Libya’nın Makus Talihini Yenmek
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 16.10.2015
Libya’nın Makus Talihini Yenmek
Dünyanın onuncu en zengin petrol yataklarına sahip Libya, 1990 lı yıllara kadar dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor, güneyinde bulunan fakir Sahra-altı Afrika ülkelerini koruyup, kolluyordu. Libya Baharı’nın başladığı 2011 yılında bile, hala Dünya Bankası listelerinde üst orta gelirli ülkeler arasında gözüküyor, bir çok sağlık, eğitim ve sosyal hizmetleri halkına bedelsiz sunuyordu. Dünyayı kızdıran, menfaatleri daha çok kendi aşiret mensupları ile taraftarlarına yonttuğu iddia edilen kişiselleşmiş Kaddafi iktidarı, sonunda Libya’nın üzerine yıkıldı. Bunda uluslararası koalisyonun büyük payı var.  Talihi pek makus olan ülke ise 4 yıldır bir iç savaşın pençesinde.

Dünyanın Ağız Tadını Kaçıran Libya Tatlısı
Evet  dünya piyasalarında pek makbul olan “Tatlı”(kükürt ve karbon dioksit oranı düşük, Libya Sweet)  petrolünün sağladığı büyük servetle keyfi bir yaşam süren, yaşadığı keyfi hayattan çok daha keyfi bir yönetim sürdüren ve Batı ülkelerine adeta kök söktüren Kaddafi, iktidarının 52. yılında devrildiğinde, arkasında  büyük bir enkaz bıraktı. Şimdi  onu deviren mütefikler, nasıl olur da kırılan parçaları bir araya getirebiliriz diye uğraşıp duruyor. Ama yapılabileceklerin imkanı var mı?
 
En büyük sorun şu ki 2011 de Kaddafi’nin ölümü ile sonuçlanan Libya Baharı sonrasında, Libya aşiret özüne dönerek, ulusal cemahiriye özelliğini tamamen yitirdi. Halen ikiye bölünmüş durumda olan ülkede, biri Torbuk’ta, diğeri ise Trablusgarp’ta bulunan iki ayrı yönetim var. Bu arada hala Kaddafi taraftarlarının da Libya’da bir hayli faal olduğunu hatırlarsak, yekpare bir ülkenin nasıl bir anda yüzlerce aşiret ve resmi olarak iki ama fiiilen üç veya beş parça halinde ve yönetilemez bir konumda olduğunu anlayabiliriz. Ayrıca Libya’nın 2011 den bu yana geçen zaman aralığında nasıl merkezi demir yumruktan, “adem-i merkeziyetçi bir otoriterliğe” savrulduğunu da kabul etmek gerekir.

Bir Kaddafi  yerine Yeni Kaddafi’ler
Şimdi Libya’da bu çok başlılıkla birlikte gelen bir kaç önemli zorluk var. Bunlardan bir tanesi, ülkede toprak bütünlüğü kalmadığı için, bölgesel toprak sınır denetimini yapmak çok zor ve kanlı oluyor. İkincisi ve daha önemlisi, artık bir Libya’lı kimliği kalmadığı için ortaya çıkan aidiyet sorunu insanları şaşkına çevirmiş durumda. Bu sorun, kısmen aşiret veya şehir aidiyeti (hemşehrilik) ile telafi edilebilir gibi gözükse bile, asıl zorluk ülkenin bütünü için fevkalade önemli olan, “uluslararası tanınma” sıkıntısı olarak ağırlığını hissettiriyor. Libya’da kim muhatap alınacak? Kim Libya’lı kim değil?
Denilebilir ki, Kaddafi’nin demir yumruğu altındaki Libya bir parya devletti; Korsan gibi bir yönetimdi; Bunun içinde uluslararası yaptırımların muhatabıydı. Ama o “tatlı petrol” vardı ya, o “tatlı petrol”, sırf onun hatırına,  Kaddafi’nin ayağına giden çok sayıda dünya lideri, onun elinden ödül alan ve  aşiret mensubiyeti farkı gözetmeksizin ülkenin her bireyini birer Libya’lı kabul eden çok üst düzey yabancı  ülke yöneticisi gördük.

Halife'lerden Halife Beğenmek. Ya Fecr-i Libya?
Şimdi onca “yeni Kaddafi” arasında, dünya ister istemez Tobruk’taki Halife Hafter’i  muhatap alıyor, Trablus yönetiminin başında bulunan Halife el Havi’ye  itibar etmiyor. Bu ise, İŞİD destekli  Fecr-i Libya güçlerinin Trablus yönetimini üstün kılmak için Tobruk’a sıkça saldırmasına neden oluyor.  Bu arada gözden kaçırılmaması gereken bir kaç  husus var. Libya’dan dünyaya petrol satışları hala sürüyor. Libya petrol kuyularının büyük bir kısmı Site Körfezi’nin doğusunda. Rafineri’ leri de.  Petrol üretimi ve ihracatını da  hala aslında artık “ulusal”lığı pek kalmamamış olan “Ulusal Petrol Şirketi”nin yapıyor olması ilginç. Galiba bu, batı’lı efendilerin tercihi.  Tobruk yönetimi bu konuda da meşru muhatap olunca, milislerin sık sık, petrol kuyularına saldırması da beklenmedik bir şey  olmuyor. Açıkçası Libya’da kaos derinleşerek sürüyor. Kuyulara saldırma operasyonlarının, Suriye ve Irak’ta da bu işi yapan İŞİD tarafından planlanması, kulağa makul geliyor. Geliyorda, haydi Ulusal Petrol Şirketi’nin alıcıları biliniyor. İspanya, İtalya vs.vs. Ya kuyuları gaspeden korsan petrolcülerin müşterileri kim? Bu bir bilinse zaten kimin eli kimin cebinde belli olacak.

Libya’da Emsal veya İbret Olarak  Ayakta Kalan Başka Kurum Var mı?
Evet var deniyor. Mobil telefon, pizza dağıtım hizmetlerinin hala muntazam çalışması kimseyi şaşırtmamalı. Bu işgal sonrası  Irak için de söyleniyordu. Bunun dışında başta Libya Merkez Bankası olmak üzere, bir çok devlet kurumu yıkılmamış, ayaktaymış. Nasıl olur? diye düşünmekakla zarar verebilir. Ama birileri şimdi, enkazın üzerine yeni bir veya birkaç Libya inşa ederken bu kurumların kulanılabileceğini düşünüyor. Bu muhterem kişilerin başındaBan Ki Moon Var. “Eğer bir kaç yaşayan kurum varsa, bu çıkmamış candaki ümit gibidir” diye düşünüyor olmalı BM Genel sekreteri. Bir de tabii eliyle atadığı Libya Destek Misyonu(UNISMIL) Başkanı genç İspanyol politikacı Bernardino Leon, Libya’da “yeni kapazite yaratma” ve “yeniden yapılandırma” çabası sürdürüyor. Kadınları güçlendirip siyasete teşvik ediyor. Şimdi  Libya için, kerameti kendinden menkul bazı kadınlar var dünyanın ilgi odağında.

“Libya’da Barış için Birlikte”
Diye duygulu bir slogan seçmiş UNISMIL. Libya bayrağının önünde sıkışan iki el var. Ama işte yetmiyor bu. Konuşulan konular malum. Farklı gruplar, Libya’nın barış ve güvenliğine nasıl katkıda bulunur?  Böyle buluşanlar zaten hep tezekkür ve tefekkür eden insanlardı. Ağzı laf yapmayıp eli silah tutanlar ise dışarda, çölün ortasında, körfezin kıyısında yine bildiğini okuyor. Asıl bunları silah bırakmaya kim ikna edecek? Moon mu? Leon’mu?Yoksa  birbirinin düşmanı iki Halife  mi?
İşte şu sıralar Birleşmiş Milletler, 20 Ekim son(uzlaşma) tarihinin telaşında. Tobruk ve Trablus hükümetleri birleşir mi? Birleşmez mi? Trablus, önerilen isimlere ve yol haritasına tamamen karşı. Tobruk yönetimi ise, ülkenin baş şehrinin işgalinden vazgeçmezlerse, Trablus’daki yönetimle uzlaşma masasına oturmayacaklarını açıklıyor.Bernardino Leon anladığım kadarı ile, ardından gelebilecekleri hesaba katmadan,  bir güç paylaşımı veya dönüşümlü başkanlık öneriyor. Oluşturmaya çalıştığı şey hala bir ortak ulusal konsey, hala bir tüzük ve yönetim ilkeleri mazumesi. Güneydeki, çölde ve kuzeydeki körfezde, aşiretler arasında olanları durduramadıkları için, ikiHalife’yi bir araya getirmekten medet umuyor. Sürenin bitimine sadece beş gün kaldı. Ama Libya’nın makus talihinin yenilmesine hala yıllar var. Libya barışına da, birlikteliğine de. Ne acı!

 
Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC