Ortadoğu'da Nükleer Bomba
Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi ve Stratejist
Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi ve Stratejist
Yayın Tarihi : 4.4.2016
Ortadoğu'da Nükleer Bomba
Giriş
Dördüncü Nükleer Güvenlik Zirvesi ABD’nin ev sahipliğinde 31 Mart-1 Nisan 2016 tarihleri arasında Washington’da yapıldı. 50’nin üzerinde ülke devlet başkanı, temsilci, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Interpol ve diğer sivil toplum kuruluşları toplantıya katıldı. Nükleer güvenlik konusu, uluslararası bir güvenlik sorunu olarak ilk defa Obama tarafından 2009’da Prag’da dile getirildi. Bu yönlendirici konuşmada Başkan Obama şöyle konuştu: Teröristlerin asla bir nükleer silaha sahip olmayacağından emin olmalıyız. Bu küresel güvenliğe en acil ve mutlak tehdittir. Nükleer silahlı bir terörist kitlesel bir tahribe yol açabilir.  [1] Bu girişim 2010 yılında ilk toplantının ABD’de yapılması ile hayata geçti. Ve iki yılda bir nükleer güvenlik zirvesi yapılması kabul edildi. İkinci toplantı 2012’de Seul’de, üçüncü toplantı 2014’de Hollanda’da yapıldı. ABD için nükleer güvenlik endişesinin Amerikan askerlerinin 2008’de Irak’tan çekilmesiyle gündeme gelmesini gözden kaçırmamak gerekiyor. Çekilme sonrası doğan güç boşluğunun doğurduğu IŞİD’in bugün ortadoğu’daki istikrarsızlığın ana kaynağı durumuna gelmesi nükleer güvenliği ön plana çıkarmıştır. IŞİD, El Kaide ve diğer uluslararası terör örgütlerinden farklı olarak kimyasal, biyolojik ve nükleer silah yapma ve kullanma kabiliyetine sahip bir örgüt olarak değerlendirilmektedir. İran toplantıya davet edilmedi. İran’ın geçen sene ABD ve ortaklarıyla yaptığı anlaşma ile halen nükleer faaliyetlerinin kontrol ve denetim altında tutulduğunu biliyoruz. Bu bağlamda İran’ın nükleer şaibesinin üzerinden kalkmaması nedeniyle zirveye davet edilmediğini söylemek mümkündür.
 
 
Nükleer Terör Tehlikesi
 
BM Nükleer Gözlemcisi (UN Atomic Watchdog) toplantıdan bir gün önce, teröristlerin nükleer bomba yapmak için ellerinde vasıta, bilgi ve tecrübenin olduğunu açıkladı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK)  başkanı Yukiya Amano terörizmin yayıldığını ve nükleer materyalin kullanılma olasılığının göz ardı edilmememesi gerektiğini bildirdi. Dünyada yaklaşık 1000 civarında nükleer tesisteki nükleer materyalin güvenliği konusu zirvede ele alındı. Belçikada 13 Kasım Paris saldırısı soruşturması kapsamında son ele geçirilen 10 saatlik videokasetin Belçikali üst düzey bir nükleer yetkilinin izlenmesini içeriyor olması, nükleer terör konusundaki endişlerin doğru olduğunu gösterdi. Ellerinde nükleer materyal bulunan ülkeler güvenlik nedeniyle plütonyum ve yüksek derecede zenginleştirilmiş (Highly Enriched Uranium –HEU) stoklarını azaltıyorlar. Japonya Mart 2016’da 50 nükleer bomba yapabilecek kadar nükleeer materyali ABD’ye geri gönderdi. Ancak hala 1945’de Hiroşima’ya atılan bombanın gücüne eşit 20 bin bomba yapacak kadar Uranyum ve Plütonyumu var. Bu zirvenin temel amaçlarından biri de nükleer güvenlik işbirliği için sürdürülebilir bir model yaratmak. Daha önceki üç zirvede oldukça dikkat çeken sonuçlar alındı. Zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyumun 12 ülke ve 24 nükleer tesisten çıkarılması, dünya çapında nükleer depolama alanlarının güvenliğinin artırılması, yeni oluşturulan timlerle nükleer kaçakçılık şebekelerinin tespiti sağlandı.  24 ülkede 300’den fazla sınır kapısı, hava ve deniz liman kapılarına nükleer madde tespit detektörü kondu.      [2]
 
 
Kirli Bomba
 
UAEK başkanına göre greyfurt büyüklüğündeki bir plütonyum nükleer bir silaha dönüştürülebilir.  Ama daha olası bir tehlike Kirli Bombadır. Klasik atma ve patlayıcı silahlar kullanılarak küçük miktarlardaki nükleer materyaller ile radyasyon yayılabilir. Buna Kirli Bomba adı verilmektedir. Bu miktarlar, üniversitelerden, hastanelerden ve güvenliği düşük diğer tessislerden elde edilebilir. Kirli Bombalar büyük bir şehri paniğe sevk etmek için yeterlidir.  Ayrıca bu bombaların psikloljik, ekonomik ve siyasi etkileri çok daha büyük olacaktır.  CIA Başkanı John Bernan Şubat ayında CBS News’a yaptığı açıklamada IŞİD’in daha önce kimyasal silahlar kullandığını ve aşırıcıların, nükleer silah yapımının imkânları dâhilinde olduğu düşünülmektedir demiştir. UAEK verilerine göre 1990’ların ortalarından yani Sovyetler Birliğinin dağılmasından itibaren bugüne kadar yetkisiz kişilerin eline geçme veya çalıntı nükleer materyal kapsamında yaklaşık 2800 illegal trafik tespit edilmiştir. Benzer bir olay da geçen sene Irak’ta meydana gelmiştir. UAEK Başkanı, Kirli Bomba yapılması olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla ülkelerin nükleer tesisleri koruması ve nükleer materyalin kullanımında, stoklanmasında ve naklindeki emniyet tedbirlerinin artırılmasının gerekli olduğunu söylemektedir. IŞİD’den kaynaklanan nükleer terör riskinin iki yıl öncesine göre daha yüksek olduğu açıklandı.
 
 
Rusya Neden Nükleer Güvenlik Zirvesine Katılmadı?
 
Dünyanın en geniş nükleer kapasitesine sahip Rusya, dördüncüsü yapılan zirvenin hiç birine katılmadı. 2010’da yapılan ilk zirveye, 2008’de Rusya’nın Gürcistan’a askeri müdahele sonrası ABD ile bozulan ilişkiler, 2012’deki zirveye ABD ve NATO’nun doğu Avrupa ve Karadeniz’deki genişleme stratejisi, 2014’de yapılan zirveye ise Ukrayna Krizi ve Kırımı’ın ilhakı nedeniyle katılmadı. Bu defa ise ortada geçerli bir stratejik engel olmamasına rağmen, ABD’deki resmi görevli ve analistlerin nükleer materyallerin teröristlerin eline geçmemesi için önerdiği güvenlik tedbirlerinin kafa karıştırdığı gerekçesini öne sürdü. Bu bağlamda Zirvede ele alınan ve kabul edildiği takdirde alınacak nükleer güvenlik önlemlerinin Rusya’ya önemli bir mali yük getireceği endişesinin katılımı caydırdığı değerlendirilmektedir. Rusya’yı katılımdan caydıran bir diğer husus ise çalıntı nükleer materyal konusunda zirvede suçlanma endişesi olmuştur. 28 Mart 2016 tarihli Kelsey Davenport’da yayınlanan bir makalede Silah Kontrol Ajansından (Arm Control Association) bir uzman, Rusya’nın zirveye katılmama nedenini, Moldova’daki Rus bölgesinde meydana gelen nükleer materyal kaçakçılığında ele geçen metryallerin Rus orijinli olma olasılığı şeklinde açıklamıştır. Bu bağlamda Rusya’nın UAEK, INTERPOL, AB, BM, Nükleer Terörizmle Savaş için Küresel İnisiyatif (Global Initiative to Combat Nuclear Terrorism), Global Partnership ( Global Partnership Against the Spread of Weapons and Materials of Mass Destruction)  vb. gibi sivil toplum kuruluşlarının da toplantıya katılmasına neden karşı çıktığı anlaşılabilir hale gelmiştir. [3]
 
 
 
Zirvede Görüşülenler
 
Zirve Belçika ve Lahor’daki terör saldırılarının gölgesinde yapıldı. Aynı zamanda Kuzey Kore’nin Ocak ayında gerçekleştidiği dördüncü nükleer test de zirvede ABD, Çin, Japonya ve Güney Kore’nin katılımıyla özel bir toplantıda ele alındı. Çin ve Kuzey Kore liderlerinin arasındaki gerginliğin bu denemelerden kaynaklandığı sanılmaktadır. Ancak yine de Çin’in Kuzey Kore’nin stratejik hamisi rolü çerçevesinde bazı sorumlulukları olduğu kendisine hatırlatılacaktır. [4]  Rusya ve ABD dünya nükleer silah stoğunun % 90’nını ellerinde bulunduruyorlar.  İsrail 120 nükleer silah ile kalan % 10 içinde olmasına rağmen NPT( Nükleer Proliferation Treaty)’yi imzalamadığı için kontrol edilemiyor.  Zirvede nükleer risk ve radyasyonal terörizm ve bunlarla nasıl başa çıkılacağı konusu ele alındı. Hali hazırda dünyada dokuz nükleer silaha sahip ülke var. Bunlardan beşi aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi Üyesi  (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) diğer devletler Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore    [5] Bu zamana kadar nükleer zirvelerde uranyum başköşeyi alıyordu. Artık nükleer santrallarda ve bazı silahlarda geniş ölçüde kullanılan plütonyumu da dikkate almak gerekiyor. Hindistan’dan Dr.Ramana Nükleer tehlikeyi azaltmak için bu stoklara odaklanmak gerekiyor dedi. Bu konuda istihbarat paylaşımı yanında nükleer tesis ve materyallerin emniyet ve güvenliğinden de emin olmak gerekiyor. Gözden kaçırılmaması gereken bir nükleer uygulama alanı da nükleer denizaltı teknolojisidir. Bu gemiler hem nükleer teknoloji ile yürütülüyor hem de nükleer silah atabiliyor.
 
 
Asya Ülkelerinin Nükleer Güvenlikteki Rolü
 
Asya ülkeleri bu zirvede hedefe ulaşılması noktasında üç nedenden dolayı önemli rol oynayacaklardır. Birincisi Asya ülkeleri son yıllarda sivil nükleer gücün kullanılması ve geliştirilmesinde en çok gelişme gösteren ülkelerdir.  İkincisi yine Asya ülkeleri nükleer silah programları ve teknolojilerinde başı çekmektedir. Üçüncüsü, güney Asya bölgesinde hassas nükleer tesislere yönelik terör ve nükleer terörist tehdidi dikkat çekmektedir. Özellikle Pakistan ve Hindistan’daki nükleer güvenlik riski iki ülkeyi işbirliği yapmaya itmektedir. Ayrıca zirvede, Kuzey Kore’nin kışkırtmaları için alınacak önlemler konusunda ABD, Japonya, Çin ve Güney Kore’nin yer aldığı özel bir oturum gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda BM Güvenlik Konseyi’nin Kuzey Kore’ye karşı uygulanmak üzere kabul edilen 2270 numaralı kararının Çin tarafından ne kadar ciddi seviyede uygulandığı da sorgulanmıştır. Bu karar Kuzey Kore’ye değerli metaller ve roket yakıtı satılmasını yasaklamaktadır. [6]
 
 
Ortadoğu’da Nükleer Bomba Kullanılabilir mi?
 
Nükleer güvenlik zirvesinden bahsedilirken, 1945’den sonra yeniden bir nükleer bomba kullanılması konusu da tartışılmaya başlandı. Amerikan Başkan adayı Trump bir konuşmasında Avrupa’da ve Ortadoğu’da nükleer silah kullanılabileceğini dile getirirken[7], Rusya Devlet Başkanı Putin IŞİD’le mücadelede umarım nükleer silahlara ihtiyaç olmaz diye konuştu. [8] 2013 yılında İsrail’in topla Şam’a atılan bir taktik nükleer bomba[9] kullandığı iddia edildi.[10] New Eastern Outlook editörlerinden Gordon Duff, Veterans Today (VT) grubuyla birlikte yaptığı Suriye gezisinden elde ettiği ilginç bilgilerle döndü. O dönem olayın videosunu izleyen nükleer silah uzmanları, nükleer flaş, mantar bulutu ve yıldırım topu gördüklerini söyleyerek bunun nükleer bir saldırı olduğunu söylediler. Tahminler, İsrail'in Tartus'un intikamını aldığı yönündeydi. Tartus olayı nükleer silah kapasiteli Alman yapımı dolpfin tipi bir İsrail denizaltısının Suriye donanmasıan ait bir torpito bot tarafından 2 Mayıs 2013’te batırılmasıdır. [11] 4-5 Mayıs günü Şam’a atılan nükleer bombanın bir misilleme olduğu belirtilmektedir. Denizaltının batmasından iki gün sonra atıldığı iddia edilen nükleer bombaya ait resim aşağıdadır.
  
Ancak konu hakkında hiç haber yapılmadı ve Suriye sessiz kaldı. Veterans Today’in Suriye gezisinde, Rus nükleer araştırmacılarının olay mahalline giderek inceleme yaptığını ve bunun bir nükleer saldırı olduğunu doğruladığını öğrendi. Bu olay IŞİD’le mücadele zor durumda kalındığı takdirde ABD ve Rusya’nın ortak kararıyla taktik nükleer bomba kullanılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Zor durumda kalmanın kıstaslarına gelince, IŞİD’in normal veya Kirli nükleer bomba yapması,  bunu ve kimyasal/biyolojik silahları kullanması halinde taktik nükleer bombanın kullanılması mümkündür. Ülkemizin PKK ve IŞİD’le mücadele ederken bu olasılığı da dikkate alması, sınır illerinde NBC [12] tedbirleri ve eğitimlerinin yapılması son derece önemlidir. Kanaatimce IŞİD’e karşı NATO veya büyük katılımlı bir kara gücü devreye sokulmadıkça, hava harekâtı ve yerel güçlerle IŞİD’e karşı başarı kazanmak mümkün değidir. Bu noktada ya ılımlı ve ABD kontrollü sıkıştırılmış bir coğrafyada IŞİD’in varlığına izin verilecek veya nükleer silah kullanılarak kesin sonuç alınacaktır.  Son zirvede, nükleer terör olasılığının bu derecede ciddiye alınması, siyasi ve teknik yetkililerce derinliğine tartışılması, Ortadoğu’da nükleer silah kullanmanın belirli oranda hukuki gerekçesini oluşturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirilebilir.
 
 
Türkiye ve Nükleer Güvenlik
 
Nükleer güvenlik konusu ülkemizi temelde iki yönden ilgilendirmektedir. Birincisi NATO çerçevesinde ülkemizde bulunan ABD’ye ait nükleer silah depolarının bulunması, ikincisi Suriye iç savaşı ile birlikte iyice karışan Ortadoğu ile Avrupa arasında her türlü illegal geçişler için zorunlu bir geçiş ülkesi olmasıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin sınır, hava ve deniz liman kapılarında nükleer materyal detektörleri kullanması uygun olacaktır.
 
Nisan 2016
 

[1] Bonnie Jenkins, The 2016 Nuclear Security Summit: A Point of Transition March 11 2016
 
 
[2] Leore Ben-Chorin and Steven Pifer Three goals to accomplish before the 2016 Nuclear Security Summit 
   December 3, 2015

[3] Mike Eckel,  Russian Boycott Of Nuclear Terrorism Summit Leaves U.S. 'Scratching Our Heads' 29 March 2016

[4] Lucas Tomlinson, Power players set to miss DC nuclear summit, March 28 2016 FoxNews.com

[5] Thalif Deen,| US Nuclear Security Summit Shadowed by Rising Terrorism

 
[6] Lindsey Ford, The 2016 Nuclear Security Summit: What to look for, 25 March 2016
[7] http://www.independent.co.uk/news/world/americas/us-elections/donald-trump-refuses-to-rule-out-using-nuclear-weapons-in-attack-on-europe-a6961101.html

[8]    Putin: Umarım IŞİD’e karşı nükleer silah kullanmaya gerek kalmaz 9.12.2015
http://tr.sputniknews.com/rusya/20151209/1019556613/putin-isid-nukleer-silah.html#ixzz44kpMOvPZ

[9] Şiddeti ve radyoaktif etkisi sınırlı nükleer bombalara taktik nükleer bomba adı veriliyor.

[10] Önemli iddia: İsrail, 2013'te Şam'da taktik nükleer bomba kullandı. http://haber.sol.org.tr/dunya/onemli-iddia-israil-2013te-samda-taktik-nukleer-bomba-kullandi-131228

[11] Gordon Duff, Did Syria Sink an Israeli Submarine? 25 May 2013; http://www.veteranstoday.com/2013/05/25/did-syria-sink-an-israeli-submarine/
[12] Nüclear, Biological, Chemical
İlgili Döküman İçin Tıklayın
Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC