2. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 12.12.2006, İstanbul
Süleyman ŞENSOY
Süleyman ŞENSOY
TASAM Başkanı / Chairman
Yayın Tarihi : 14.12.2006
2. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 12.12.2006, İstanbul

TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY’un "Sahra Altı Afrika"ana temasıyla, 12 - 13 Aralık 2006, tarihlerinde İstanbul’da icra edilen 2. Türk - Afrika Kongresi Kongresi’ndeki Açılış Konuşmaları.


Sayın Bakanlar, Büyükelçiler,

Afrika’dan gelen saygıdeğer misafirlerimiz,

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Kongreye teşriflerinden ötürü teşekkürlerimi arz ediyorum.

2. Uluslararası Türk-Afrika Kongresi’nin ana konsepti bu yıl “Türkiye ve Sahra altı Afrika Arasındaki Ekonomik İşbirliği, Kalkınma ve Yatırım İmkânları” olacaktır.

TASAM Afrika Enstitüsü olarak ikincisini icra ettiğimiz kongremizin amacı, Türkiye’nin bu bölgeyi daha iyi tanımasına ve bölge ülkeleriyle yakınlaşmasına vesile olmak, karşılıklı işbirliği ile dayanışma ortamı oluşturmak, gönüllü ve resmi kuruluşlar tarafından yapılacak yardımlarda kaynak israfından kaçınarak doğrudan ve en kısa zamanda yardıma muhtaç insanlara ulaşma imkânları ile ilgili bir veri tabanının oluşturulmasına katkı sağlamaktır. Bunun yanı sıra kongre, karşılıklı işbirliğinin sağlanması amacıyla gerekli ortamın oluşturulması, farklı bölgelerden gelen katılımcılar ile ülkeler arası etkileşimin sağlanması, problemlere çözüm bulunması, barışın tesisi, demokrasi ve insan haklarının yerleşmesi gibi konularda işbirliğini amaçlamaktadır.

Böylece Türkiye’nin çeşitli alanlarda elde ettiği birikimlerini Sahra altı Afrika ülkeleriyle paylaşması mümkün olacaktır. TASAM Afrika Enstitüsü, 2005 yılı sonunda kurulmuş, TASAM’ın hiyerarşik yapısı içinde özellikle Afrika ile ilgili çalışmalara odaklanmış bir enstitüdür.

Ülkemiz, 21. yüzyılda dünyanın bir huzur ve barış ortamı olması için siyaset, ekonomi, uluslararası ilişkiler, eğitim, sanat, spor ve daha pek çok alanda daha fazla işbirliği ve ortak proje üretilmesinin gerektiğini düşünmekte ve bu doğrultuda hareket etmektedir. Bu düşünceye yönelik olarak en büyük açılımlardan birisinin, karşılıklı ve adil şartlarda işbirliğine açık Afrika ülkeleriyle olacağı konusunda şüphe bulunmamaktadır. Yeter ki, geleceğe yönelik vizyon geliştirecek müşterek çalışmalara zaman kaybetmeden başlanabilsin ve bunların neticesinde oluşacak ortak kanaatler, geciktirilmeden ve cesurca uygulamaya konulabilsin.

Uluslararası ilişkiler konusunda çok hızlı gelişmelerin yaşandığı günümüz dünyasında Afrika ülkeleri, bir taraftan kendi aralarında gerçekleştirdikleri bütünleşme hareketlerinin daha etkin olması için gayret gösterirlerken, diğer taraftan kıtalararası etkileşim içinde de söz sahibi olmalarının önemini ısrarla belirtiyorlar. Zaten son yıllarda çok boyutlu karşılıklı ilişkiler için atılan adımların temelinde bu gelişmeleri yakından görmek mümkündür.

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl, sadece ülkeler arasındaki ilişkilerin değil, aynı zamanda kıtalararası etkileşimin de sınır tanımayan bir boyuta ulaştığı bir dönemdir. İşte böylesine önemli bir dönemde, geçen son iki asrın bir takım olumsuz şartları altında kendi iç dinamikleri yok edilen Afrika, kendi gücünün yeniden farkına varılmasından memnunluk duymaktadır. Geçmişte kıtanın aleyhine yaşanan sürecin tekrar etmemesi için büyük bir özveri ile çalışan Afrika ülkelerinin diplomatik temsilcileri, dünyanın farklı bölgelerindeki meslektaşlarıyla aynı tecrübelere sahip yeni nesillerini de yetiştirerek ve bu süreçte faal olmak istemektedirler.
Afrika ülkeleri, bazı hayati konularda gelişmiş ülkelerin doğrudan etkileşiminde kalmamak için 21. yüzyılı iyi değerlendirme hesapları yapmaktadır. Bunun için de ilk yapılması gerekenin kıtanın eğitim konusundaki açmazlarının bir an evvel çözüme kavuşturulmasıdır. Bu anlamda herkese eşit eğitim hakkı verilerek ve bunun altyapısı oluşturularak gelecek için üstün zekâya sahip gençlerin kıtanın her tarafından ortaya çıkarılması ve bunların kıtanın geleceği için özel olarak yetiştirilmeleri gerekmektedir.

Ekonomik büyümelerinde yakaladıkları yüksek seviyeyi sürdürme arzusunda olan süper güçler, tarihte olduğu gibi günümüzde ve hatta gelecekte de, Afrika kıtasını kendileri için vazgeçilmez bir ucuz hammadde deposu olarak görmektedirler. Oysaki 21. yüzyılı iyi değerlendirerek sahip olunan hammadde kaynaklarının yerinde işlenip üretime dönüştürülmesi ve uluslararası piyasalarda gerçek kıymeti üzerinden işlem görmesi kıtanın geleceğini rahatlatacaktır. Bu anlamda, hem kıta ülkeleri arasında hem de kıta dışından kurumlarla işbirliği yapan, ekonomi ve kalkınma odaklı faaliyet gösteren entegrasyon hareketlerine büyük görev düşmektedir.

Sosyo-kültürel alanda henüz insanî değerlere bağlılığın fazla bozulmadığı Afrika ülkelerindeki sosyal yapının güçlendirilmesi gelecek için önemli bir kazanç olacaktır. Bugün kendine ait değerlerinden kopan dünya toplumlarının içine düştüğü bunalımlar herkesi ciddi manada endişeye sevk etmektedir. Afrika toplumlarının da aynı süreci yaşamamaları için, bir taraftan kıta halklarının öz değerleri muhafaza edilirken, diğer taraftan değişen dünya kültürünü de yakından takip edip olumlu yönlerinden istifade etme olanakları aranmalıdır. Dışarıdan elde edilen bazı kazanımlar kıtanın gelişimi için değerlendirilirken, sahip olunan öz değerlerin de aynı şekilde diğer toplumlara yararlı olacağı düşünülerek, bunların gereği gibi tanıtılmasına gayret edilmelidir.

Afrika konusunda yeterli uzmana sahip olmayan ülkemiz uzun yıllardır bölge ülkelerine gerekli ilgiyi gösterememiştir. Birinci Türk-Afrika Kongresi bu konuda bir başlangıç oldu. Daha özgün alanlarda uzmanların katılımıyla yapılacak yeni toplantılarla ve araştırmalarla Türk toplumu Sahra altı Afrika ülkelerini yakından tanıyacaktır. Buna karşılık bu bölge insanları da geleceğe yönelik yeni ortaklık arayışlarında Türk halkını güvenilir ve dost bir toplum olarak göreceklerdir. Böylece Sahra altı Afrika ülkelerinin daha iyi kalkınmaları için öneriler ortaya konulacak, uluslararası boyutta yürütülecek işbirliği programlarının istenilen amaç doğrultusunda kullanılması için zemin hazırlanacaktır. Teknoloji, sanayi, eğitim, sağlık, ekonomi, turizm, tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılık konularında uzman araştırmacılar bilgi birikimlerini ve tecrübelerini bu kongre vesilesiyle Afrika ülkeleri ve Türkiye kamuoyuyla paylaşacaklardır.

TASAM Afrika Enstitüsü olarak amacımız, Türk- Afrika Kongreleri’nin her yıl düzenlenerek geleneksel hale getirilmesi, orta ve uzun vadede ise Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde zirvelere dönüştürülmesidir.

Güç ve adalet kavramlarının doğru yaşanabildiği bir dünyaya bu uluslararası kongre ile küçük bir katkı yapabilmek ümidi ile teşriflerinizden ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum. Beni dinlediğiniz için şükranlarımı arz ederim. Sağ olun, varolun efendim.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC