Dananın Kopmak Bilmeyen Kuyruğu
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 24.6.2015
Dananın Kopmak Bilmeyen Kuyruğu
Uzatmalı Yunanistan ralli’sinin bu aylık son etabına iyiden iyiye yaklaşıldı. Geçen haftaki, karar bu hafta başına, hafta başında beklenen karar ise Çarşamba akşamına ertelendi. Dorukta olan bir heyecan yok. Sonu önce yazılmış bir romanın veya dizi filmin gelişen bölümlerini seyreder gibiyiz. Roman veya film  kahramanları aynı, yazar veya yönetmenler aynı, ödül komiteleri de öyle.Her ay yayınlanacak yeni dizi episod’larında da çok büyük bir farklılık yok. Aslında bu bir TV dizisi olsa hiç tutmaz, sinema filmi olsa seyredilmez, roman olsa okunmaz. Ama işin içinde bir ülkenin ve büyük iddialarla kurulmuş birliklerin geleceği olunca, hepimiz bu “Dananın Kopmak Bilmeyen Kuyruğu” dizisine kilitleniyor, gece gündüz yapılan toplantılar üzerine durmadan ve dinlenmeden yorum yapıyoruz.

En Asık Suratlı’ya Hoş Görünmek İçin
Çağdaş Yunan Tragedyasındaki en asık suratlı karakter, bence şu anda Christine Lagarde, yani IMF nin başkanı. Varufakis ve Tsipras’ı hendek atlama şampiyonu ilan etmek için elinden gelini ardına koymuyor. İpi topu 1.6 milyar Euro için gündüz gece durmadan dinlenmeden yeni önlem paketleri sunuluyor kendisine. Ama o hala kağıt üzerinde vaad edilen sözleri fazla “yumuşak” buluyor. “KDV artışı yetmez. Servet vergisi az. Emekli yaşının yükseltilmesi kifayetsiz”. Lagarde’ın sert yorumlarından bazıları.
Tabii akşamdan sabaha kes- yapıştır metinler üzerine  yeni maddeler ekleyen Yunanistan, hani “dananın kuyruğu kopmasın” diye, utanmasa “ağzınla balık tutacak”. Evet IMF, Yunanistan  AB üyesi olduğu için olsa gerek, kredi vermek için usulen de olsa bir “stand-by” anlaşması istemedi. Ama Bayan Lagarde’ın söylemlerinde hep bir “anlayış muhtırası veya belgesi”(Memorandum of Understanding) göndermesi var. Açıkçası Alexis Tsipras’a “sık kemeri sık sık, daha da sık ki, hem borcunun bu seferlik taksidini ve ilerleyen tarihlerdeki faiz ödemelerini karşılayabil” diyor. Bunu da bu “anlayış muhtırası”na dayandırıyor.

Ne Olacak Halleri?   
Ne yalan söyleyeyim “ne olacak halimiz?” diye dövünmektense, “ne olacak halleri?” diye düşünmek aklıma ve ruhuma iyi geliyor. Şimdi olacak şu. Eurogroup, AB Parlamentosu, ECB, Komisyon ve Konsey alınan ilave önlemlerden pek şikayetçi değil. Tsipras’ı samimi adımlar atıyor olarak gördüklerini açıklamaktan çekinmiyorlar. Üye ülkeler de verimkar. Ne Merkel, ne de Hollande pek şekvacı durumdan. Yine de Yunanistan’a aldığı önlemlerin inandırıcı olması karşılığı olarak verecekleri 7.2 milyar Euro’luk ek ödeme dilimi için demokratik bir onay sürecine ihtiyaçları olduğunu açıklıyorlar. Koskoca birlik, hala siyasi bir şapkadan yoksun olduğu  için, AB kurumlarından biri olan AB Parlamentosunun oylaması da yeterli değil. Demokratik sürecin tecellisi için üye ülkelerin ulusal parlamentolarından bazılarının bilhassa olumlu oy vermesi isteniyor. Almanya, Finlandiya ve Estonya’nın, verilecek borç meblağını özellikle onaylaması önemli kabul ediliyor. Hollanda’nın belki oylama değil ama bir tartışma açması yeterli deniyor.Diğer Euro bölgesi üyelerinde kararın resen  onaylanması belki yeterli olacak.

Ya Çarşıdaki Hesap Eve  Uymazsa!
Tabii Yunanistan Parlamentosu olan Vouli’nin öncelikle Tsipras’ın halkına verdiği sözlerden cayarak attığı adımları onaylaması gerek. Syriza partisinin radikal sağ kanadı şu sıralar  Tsipras’ı yeni bir stres testinden geçirmeye hazırlanıyor. Secimlerde Yunan halkına nefes aldıracağına dair yemin eden Tsipras, nasıl olur da AB kurumları ile IMF ye 8.5 milyar Euro’luk bir kemer sıkma yemini eder?  Borç ödemek için borç almak durumunda olan Tsipras hükumeti, halkını bankalardan para çekmemeye ikna edemedi. Bakalım halkın temsilcilerini ikna edebilecek mi? Orada kanun kuvvetinde kararname yok mu? Yunanistan ve diğer parlamenter süreç zorunluğu olan üyelerde,  altına imza atılmış üstü sonradan yazılacak kağıtlar tutma yöntemi bulunmaz mı?  Bunlar pratik ve çabuk olmak için hile-i şerriye bilmezler mi? Siyasi ahlak varsa, tabii demokraside bunlar yok. Ama bazı yöntemler tabii var.

İşte Demokrasi Böyle Zor bir Rejim 
Şekil şartlarını, işin ruhunu zedelemeden uygulamak için ise ayak sürüyor ve ağırdan alıyorlar. İşi Cuma’dan Pazartesi’ye, Pazartesi’den Çaşamba’ya ve belki Cuma’ya öteliyorlar ki, daralan zaman da ikna etmede yardıma koşsun. Son anda önlerine koyup, başka çare kalmadı densin. Böylece Yunanistan tam veya kısmi temerrüdden kurtulsun. Unutmayalım son tarikh 30 Haziran. Ama  Haziran’da yaşanan zorluk, Tsipras hükümeti önlemleri hayata geçiremezse Temmuz’da da tekrarlayabilir. Ama maya tutarsa, çözüm çorap söküğü gibi de kolaylaşabilir.

5 Başkan Raporu ve “Ya Diğerleri Ne Yapacak?” Sorusu 
Unutmayalım, Yunanistan’ın IMF ile yaşadığı zorluk, aslında toplam borç yükümlülüğünün ancak %7.5 ine karşılık gelen bir zorluk. Yani toplam 317 milyar Euro’luk borcun 24-25 milyar Euro’luk kısmından söz ediyoruz da geri kalan borçların adını bile anmıyoruz.
Her halde, Yunanistan’a borç ve kredi vermiş olan  onca üye ülke bankasının, devletinin ve Yunan bankalarına kredi açan üye ülke ve yabancı ülke bankaları ile  ECB nin de bir bildiği vardır. Ama işi en fazla yokuşa süren yine dünyanın para patronu IMF.Gerisi AB ye karşı dünya ve AB nin evinin içi.
Onlar da kendi evlerinin içini nasıl derleyip toparlayacaklarını, 25-26 Haziran 2015 deki “5 Başkan veya Juncker-Draghi Raporu” üzerinden tartışacaklar. İzleyip görelim nasıl günah çıkaracak, neyi yanlış yaptıklarını ve nasıl düzelteceklerini açılayacaklar.     

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC