“Jenne” yi Cehenneme Çevirmek
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 24.11.2015
“Jenne” yi Cehenneme Çevirmek
Önce onun ne burs kazandığını pek anlamamıştım. Başarısını hararetle kutladım. Aklıma bu ne için ve nereye gidiyorsun? demek, “gel seninle gidelim; cibinlik, böcek savar, yılan kovar ve sıtma hapları alalım” deyince geldi de,  Mali’ye gideceğini öğrendim.  Sıtmanın, HIV Aids’in, yüzlerce bildiğimiz bilmediğimiz hastalığın ama en önemlisi siyasi istikrarsızlığın, terörün kol gezdiği bir ülkeye başı dimdik, tavizsiz gitme kararı almıştı. Yaşının verdiği dik başlılıkla, “ben burs buldum. Sizden izin istemiyorum. Sadece haber veriyor ve deneyimlerimi şimdiden paylaşmaya başlayın diye bir şans veriyorum” dediği zaman yüreğimi eline alıp, içindeki kanı süzene kadar yoğurmaya başladığı hissine kapıldım.
 
O Keita’ların bir Ferdi Oluverdi. Sevgi Sundu; Sevgi Buldu
2002 yılı, her yıl gibi istikrarsız bir yıldı Mali için. İnsanlar kaçırılıyor, fidye-i necat için öldürülüyorlardı. Ama öyle veya böyle bir yaşam sürmekteydi orada,  terörün aman vermediği her ülkede olduğu gibi. Haberleşmenin de kolay olmadığı koşullarda, Mali’ye Senegal üzerinden ulaştığını haber aldığımda dünayalar benim oldu. Artık onun bir de Bamako’lu ailesi olmuştu. Anne Fatumatu, pek sevdiği minik kardeş Bibi ve gurbetteki baba Keita, hala onun özel anıları arasında çok özel yere sahip kişiler. Birlikte yediler, içtiler, en önemlisi farklı dünyaların insanları olarak, insanlığın ortak yönlerinde buluştular. Şimdi adını “Korotumu Sangare” koyup bağırlarına bastıkları kızımın, çekincelerimize rağmen Mali’ye gittiğine şükrediyorum. İyi ki gidip, orada yaşamış, onların mısır unu çorbalarına kaşık sallamış ve Mali’nin fakir, ama gönül zengini güzel insanlarını tanıyabilmiş.  
 
Bamako’da bir Kurban Bayramı
Sahra altı Afrika, tüm dineri kendi tribal kültürü içinde harmanlayan bir yer. Başlı başına bir dialect olarak düşünülebilecek Batı Afrika Fransızca’sı ile sürdürülen konuşmalarda “Ala, Ala” diye geçen sözcüklerin, Allah anlamına geldiğini ve çoğu kez bir dilek veya duayı başlatmak için kullanıldığını farkettiğinde, evinden uzak günlerde dualı ağızların kendisi ile birlikte olduğunu düşünüp mutlu olduğunu söylemişti bana. O yıl orada kutladı kurban bayramını. Onların adetlerine, götürdüğü ufak hediyelerle, kendi geleneklerini kattı. Gönüllerini ve sevgilerini kazandı. Ama en hoşlandığı anlardan birinin, dünyada eşi menendi olmayan Jenne’ye ziyareti olduğunu hatırlıyorum. Her yıl yeniden inşa edilerek ibadete açılan “Jenne”, hafta başında yeniden cehenneme döndürülen  Mali’de bir çöl cenneti, bir başka kutsal mekan.    
 
Mali’de Turizme Baltayı Jenne’den Vuran Terör  
Hafta başında 29-30 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir kıyım yaşayan Mali, terörden en büyük zararı gören ülkelerden biri. Mali’nin kendi başına değerlendiremediği, altın, petrol ve uranyum gibi önemli kaynakları var. Ama doğu’daki Dogon bölgesindeki “Jenne” başta olmak üzere, bu karaya hapsolmuş mavera(iki nehir arası) ülkesi, bazı görülmeye değer, farklı ve özel, bunun için de önemli olan yerlere sahip. Şimdi otele yapılan baskın, hem iş için, hem de  ziyaret için bu ülkeye gelen turistleri yıldırmaya neden oluyor.
 
Fakirin Fakiri Kuzeyden Gelen Saldırı
Terör nereden gelirse gelsin, nereyi vurursa vursun insanlık suçu ve insanlık düşmanı. Mali’de terörün daha çok Kuzey’den geliyor olması, orada, ayrılıkçı acımasızlığın radikal unsurlarının daha kolay barındığına işaret ediyor. Kumandası dışarı olan kıyımları, hemen zaten bir örgüt üstleniyor. Üstlenmezse hayret ediliyor. Bu defa Mali otel baskını da üstlenildi. Ama gelin görün ki saldırıların, masum insan öldürmekten başka amacı nedir belli değil.
 
Yeni Sömürgeciliğe mi Karşılar?
Geçmişte bir Fransız sömürgesi olan Mali, 1960 yılında bağımsız olsa ile fakirlik çemberini kırmayı başaramayan ve yine eski sömürgecisine muhtaç kalmış bir Batı Afrika ülkesi. Nufusun %56 sının günde 1 Dolar’ın altında yaşıyor olması, fakirliğin acı yüzü. Fransa 1960 da çıkmasına çıkmış Mali’den ve tüm Batı Afrika’dan ama fiilen hala orada. Öyleki aşayişi sağlamak için bile Fransa’nın yaptığı yoğun müdahalelere özellikle 2012 den bu yana tanık olmaktayız. Bu keyfiyet öncelikle Fransa’nın Mali’de sürmekte olan  menfaatlerini korumak için hazır ve nazır olduğunu gösteriyor. Bu menfaatlerin, Mali’nin zengin fakat kendi başına kullanamadığı doğal kaynaklarla ilgili olduğunu düşünmek için müneccim olmaya gerek yok. Peki şimdi, masum insanları da hedef alan terörünün amacı, bir yeni bağımsızlık savaşı mı başlatmak? Bunu başlatıyorlarsa, İŞİD veya El Kaide’nin desteği ile yapmaları çok mu makul? Bir yeni bağımsızlık savaşı sonrasında, ekonomik bağımsızlığı da sağlayacak kapaziteleri artık oluştu mu? Yabancılar tamamen el ve ayaklarını bu ülkeden çekerlerse, iç savaşa olmaz ve o zenginliklerin sefasını rahat rahat sürebilirler mi? Veya bütün bu soruların cevabı şimdi verilemese bile, en azından o menfur, o insanlığa karşı işlenen saldırları yapacaklarına, asıl hedeflerinin ne olduğunu haykırsalar da herkes duysa daha iyi olmaz mı?     
 
Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC