Ulusal Yayın Politikası Sempozyumu | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy Açılış Konuşması | 14.05.2005, İstanbul

Açılış Konuşması

Çok kıymetli misafirler; Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştiriyor olduğumuz Küreselleşme ve Medyanın Kültür Üzerindeki Etkileri ve Türkiye’nin Ulusal Yayın Politikası Sempozyumu’na teşrifinizden ötürü teşekkür ediyor ve hoşgeldiniz diyorum....

Çok kıymetli misafirler;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştiriyor olduğumuz Küreselleşme ve Medyanın Kültür Üzerindeki Etkileri ve Türkiye’nin Ulusal Yayın Politikası Sempozyumu’na teşrifinizden ötürü teşekkür ediyor ve hoşgeldiniz diyorum.

Sadece bu sempozyumu düzenlememizdeki önemli amaçları çok kısa başlıklar halinde size arz etmeye çalışacağım. Akademik olarak ilgili bölümlere çok daha fazla yer kalması açısından TASAM ile ilgili çok kısa bir şey söylemek istiyorum.TASAM; bütün gereklilikleriyle beraber Türkler için daha önemli olan ve en büyük mürebbi olan ızdırabın bir meyvesidir. Bu meyvenin olgunlaşması ve daha fazla kamu yararına katkı sağlaması için aynı ızdırap çizgisinde bütün gereklilikleri de en layık şekilde yerine getirmeye çalışarak yolumuza devam ediyoruz. Sempozyumun sonuçları tek taraflı olarak tarafımızdan bir rapor haline getirilecek bütün diğer çalışmalarımızda olduğu gibi yine ilgili birimlere hem sivil hem resmi kurumlara ve yetkililerine arzedilecektir bunu da program başında hatrılatmak gerekliliğini duyuyorum.

Özellikle geldiğimiz dönemde Türkiye’de bütün olumlulukları bir kenara bırakırsak ya da şuan için o gözlükten bakmaz olumsuzluklar tarafından bakmaya çalışırsak sosyolojik olarak çok ciddi bir çözülme ve çürüme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Türkiye gibi bir ülkede yaşamanın şüphecilik ya da kontrollü paranoyayla ilgisi olabilir en azından çok hassas kurumlar açısından ya da onları temsil eden insanlar açısından kontrollü bir paranoyanın gerekliliği tartışılabilir. Fakat toplumumuzun geldiği nokta itibariyle çok büyük bir paranoya ve şüphe içerisinde toplumumuzun parçalara bölündüğünü ve insanların birbirlerine çok ciddi ölçülerde şüphe eder güvenemez hale geldiğini görmekteyiz.

Neredeyse enerjimizin üçte ikisini ne yapacağımızı ya da ne olduğumuzu anlatmakla değil birbirimize ne olmadığımızı anlatmakla geçiriyoruz. Dolayısıyla nasıl enerjimizin üçte ikisini bu şekilde israf ediyorsak ortaya çıkabilecek sinerjinin de ortaya çıkabilecek sonuçların da üçte ikisini aynı şekilde israf ediyoruz. Dolayısıyla güvensiz bir toplumda sosyolojik olarak ciddi gelişmelerin olması bunların toplum hayatına, devlet hayatına, ekonomiye olumlu yansıması çok zordur. Belirli süreler için gelişmeler olsa bile bunlar bundan sonraki yol kazaları ile yok ediliyor veya daha da eskiye gidebiliyor. Bu açıdan sosyolojik olarak aramızdaki güvenin pekişmesi bütün meşruiyetin içeride oluşturularak adil bir şekilde dağıtılması çok önemlidir, buna medya da dahil. Bu anlamda medyamıza çok önemli bir görev düşüyor çünkü toplumu yönlendirme ve bilgilendirme araçları olarak medya aslında kullanması gereken enerjisini ya da ortaya çıkarabileceği sonuçların çok önemli bir bölümünü yine bu karmaşa içerisinde kanaatimize göre israf ediyor.

Atatürk’ün çok önemli bir sözü var; muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak diye. Ne yazık ki muasır medeniyet seviyesine çıkmak bizde çok fazla tartışılan bir şey. Fakat üzerine çıkmak ifadesi şahsen benim çok rastladığım ya da kamuoyu önünde tartışılan bir konu değil.

Avrupa Birliği sürecini yaşıyoruz, 1959’dan bugüne 46 yıllık bir süreç daha da geriye alırsak 200 yıllık bir batı yolculuğumuz var. Batı’daki kurumsal birikimi alma yolculuğumuz var. Fakat biz ne yazık ki 200 yıldır Batı’dan alacağımız kurumsal birikimi almayı tamamlayamadığımız için medeniyet seviyesine çıkmayı da dolayısıyla başaramamış oluyoruz. Medeniyet seviyesine çıkmayı başaramadığımız için üzerine çıkmayı daha henüz tartışmaya başlayamadık.

Bütün bu sosyolojik çözülmelerin toplumda olması gereken güvenin devlet ve millet hayatının birbiriyle olması gereken karşılıklı güvenin ve sinerjinin oluşturulması için medyamıza çok önemli görevler düşüyor. Bu görevleri hatırlatmak bunu ilgili akademisyenlerimizin tartışması ve ortaya çıkacak sonuçlarla medyamıza yönelik ve halkımıza yönelik böyle bir sürecin oluşmasına ufacık da olsa bir katkımız olursa bundan çok büyük mutluluk duyacağız.

Bu günlerde bu güvensiz ortamda çok tartışılan özellikle medyamızda çok tartışılan bir konu hakkında da acizane bir iki cümle arz etmek istiyorum. Bu da derin devlet olgusu. Şimdi derin devlet olarak bir ifade sürekli tartışılıyor. Derin devlet kimdir? Ne yapar? Ne eder? Zaman zaman düğmeye mi basar? Ne işle meşguldür? Çok fazla tartışılan ve gündeme alınan bir konu. Özellikle sosyolojik kırılma noktalarının yaşandığı dönemlerde çok fazla gündeme gelen bir konu. Şahsen ben kendime sorduğum zaman derin devlet nedir diye şöyle bir cevap alıyorum: derin devlet, milletin ve devletin hafızasıdır. Kim milletin ve devletin hafızasına sahipse ve gerekiğinde bu hafızadaki bilgileri de yorumlayarak vermesi gereken tepkileri verebiliyorsa o derin devlettir diyorum. Bu anlamda bir derin devlet varsa herhalde hepimiz için hayırlı bir şeydir. Ama ülkeye zarar verme noktasında bir derin devlet varsa ki yoktur o da hayırlı birşey olmasa gerekir. Bizim derin devlet tartışmalarından çıkmamızın yegane yolu devletin ve milletin hafızasına sahip bireyler ve kurumlar olarak sayımızın artmasıdır. Bakınız o zaman hiçbir şekilde ne sosyolojik kırılmalar ne ahlaki çözülmeler yaşayacağız ne de olağanüstü dönemlerden geçip, olağanüstü şeyler konuşacağız.

Türkiye’de yaşamanın Türkiye’yi yönetmenin genetik, bunu ırki ya da kan bağı olarak kastetmiyorum, genetik kodlara bağlı bir yolculuk olduğunu acizane hatırlatır teşrifinizden ötürü tekrar teşekkür ederim.

Hürmetlerimle. ..

 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3265 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3265