Paris’teki Düşünce İklimi ve 17. Fasıl

Yorum

“İklim Değişikliği Zirvesi” Paris’te gemi azıya almış küresel terörün gölgesinde ve sancılı bir atmosferde, bugün ve yarın toplanıyor....

“İklim Değişikliği Zirvesi” Paris’te gemi azıya almış küresel terörün gölgesinde ve sancılı bir atmosferde, bugün ve yarın toplanıyor. Bu, katılımcı  ülkelerin 21., Kyoto protokolu ile ilgili olan tarafların 11. toplantısı. Ana temayla uyumlu konuların yoğunlukla konuşulması ve ülkelerin birbirlerine iklim değişikliğine karşı hangi çevre dostu önlemleri aldıklarına ilişkin raporları verme fırsatı. Uyum süreçlerinde yapılan ve yapılması gereken gözlem, değerlendirme, planlama, uygulama, denetleme ve yol üzerinde ortaya çıkan yeni değişmelere nasıl uyum yapıldığı ve yapılacağı konuları, temel başlıklar. Bu arada varsa “ilham veren örnek uygulamalar” takdim edilecek ki, başkaları da özensin.

Ya Devlet Adamları Ne Yapacak?

Bu önemli konular açılış, kapanış ve zirve sonuç bildirgelerinde yer alacak olsalar da, asıl uzmanlar düzeyinde yapılacak toplantılarda değerlendirelecek ve gelecek toplantılara atıf kaynağı oluşturacak. 
Ya devlet adamları ne yapacak? Bugüne kadar ne yaptılarsa. Fransa’nın içinde bulunduğu olağanüstü koşullarda, azami güvenlik önlemleri altında, temsil ettikleri ülkenin fors’unu ve bayrağını taşıyan zırhlı araçları ile her yerde yaptıkları gibi Paris trafiğini felç ederek, nasıl bir gövde gösterisi sergilediklerini ulusal ve uluslararası televizyon kanallarından izlemek mümkün. O bakışların, yürüyüş ve el sıkış ve öpüşmelerin konu ile yakından uzaktan ilişkisi yok. Her bakış, her gülüş hangi ülkeden gelirlerse gelsinler katılımcıların, yüreklerindeki aslanları ve kendi ulusal izleyicileri üzerinde yaratmak istedikleri izlenimi yansıtıyor. Kimi uzun, kimi kısa, kimi samimi, kimi gururlu veya soğuk. Ama hepsi, dünyaya onur bahşediyor iddiasında.
  

Ev Sahibesi Ségolène Royal ve Verdiği İlham
 
Gelenleri kapıda, Fransa’nın  Ekoloji, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanı Ségolène Royal karşılıyor. Sade, zarif ve samimi, kimini 2 kere, kimini 3 kere öpüyor veya iki-üç kez ellerini sıkıyor. Royal başkanlık koltuğunu, Hollande’a kaybetti. Ama kabinede bakan.  Hollande’ın yanında first lady olma ayrıcalığını önce Valerie Trierweiler, sonra gencecik  Julie Gayet’e kaybetti. Ama, bakanlık, ona Hollande’dan  ayrılması karşılığında elde ettiği bir tazminat değil. Hem mesleki, hem de siyasi liyakatinin karşılığı. Ancak Holande’ın  4 çocuğunun anası olması bile bir ayrıcalık değil. Çünkü o şimdi  Fransa’nın “tabiat anası”.
 
Yine de bu dışarıdan iyi bir uzlaşma, kişilikleri aşarak, yollar ayrılsa bile, aynı yöne uyum içinde yürümek gibi gözüküyor.  Yani bence Ségolène Royal’in,  karşıladığı devletlu konuklara sunduğu şey,  aileden, siyasete uzanan bir uzlaşma ilhamı gibi(ailede uyumsuz ama siyasette uyumlu). Eğer zaten bu bu şekilde algılanırsa,  Paris zirvesine sağ ceplerinde iklimden başka her türlü zıtlaşma konusunu taşıyarak katılan liderler, farklarını bir kenara koyarak, hassas zeminlerde uzlaşma imkanı aramaya başlayabilir. Bugünlerde bunu özellikle Türkiye ve Rusya için dilememiz hayırlı  olur.
 

Ağır Sözler ve Daha Ağır Yaptırımlar
 
Silah ve dil yaraları çok taze. Yaptırımlar ise, her iki ülkeye de daha büyük yaralar açmaya gebe. Ancak asıl ağır darbe o meşhur ama bir o kadar da içi kof “stratejik ortaklık” iddialarına.  Farklı yöne bakan ülkeler hiç “statejik ortak” olabilirler mi?
 
Türkiye,  Paris öncesinde biraz üslup yumuşattı. “Uluslararası iklim zirvesinin, Paris’te, Türkiye ve Rusya için, ilişkileri tamir etme fırsatı olması”nın temenni edildiğini duyduk. Zıtlaşmanın herkese mutsuzluk getireceğinin ayırdında olduğumuzun bilinmesini istedik. Ama “Rusya Türkiye için ne kadar önemliyse, Türkiye’de Rusya için o kadar önemli” demekten de kendimizi alamadık. Bunda belki bir  miktar doğruluk payı var. Ama Türkiye-Rusya ilişkileri, karşılıklı bağımlılığa(inter dependence) değil, Türkiye’nin aşırı bağımlılığına dayandırıldı(dependence). Biz bunu bilmiyor olabiliriz. Ama Rusya biliyor. Nitekim, Paris’e gitmek  için Moskova’dan ayrılmazdan önce, Putin Türkiye’ye karşı uygulanacak bir dize ekonomik yaptırımın altına imza attı da yola çıktı. 
 

Rusya Henüz Hızını Almadı
 
Rusya Türkiye’den en zor olanı istiyor. Açık bir özür. Sıradan bir “olanlara üzgünüz” e razı değil. Oysa müteaddid uyarılara karşı yapılan sınır ihlalini, angajman kurallarına göre gösterdiği tepki ile karşılayan bir ülke,  bir kere özür dilerse, bundan sonra hiç bir sınır ihlalini engelleyemez. Bunu Rusya da biliyordur.  Ama Rusya asıl, “stratejik ortak” olarak kabul ettiği Türkiye ile, Suriye meselesinde nasıl iki ayrı yöne savrulduğunu kabul edemiyor ve Türkiye’nin kime destek verdiğini, ne için destek verdiğini sorguluyor.
 
Suriye yarası derinleştikçe, Türkiye-Rusya sorunu sürecektir. Yoksa, Kursk’taki denizaltı faciasında yüzlerce levendini yiteren Rusya  bir civan pilot için bunu yapar mı? Öte yandan biz Türkiye olarak geçen yıllarda, Suriye tarafından düşürülen 2 civan pilot için ne yaptık? Onların ayakkabılarını bile Amerika’lılar toplayıp getirdi. Cansız aziz bedenlerini de.
 

Arabulucular  Zamanla Devreye Girecektir

İşte bu nedenle, Paris zirvesi öncesinde Rusya cenahından gelen açıklamalar, henüz olumlu gelişmeler, yeniden yakınlaşmalar ve özellikle yaptırım uygulamaları ile ilgili kararların gözden geçirilmesi için zamanın çok erken olduğunu gösteriyor. Ama bu gerginlik, sadece Türkiye –Rusya sorunu değil artık. Onun için pek yakında İngiliz, Fransız, ABD veya hiç ummadığınız ülke temsilcileri Rusya ve Türkiye arasında ara buluculuk yapmaya teşne olacaktır. 
 
“Merkez Bankası Bağımsızlığı”nın Düşünce İklimi içindeki Önemi

Ben bu arada, AB nezdinde açılacağı söylenen 17. Müzakere faslı olan “Merkez Bankasının Bağımsızlığı” faslını iki açıdan önemsiyorum. 1. Bir kere, şu sırada ve gergin Paris zirvesi öncesinde, Rusya ile gerilen iplere karşı Türkiye’ye AB tarafından verildiği izleni uyandıran sembolik destek; 2. Yeni kurulan hükumetin başkanı olarak Paris zirvesi öncesi Brüksel’i ziyaret edip, bu haberi, teselli mükafatı olarak  Türkiye’ye getiren Başbakan’a “Merkez Bankasının bağımsızlığını kimselere yedirme, yoksa seneye, şartlar oluşmadı diyip, vizesiz seyahat paketini iptal ederiz” ihtarı. 


 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263