdan Amerikan bağımsızlığı ve Karamürsel’in kurtuluşu, tabii çok farklı.. İşte bu düşünce ile şimdi Misak-ı Milli’nin ilk maddesini okuyorum: “Mondros Mütarekesi sınırları içinde Osmanlı-İslam çoğunluğun yerleşmiş bulunduğu kısımların tümü, gerçekte ya da hükmen hiç bir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir bütündür.”diyor bu madde.. Osmanlı –İslam çoğunluk sonra kendine Türk diyor. Bu da aynen “Amerika’lı” gibi etnik bir kimlik değil. Çerkez, Gürcü, Kürt, Arap, Makedon, Terekeme, Ahbaz veya Zaza, alt kimliği ne olursa olsun ortak bir kimlik üzerinde buluşmuş. O zamanlar, kendine “Türk demek”, deyip de “mutlu olmak” düşüncesi, birlikte ayakta kalmak için yaratılmaya çalışılan bir bilinçti.

Oysa bugün, yani 4 Temmuz 2011 de, Amerika’lı yine Amerika’lı olarak yoluna devam ediyor. Biz ise kimlik sorgulamasındayız. Burada belki en önemli fark, bugün Türkiye’de, o Amerikan bağımsızlık bildirgesinde yer alan, “özgürlükler ve özgürlüklerden eşit olarak yararlanmanın devlet tarafından güvence altına alınması “konusu ile ilgili olarak, Türkiye’de ciddi tereddüt ve tepkilerin ortaya çıkmış olmasıdır. Bu duyarlılıkların ve algılamaların milli birlik ruhuna da zarar verdiğini söylemek sanırım çok da yanlış olmaz. Yolumuza yine zengin etnik, ama üzerinde uzlaşılmış ortak kimlik ile devam etmek için, bu algılama sorunlarının ve yansımalarının ivedilikle çözülmesi gerekiyor.

Birlikte kazanıp, bugüne kadar birlikte yaşadığımız bu tek vatanda sorunların biran önce çözülmesi umudu ile, bir 4 Temmuz daha Amerika ve Karamürsel için kutlu olsun.
 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263