Ekonomi Siyasetin Gölgesinde mi?
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 21.6.2011

Genel seçimlere hızla yaklaştığımız şu günlerde,  dünyanın ısınan siyasi gündeminin, Türkiye’de iç politikaya nasıl damga vurduğunu, buna karşılık ekonomik içerikli haberlerin nasıl iç ve dış siyasetin siyasetin gölgesinde kaldığını görüyoruz. Gündemin ana başlığı Orta Doğu’daki siyasi gelişmeler, ABD’ nin, Fransa’nın, NATO’nun ama en çok Türkiye’nin bu durum karşısındaki rolü… Ülke içinde ise, TÜSİAD gibi bir iş adamları kuruluşu bile, ekonomik öncelikleri değil, Anayasa’yı konuşuyor. Bu neden böyle?

Ekonomik konularda,  iktidar partisi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz; Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” dizelerinde dile getirilen bir rahatlık içinde gibi.  Zaman zaman son 8 yıl içinde atılan ekonomik atılımların, Türkiye’yi dünyada nerelere taşıdığını, beklenenden daha az bir vurgu ile ifade ediyorlar. Aslında özellikle Orta Doğu’da gıpta ve özlemle bakılan şeyin ekonomik başarı ve bunu sürdürme basireti olduğu ise böylece dikkatten kaçıyor.

Seçime doğru Söylem ve Eylem

Muhalefet yine siyasetle dolu gündeminde, her platformda, Türkiye insanının aslında son yıllarda nasıl giderek fakirleştiğini yüksek sesle ifade ediyor. Aday arama ve seçme süreçleri sırasında seçmene ekonomik içerikli sözler veriliyor; işsizliğin, yoksulluğun ve yoksunluğun nasıl ortadan kaldırılacağı belirgin bir üslupla dile getiriliyor. Muhalefet genellikle, halkın en önemli kaygısı olan işsizlik ve geçim sıkıntısı ile ilgili kısa ve orta vadeli projeleri deneyeceklerini açıklıyor. Geliştirilecek mikro yöntemlerin sınırlarını fazla zorladıklarını, uygulanabilir paketler geliştirdiklerini söylemek zor. Makro ekonomik yöntemler açıdan ise zaten söyleyecekleri fazla bir şey yok gibi gözüküyor.

Mevcut düzene karşı olumsuz eleştiri geliştirilememesinin 2 açık nedeni var: Bunlardan birincisi, Türkiye’de 2001 sonrasında Makro Ekonomi politikalarının temel anlamda fiyat istikrarı ve mali istikrarı olduğu konusunda, zımni bir uzlaşı oluştu. İkincisi bu konuda mevcut bürokrasi rüştünü kanıtladı. Burada özellikle kralın hakkını Merkez Bankasına vermek lazım ki bunu muhalefet çok iyi biliyor. Sezar’ın hakkı ise doğal olarak mevcut iktidara gidiyor. Neden mi? Çünkü iktidar, ekonomi bürokrasisine, Merkez Bankası politikalarına müdahalede bulunmuyor. Alışılmış istişari görüşmelerin dışında ne Başbakanı, ne de ekonomiden sorumlu bakanları teknik ayrıntılar ve ekonomi yönetimi ile ilgili bir tabloda görmüyoruz. Sanırım bunu muhalefet de iyi biliyor.

Unutmayalım, fiyat ve mali istikrar ile ilgili olarak atılan her adım veya alınan her önlemin,  muhalefet veya iktidar partilerinin özellikle seçim arifelerinde üzerinde durdukları, işsizlik, yoksulluk, yoksunluk üzerinde etkisi bulunmaktadır. Başta Merkez Bankası olmak üzere tüm ekonomi bürokrasisi, bu konuları, ulusal koşullar, gelişen dünya koşulları, ülkenin risk ve kırılganlıkları, dünya ekonomisinin risk ve kırılganlıkları çerçevesinde değerlendirmekte... Türkiye’de ki ekonomi bürokrasisi için de aylık veya dönemlik kararların alınması sırasında istihdam ve işsizlik verileri önemlidir. Temel hedef,  büyümeyi ve istihdamı sağlayacak makro istikrardır.

Ekonomik Riskler

Evet Türkiye için önemli ekonomik riskler var. Bunlardan bir kısmı Türkiye’nin yakın ticaret ortaklarından kaynaklanıyor. Tam toparlanacakken, Orta Doğu’dan kopan ateş topuna yakalanan ortaklarının, Türkiye ile olan ticaretinin daralması, Türkiye için bir risk. Bu riskin izdüşümünü, ülkenin cari açığını görmeye devam edeceğiz gibi... Orta Doğu’da yükselen her ateş, petrol fiyatları üzerinden bir riski hem dünyaya hem de Türkiye’ye yansıtıyor. Yükselen petrol faturası, Türkiye’ye munzam bir dış açık yükü getiriyor. Ancak petrol ile birlikte, rakip ürün doğal gaz fiyatlarının da yükselmesi, başka yerlerde olduğu gibi, Türkiye’de de bir enflasyon riski yaratıyor.

Seçim Öncesi Alınan Önlemler

Para Otoritesi gelişmeler gereği, seçim arifesinde bile en önemli görevi olan fiyat ve mali istikrarı, her şeyden fazla gözetmek zorunda… Merkez Bankası, siyasi kaygılardan bağımsız bir şekilde, iç talebi kısma çabasını sürdürüyor ki ekonomik istikrar bozulmasın, mali disiplin elden gitmesin. Bu arada tozlu raflar arasından eski ve unutulmuş bir politika aracını yeniden buldu. Brezilya’nın yaptığı gibi munzam karşılık oranlarını yükselterek, bankaların kredileri kısmasını öngörüyor. Amaç iç talepteki genişlemenin önüne geçmek ki fiyatlar üzerinde baskı yaratmasın. Merkez Bankası faizleri değiştirmiyor. Böylece bir taraftan yatırım maliyetlerini zorlamaktan kaçınıyor ki iş olanakları ani bir daralmaya girmesin. Diğer taftan Türkiye’ye kısa dönemli yabancı sermaye girmesini engellemeye çalışıyor ki Türk Lirası aşırı değerlenip ihracatı olumsuz etkilemesin.

Öte yandan bankalar kredi faizlerini yükseltmek ve kredileri daraltmak yoluna gidiyor. Öz sermayesi olan girişimci istikrarlı ortamda yatırım yapmaya devam edebilir. KOBİ’lerin istihdam yaratma sürecine katkısına bir engel yok. Büyük çöküşler olmazsa Borsa iyi bir alternatif finansman kaynağı olmayı sürdürür. Orta Doğu yatırımcısı daha fazla Türkiye’ye yönelebilir. Aynı şey Orta Doğu’da yatırım ve iş yapan Türk girişimcilerin de Türkiye’ye geri dönmesi için geçerli olabilir.   

Gölge değil, Özerklik Şemsiyesi

Türkiye’nin, çivisi çıkan Orta Doğu’nun kıyısında, bir ekonomik istikrar adası olmaya devam etmesi çok önemli.  Bu konu, ne seçim sözlerine, ne de iktidar mücadelelerine kurban edilecek bir şey değil. Yani ekonomiyi siyasetin yakıcı güneşinden korumak gerek.  Türkiye ilk  baharla beraber yeni bir seçim “sath-ı mail”ine girdi bile... Bu kritik günlerde, ekonomi politikalarının, bunların dizginini ellerinde tutan kurumlar tarafından özenle sürdürüldüğü bilmek önemli.  Sonucu ne olursa olsun siyasi zihniyetin de kurum ve politikalara müdahale etmemeyi öğrenmiş olması, rasyonel bir bilinç kazanımıdır. Türkiye’de ekonomiyi bu açıdan siyasetin gölgesinde değil özerkliğin güvencesi altında tutmaya devam etmek gerek. Ancak, Türkiye kazandığı ekonomik istikrarın sürdürülebilirliği için,  işsizlik, yoksulluk ve yoksunluğa çözüm üretmek zorunda.

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC