Yeni Bir Doha Girişimine Doğru

Yorum

Katar 2000 li yılların başından beri, uluslararası toplumun, alternatif toplantı mekânı olarak tebarüz etmeye başladı. Sunduğu üstün teknik ve fiziki donanım yanı sıra alışmamış bir yer olması, Doha’yı, 2001 de Dünya Ticaret Örgütünün “küresel ticaretin serbestleştirilmesi” müzakereleri için ideal bir yer haline getirdi. Aynı zamanda küreselleşme karşıtlarının ateşli gösterilerine uzak olması, tarafların görüşmeleri rahat rahat sürdürmesini sağladı. Öyle ki  “Doha Ticaret Görüşmeleri” bir süreç olarak markalaştı.

Bir küresel çekim merkezinin, bölgesel sorunlara da çözüm aranan bir mekâna dönüşmesinde ise Katar’ın, İran’a olan görece yakınlığına rağmen Arap komşularına karşı tarafsız olmayı başarmasının büyük önemi var. Bu nedenle, Katar hem her Orta Doğu çatışmasına arabuluculuk etmeye talip oluyor, hem de bunu maddi olanaklarla desteklemeyi taahhüt edecek cömertliği gösteriyor. Bölge barışı için kesenin ağzını açmak, Katar Emiri El-Tahani için bir onur ve bu yolla ülkesine kazandırdığı bir gurur. Bağımsız bir ülke olarak geçmişi sadece 40 yıl olan Katar, bu kısa sürede çok yol geldi. Bu da bölge için fevkalade önemli.

Doha Farkı

  • Doha’da, Orta Doğu’nun baskıcı yönetimleri ile maruf liderleri nasılsa hep bir ağızdan “Arap Dayanışması ve İşbirliği” çağrısı yapmayı adet haline getirmiştir. Bunun anlamı geçmişte, sadece ve sadece İsrail’e karşı işbirliği ve dayanışmaydı. Bunun ötesinde bir beklenti veya umuda açılım olmadı bugüne kadar. Bu bakımdan geçmişte Doha Arap barış zirveleri  “olmayana ergi” çabasıydı. Ama şimdi 13 Nisan’da Doha’da,  Katar’ın ev sahipliğinde, Türkiye, Arap Ligi ve İslam Kalkınma Örgütünün adeta yeni bir Kuartet görünümü ile damga vuracağı bir zirve başlayacak. Acaba bu zirve yeni bir temaya imza atabilir mi? Örneğin, “Orta Doğu’da artık baskıcı rejimlerin sona erdirilmesi, insanlara her yerde anayasal özgürlüklerin güvencesinde refah ve fırsat eşitliği sağlanması çağrısında bulunulabilir mi? Bu olursa, bu Doha zirvesi elbette bir fark yaratır.
  • Ayrıca, Libya ekseninde odaklanacak, görüşme ve dilekler, laf-ü güzaf’tan öte somut önlem ve uygulamalara dönüşebilir mi? Belki başlamadan bir şey söylemek doğru değil. Ama emin değilim. Çünkü bilindiği gibi her şeyden önce, ev sahibi Katar bile bir demokrasi değil. Hala anayasal seçim süreçlerini rayına oturtabilmiş değil. Oturtabilir mi? O da belli değil. Şimdi böyle bir yerde, Libya’da Kaddafi’nin geleceği konuşulacak. Orada sarf edilecek sözlere ve yapılacak çağrılara dikkat edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Herhalde, ağızlardan çıkacak kelamın, Emir El-Tahani’nin incitmemesine özen gösterilecektir. Yoksa bu zirve, Katar’da, Emir’in “ Fincancı Katırları” nın ürkütüldüğü bir zirveden öte yol alamaz.
  • Katar 2009 da “Arap Barış Girişimi” toplantısına da ev sahipliği yaptığında konu, Hamas ile İsrail arasında köprü kurmaktı. Şimdi, konu  “Libya’da ki taraflar arasında köprü kurmak” ise Doha zirvesi uzlaştırıcı rolünü bir kez daha ortaya koyacak.  Ancak 2009 zirvesinde, ev sahibi Katar, o bölgenin ağır topları ile birlikte, “Arap Barış Girişimi” adı altında,  tam bir yeni markaya imza atacakken, Sudan’ın uluslararası mahkemece suçlu ilan edilen başkanı El- Beşir’i el üstünde ağırlayarak, bence gelecekteki barış girişimlerinin meşruiyetine gölge düşürmüştü. Şimdi Kaddafi’yi insanlık düşmanı ve zalim diye ilan ederse bir türlü, etmez ve gıyabında bir yeni El-Beşir muamelesi yaparsa bir türlü. Özellikle, Afrika Birliği’nin yeni kararları sonrasında, Doha Zirvesi, Kaddafi’ye atıf yaparken dikkatli olmak zorunda
  • Doha Arap zirveleri ayrıca, bugüne kadar sanki Orta Doğu’da liderlik yarışı için hazırlanmış bir podyum oldu. Zirvelerin duyurulmasından, gündeminin oluşumuna, toplantılar sırasındaki tavırlardan sonuç bildirgelerine kadar hep geleneksel liderlik çekişmelerinin izlerine tanık olduk. Zaten geçmişte Mübarek veya Esat’ın bölge ile ilgili endişe, kaygı ve beklentilerinden çok, gövde gösterileriyle ağırlık koydukları toplantılardan bir şey çıkmamasının nedeni işte bu ezeli kişisel çekişmelerdi. Mübarek yok. Esat olsa bile zaten kanatları törpülenmiş durumda. Ama şimdi bir bölgesel güç veya liderlik iddiası ile Türkiye var. Türkiye bu zirveye açıkça damga vurmaya hazır gidiyor. Daha fazla uluslararası kimliğe sahip olan İslam Kalkınma Örgütü’nün buna pek tepkisi olmaz. Bu önderliği bir katalizör rolü olarak bile kabul edebilirler ve memnuniyet gösterirler. Ama Arap Ligi’nin, bünyesinde barındırdığı üyelere karşı taşıdığı sorumluluk, Türkiye’nin bir “Arap sorunun” a böylesine liderce yaklaşmasına, çok sıcak bakmasına engel olacaktır. Mısır ve Suriye hatta Suudi Arabistan, Türkiye’yi bölgedeki tutumu nedeni ile takdirle anmaya hazır olabilir. Yaldızlı ifadelerle, yelkenlerimizi şişirebilirler. Ama Türkiye’yi, Arap konularında söz sahibi olmaya gönüllü alternatif lider olarak kabul etmeye hazır mıdırlar?  Hiç emin değilim.
  • Tabii Türkiye, Libya üzerine Paris’te yapılan toplantıya çağrılmadı. Buna da için için içerledi. Sayın Davutoğlu sonra Londra’ya gitti ve katkıda da bulundu. Ama Doha zirvesi, Batı’nın kendi imzasını taşıyan Libya zirvelerine alternatif olarak gösterilmemeli. Tamamlayıcı katkıyı ortaya koymakta, “yumuşak politika” bağlamında yarar olacağını sanıyorum.
  • Bu arada, en önemlisi,  Doha toplantısının somut bir desteğe dönüşmesi gerek. Savaş gemileri, bir Birleşmiş Milletler kararı ile yürüdü. Ama malum peynir gemisi laf ile yürümez. Bence yarın toplanacak Doha zirvesi, yapacağı barış ve uzlaşma çağrısından öte, Libya’ya yeniden yapılanma fonu bağlamında bir “Hibedarlar Toplantısı”na(Donor’s Conference) a dönüştürmeli. Libya’da veya başka yerlerde muhtaç insanlara mali yardım ve yerleşim yerlerinin yeniden inşası çok önemli.  Böyle bir önderliği Türkiye’nin yapması ise iyi olur. Katar da buna sıcak bakacak ve doğal gaz ile ısınmış sıcacık imkânlarını Libya için de seferber edecektir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263