İslam Ülkelerinde Eğitim Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 24.10.2007, İstanbul

Açılış Konuşması

Sayın bakanlarım, çok kıymetli misafirler değerli medya mensupları… Öncelikle teşrifinizden ötürü çok teşekkür ediyorum. Ben konuşmamı çok kısa tutacağım. Çünkü sırada çok önemli konuşmalar var. Kendilerine daha fazla zaman ayırmak bakımından çok kısa bir konuşma yapmaya gayret edeceğim. ...

İslam Medeniyetinin Yeniden İnşası Eğitimle Mümkün Olacak

 

Sayın bakanlarım, çok kıymetli misafirler değerli medya mensupları…

Öncelikle teşrifinizden ötürü çok teşekkür ediyorum. Ben konuşmamı çok kısa tutacağım. Çünkü sırada çok önemli konuşmalar var. Kendilerine daha fazla zaman ayırmak bakımından çok kısa bir konuşma yapmaya gayret edeceğim. Sözlerime başlamadan önce, tüm dünyadaki terör olayları başta olmak üzere, son dönemde ülkemizde yaşanan terör olaylarını, vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerine yapılan saldırıları, şiddetle kınamayı bir görev biliyor ve bunu sizlere arz ediyorum. Kongremizin gerçekleşmesine destek veren, finansal ya da kurumsal olarak destek veren kuruluşların isimlerini zikretmeyi birinci derecede önemli bir görev addediyorum. Başbakanlık Tanıtma Fonu, Dışişleri Bakanlığımız Milli Eğitim Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, İslam Kalkınma Bankası, İslam Konferansı Örgütü’nün eğitim teşkilatı merkezi Fas’ta bulunan ISESCO –kendileriyle bu konuda bir protokol de imzaladık -  Halk Bankası ve TÜBİTAK kurumlarına kurumsal ve maddi olarak kongremize destek sağladıkları için teşekkürlerimi her iki kurum adına arz ediyorum.

Yine bu toplantının hazırlanmasında çok yoğun emeği geçen bütün İSAV ve TASAM personeline, devlet kademelerinde bize destek veren tüm yöneticilere ve özellikle Doç. Dr. Ahmet Kavas beyefendiye ve asistanım Fatma Günce Kanlı’ya, -özellikle ikisinin çok yoğun bir mesaisi oldu- isimlerini zikretmemin bir görev olduğunu addederek teşekkür ediyorum.

Bu toplantının, davetiye metinlerinde yer aldığı üzere, üç temel amacı bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye başta olmak üzere İslam dünyasının kazanımlarını paylaşmak, tartışmak, değerlendirmek, ikincisi, gelecek için bir vizyon belirlemeye çalışmak, üçüncüsü de, dinimizle hiçbir alakası olmadığı halde, dinimize mal edilen ve yanlış eğitimden ya da yanlış yönlendirmelerden kaynaklanan ve radikal diye ifade edilen –belki doğru bir ifade de değil - hem dünyadaki sosyal barışa ve hem İslam’ın dünyadaki imajına zarar veren yönelimlerin ortadan kaldırılmasına dönük politikaların tartışılacağı bir kongre olacak. Yetmişin üzerinde tebliğ sunulacak. Kırkın üzerinde İslam Konferansı Örgütü üyesi devletten delegasyon katılımımız var. Ben katılımlarından dolayı kendilerine tekrar teşekkür ediyorum.

Tabi burada bizim temel olarak işin akademik kısmında tebliğler sunmamız ve bunları kamuoyuyla paylaşmamız çok önemli. Fakat burada bizim nihai anlamda ne amaçladığımız, İslam dünyası olarak ve diplomatik bir çatı olması bakımından İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeler olarak, dünya içerisinde nerede olduğumuz ve geleceğe yönelik olarak ne amaçladığımız çok önemli. Biliyorsunuz İslam medeniyeti son iki yüzyıl öncesine kadar dünyaya ışık tutan bir medeniyetti ve ilim, bilim, sanat ve doğayla, insanla barışık bir hayat tarzının yaşanması için bütün dünyaya önderlik yaptı.

Fakat gelinen noktada, İslam ülkelerinin belli noktalardaki ilerlemeleri yakalayamamalarından dolayı İslam dünyası sıkıntı çekmektedir. Bu gün aslında sadece İslam dünyası sıkıntı çekmiyor; çok gelişmiş ülkeler de sosyolojik olarak, demografik olarak bir çürümenin içerisinde, büyük bir bunalım ve sıkıntı içerisinde yaşıyorlar. Bu anlamda İslam ülkelerine düşen görev ve vizyon, daha da güçlenerek, Batı tecrübesi de dahil mevcut tecrübelerin hiçbirini dışlamadan, dünyanın birikiminden faydalanarak İslam medeniyetinin yeniden inşasıdır. Kendi hayat tarzına sahip ve bu hayat tarzını yaşayan, uygulayan ve bu şekilde hem kendi çevresinde ve toplumunda, hem ülkesinde hem de dünyada barış unsuru olan, dünyadaki dengelerin güç ve adalet temelinde doğru yönlendirilmesine katkı sağlayan bir İslam dünyasını hedeflememiz gerekiyor. Ve bunun da tek yolu eğitim. Güç ve adalet kelimelerinin ben her zaman altını çiziyorum. Çünkü denge ikisinden birine doğru kaydığı zaman bu gün dünyada yaşadığımız olaylar ortaya çıkıyor. Afrika’da son iki yüz yıldır yaşanmakta olan olaylar ortaya çıkıyor. Cumhuriyet tarihimiz itibariyle Türkiye’nin edinmiş olduğu bilgi, tecrübe ve birikim, batı dünyası ile ilgili deneyimleri, Avrupa Birliği yolunda kat etmiş olduğu mesafe bu anlamda İslam dünyası için çok büyük bir şans. Çünkü bir şeyi tanımadan, içersinde olmadan o birikimi almanız, kullanmanız ve başkalarına aktarmanız mümkün değil. Bu anlamda hem Türkiye’nin buradaki kazanımlarını paylaşmak, hem diğer İslam ülkelerinin kazanımlarını paylaşmak açsından bu kongrenin önemli politik bir mesaj olacağına inanıyorum.

Tabi burada en önemli husus stratejik vizyon sahibi nesiller, kurumlar, bireyler yetiştirebilmemiz. Çünkü konuşma için Internet üzerinde dün bir tarama yaptım. Son yıllarda İslam dünyası ülkelerinin milyar dolarla ifade edilen bütçeleri içerisinde eğitime, araştırmaya ve geliştirmeye ciddi paylar ayırdıklarını özellikle Ortadoğu ülkelerinin bazılarında gördüm. Çok para ayırmak da kesinlikle bu sorunun çözümü anlamına gelmiyor. Bu parayı kimlerin kullanacağı, kimlerin harcayacağı, hangi bilgi birikim ve donanımla nerelere kullanacağı da çok önemli. Çok büyük paralar yatırmak, bunun geri dönüşünü garanti etmiyor. Artık dünyada geldiğimiz noktada yüzde yirmi finansman, yüzde seksen insan kaynağı olarak her türlü konu neticeleniyor. Çok para çok hata yaptırıyor. Bu anlamda bize düşen görev stratejik vizyona sahip, maddi ve manevi anlamda elindeki kaynakları en verimli şekilde kullanabilen nesillerin yetişmesine eğitim yoluyla katkıda bulunmaktır.

Türkiye bu anlamda bir görevi daha sivil toplum kuruluşları aracılığıyla iki kurumun öncülüğünde yerine getiriyor. İslam dünyasının daha ileriye gitmesine, daha yeni politikaların tartışılmasına katkıda bulunuyor. Sonuç bildirgesinde göreceğiniz gibi, eğitim alanında işbirliğini amaçlayan bir enstitünün kurulması da inşallah söz konusu olacak. Bu anlamda TASAM Asya ve Afrika açılımlarından sonra, İslam dünyasına yönelik bu sektörel konuyla da üzerine düşen görevi yapıyor, yaptı ve bundan sonra da yapmaya çalışacak.

Organizasyonun oluşmasına maddi manevi her anlamda katkıda bulunan bütün kurum ve kişilere tekrar teşekkürlerimi arz ediyorum. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3265 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3265