Yunanistan için Önce Toplumsal Uzlaşma Gerek

Haber

Papandreou’nun yeni kurduğu hükümetin güvenoyu alması kendisi tarafından bile başarı olarak kabul edilmiyor olmalı. PASOK’un Yunan parlamento’sundaki sandalye sayısının fazlalığı bu kadarını sağlamaya yetti. Ancak muhalefetin iki fire ile topyekûn hayır dediği oylama, gelecek hafta açıklanması gereken istikrar paketinin parlamentodan geçse bile yaygın bir kabul görmeyeceğinin habercisi.....

Papandreou’nun yeni kurduğu hükümetin güvenoyu alması kendisi tarafından bile başarı olarak kabul edilmiyor olmalı.  PASOK’un Yunan parlamento’sundaki sandalye sayısının fazlalığı bu kadarını sağlamaya yetti. Ancak muhalefetin iki fire ile topyekûn hayır dediği oylama, gelecek hafta açıklanması gereken istikrar paketinin parlamentodan geçse bile yaygın bir kabul görmeyeceğinin habercisi..

Yine de çıkmamış canda ümit vardır. Belki Papandreou muhalifleri yakın temas ile ikna etmeyi başarır veya öyle bir demir yumruk haline gelir ki, aşınan siyasi saygınlığını yeniden kazanmaktan öte, geminin ser dümenini tekrar eline almayı başarır. Zor ama hala imkânsız değil. Bütün mesele uzlaşma, bütün sorun ikna… Toplumsal uzlaşma eksikliğinin parlamento’da bile ayan beyan görüldüğü Yunanistan’da halkı meydanlardan işlerinin başına döndürmenin yolu, onlara herkesin ama bilâ istisna herkesin taşın altına elini koyacağına söz vermek.

Ölümü gösterip Müebbede Razı Edebilir mi?

Hayır, hayır artık çözüm bu değil. Devletin fakir halkın görece olarak daha zengin olduğu durumlarda uzlaşma eşiği burada başlamıyor. Evet Yunan devleti tüm hesaplamalara göre en başarısız devlet damgasını yedi bile.. Ama o sokaklarda isyanları oynayan halk, hâlâ hafta sonuna Cuma sabahı başlayıp, tampon tampona giden trafikte yaz demeden, kış demeden Atina’nın güzel sahil kasabalarına gidip eğleniyorsa, orada yanlış bir şey oluyor demektir.

Aslında bu tablo bize de yabancı değil. Öyle değil mi? Biz de 2001 krizinde, hem şikâyet edip, hem de eğleniyorduk. Yükselen petrol faturaları bile trafik tıkanıklıklarını azaltmıyordu. Şimdi bile dünyanın en yüksek fiyatlı benzinini kullanan Türkiye halkı, aynen komşusu gibi, “zengin halk - fakir devlet görünümüne kolayca gözünü kapatabiliyor.

Zaten 2001 istikrar tedbirlerinin uygulamaya konmasından önce Türkiye’nin aşmayı başardığı eşik ikna eşiği oldu. Güven sorununun aşılması ve başarılı gelecek için geçici sıkıntıyı göğüslemeye hazırız denilmesi önemli bir dönemeçti. Yunanistan için de bir kere uzlaşma olsun. 1 veya 2 yıl daha daralma olabilir. Ama sonrası, yıllarca sürebilecek bir rayına oturma ve “çekilen sıkıntılara değdi doğrusu”  duygusu olacaktır.

Biz Türkiye’de birinin yaptığını öbürünün bozmadığı bir düzen sonunda kurabildik. Zaten AKP nin seçim başarısı da bundan. Türkiye bence bununla (model demiyorum ama) örnek olmalı. Hem de Orta Doğu’ya değil, Orta Batı’ya, yani önce Yunanistan’a…

Eski Çamlar Bardak Oldu mu?

Eskiden Yunanistan ne zaman dara düşse, ortaya öyle bir Türkiye tehdidi atardı ki, Yunan halkı hemencecik orada hizaya gelir ve hükümetlerin etrafında bir dayanışma tablosu çizerdi. Oysa Cem-Papandreou yakınlaşması iki ülke arasındaki buzları eritti ve bu araç ta ortadan kalktı. Yunanistan hala mutasavver bir Türkiye tehdidine karşı GSYİH sının %4 ünü ayırıyor, Trakya ve adalarda asker bekletiyor olabilir. Ama öpüşe tanışa belki Yunan halkı zaten Türkiye’nin bir tehdit veya daha önemlisi bir düşman olmadığına ikna oldu. Türkiye halkı da zenginleştikçe adalarda tatil yapmaya, yatlarla, Mykonos, Korfu, Rodos ve Girit’te cirit atmaya başladı. Hovarda tatil anlayışı ile komşusunun ada ekonomilerine ciddi bir katkıda bulunmaya devam edecektir. Ah bir de o grevler olmasa… Ayrıca Türk insanı Yunanlılarla farklardan çok benzerlikleri keşfedip bundan mutlu oldu.

Şimdi artık Ege üzerinde it dalaşları da pek yok. Kıbrıs sorunu da Kıbrıs’lılara bırakıldı. Artık gel de eski çamları bardak yapma. İki taraf ta bardak yapmak dışında “karşılıklı çam devirmedikçe” bu dostluk artarak ve karşılıklı olumlu katkı ile sürecektir.

 O zaman bence yeni Yunan hükümeti ve Maliye Bakanı Venizelos önce savunma bütçesinde kesinti yapabilir. Türkiye sınırlara saygılı bir komşudur. Darda olana el de uzatır. Yunan halkı ve yeni hükümet bundan emin olarak hareket etmeli.   

Düşenin Dostu da Var

Yunanistan’a tüm dünya hep başka türlü yaklaşır. Kredi değerlendirme kuruluşu Fitch bile şu sırada yeni bir değerleme yapmaksızın, 28 Haziran’da açıklanacak istikrar paketini bekliyor. Beklentileri olumlu olmamakla birlikte olumsuz da değil. “Bütçe açığının GSYİH içindeki payını % 9,6 dan %8,4 e indirdilerse daha iyisini de yapabilirler” beklentisinde… Yani kimse Yunanistan’ın düşmesini istemiyor.

O suratı asık, en disiplinli Almanya bile uluslararası kredi kuruluşlarını Yunanistan’ın borçlarını 7 yıl süre ile ertelemeye teşvik ediyor. Bu kadar pohpohlanan bir ülkede nedir bu halkın, hem de kendi hükümetine zulmü? Yok, yok Yunan halkı hükümetle barışmalı. Bir geçici sözleşme ile belki bir süre vererek. Ama bunu yapmalı. Demokrasiden daha iyi bir rejim yok. Her ne kadar şu sıralar Yunanistan’da Albaylar cuntasına bile özlem duyanlar ortaya çıkmış olsa bile herhalde istedikleri devlet otoritesinin yeniden tesisi ki bu demokrasinin olmazsa olmazı.. Bir de onlara bir BDDK gerekli ki Banka ve Finans sektörüne “dur, otur, dik dur, şimdi ayağa kalk, sen kapının arkasında tek ayaküstü bekle” desin. Başka türlü olmuyor bu iş.

Ama IMF ve AMB nin istediği özelleştirme hemen nasıl başlatılır onu bilemiyorum. Özelleştirmede toplumsal uzlaşma olmazsa sorunlar artar. Kaldı ki işsizliğin resmi rakamlarla %16 yı aştığı Yunanistan’da şu sıra iş yaratacak en önemli sektör yine kamu sektörü olacaktır. Tabii Yunan hayranı yabancı yatırımcıların da şimdi vaziyet alması hiç fena olmaz. Buna Arap yatırımcılar dâhil… Tabii Mısır, Yemen, Filistin ve Suriye’yi ihmal etmemek koşulu ile…

El- Rum

Niye mi Arap yatırımcılar dedim? Siz Kur’an-ı Kerim’in El Rum suresini hiç okudunuz mu? O sure şöyle başlar: “ Yunanlılar(El-Rum), komşu bir toprakta yenildiler*. Ama birkaç yıl içinde Allah’ın evvel-ahır isteği ile kendileri bir zafer kazanacak. Bu Allah’ın bir vaadidir. Onlara yanlış yaptıran Allah değil, kendileridir.” 

Evet, Yunanlılar kendi yanlışlarını, önce kendileri düzeltmeli. Uzlaşmalı. Hem de bir an önce.. AB, IMF ve diğerleri de destek olmaya devam etmeli..


* 30. Sure Suriye’de İranlılara karşı 615 yılında

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263