Latin Amerika Ve Karayipler Toplantıları I. Çalıştay Sonuç Raporu Yayınlandı

Raporlar

SUNUŞ Türkiye-Latin Amerika ilişkilerinin başlangıcı 19. yüzyıla dayanmaktadır. Bugün Türkiye’nin Arjantin, Brezilya, Şili, Küba, Meksika ve Venezuela’da Büyükelçilikleri bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye; Arjantin, Brezilya, Jamaika, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Meksika, Peru, Şili ve Venezuella gibi birçok bölge ülkesi ile farklı alanlarda yapmış olduğu anlaşmalar ve diyaloglar ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışmaktadır....

SUNUŞ
Türkiye-Latin Amerika ilişkilerinin başlangıcı 19. yüzyıla dayanmaktadır. Bugün Türkiye’nin Arjantin, Brezilya, Şili, Küba, Meksika ve Venezuela’da Büyükelçilikleri bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye; Arjantin, Brezilya, Jamaika, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Meksika, Peru, Şili ve Venezuella gibi birçok bölge ülkesi ile farklı alanlarda yapmış olduğu anlaşmalar ve diyaloglar ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin bölge ülkeleri ile ilişkileri her zaman yakın ve dostane olmuştur. Ancak 1990’lı yıllara kadar bu ilişkileri daha ileri götürme fırsatının yakalanabildiğini söylemek pek mümkün değildir. İlişkilerin belirli seviyede kalmasına coğrafi olarak bölgenin uzak olması önemli bir etkendir. Küreselleşmenin bir boyutu olarak mesafelerin ortadan kalkması ile bu gerekçe ortadan kalkmış ve toplumsal temelde de ilişkiler hızlanmaya başlamıştır.
Türkiye çok yönlü dış politika açılımı çerçevesinde bölgesinde ve dünyada farklı ülkelerle ilişkilerini geliştirmiş ve bunun bir parçası olarak Latin Amerika ve Karayipler’de aktif bir politika izlemeye başlamıştır. Bu ilişkilerin hangi çerçevede ve nasıl geliştirileceğini belirlemek amacıyla kamu ve özel sektörden ilgililerin katılımı ile 1998 yılında Dışişleri Bakanlığında toplantılar düzenlenmiştir. Bu toplantılar neticesinde Türkiye’nin Latin Amerika ve Karayipler (LAK) Eylem Planı belirlenmiş ve uygulamaya başlanmıştır. “Eylem Planı 2006” çerçevesinde 2006 yılı Türkiye’de Latin Amerika ve Karayipler yılı olarak ilan edilmiştir.
Özellikle Avrupa Birliği’nin Latin Amerika ile son dönemdeki ilişkileri ve ticareti geliştirmek için yapmış olduğu çalışmalar değerlendirildiğinde bölgenin AB için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde Amerika’nın bölgeye olan yakınlığı ve ikili ilişkileri uzun zamandır potansiyelleri unutulmuş olan bu coğrafyanın aslında dünyadaki küresel aktörler için de önemini ortaya koymaktadır. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin çok boyutlu dış politika açılımı çerçevesinde değerlendirildiğinde Latin Amerika ve Karayipler Açılımının rasyonelliği ve bu bölge ile ilişkilerin geliştirilmesinin kısa ve uzun vadede önemi ortaya çıkmaktadır.
Bölge 530 milyon nüfusu, zengin doğal kaynakları ve gelişmekte olan ekonomisi ile adından sıkça söz ettirmeye başlamış önemli bir coğrafyadır. Özellikle küreselleşen ekonomik sistem ile ciddi miktarda yabancı yatırımcının dikkatini çekmiş ve bu yatırımların önemli miktarı Latin Amerika’da toplanmıştır. Bu yatırımlar arasında özellikle ABD, AB ve Kanada dikkat çekmektedir. Türkiye ise son 10 yılda bölgeye ayrı bir önem vermiş ve bu çerçevede açılımlarını hızlandırmıştır. Latin Amerika ve Karayipler Açılımı çerçevesinde resmi ve sivil kanallar arasında yoğun bir iletişim ve işbirliği sürecinin sürdürülebilir bir ivme ile hızla daha da geliştirilmesi gerekmektedir.

Bölge ayrıca kendi içerisinde ekonomik bütünleşme örgütleri ile dünya piyasalarında daha etkili olmaya başlamış ve bu yönüyle yabancı yatırımcıların dikkatini çekmeye başlamıştır. Bu örgütler arasında özellikle Ekvator - Kolombiya - Venezuella - Bolivya arasında serbest ticarete yönelik AND BİRLİĞİ ve Brezilya – Arjantin – Uruguay - Paraguay (Ortak Üyeler: Bolivya-Şili-Venezuella) arasında ortak Pazar oluşumuna yönelik MERCOSUR dikkat çekmektedir. AB ile bu örgütler arasında 2002 ve 2004 yıllarında zirve düzenlenmiştir ve ilişkiler her alanda sürekli artan bir ivme içerisindedir. Bu bağlamda AB tam üyelik müzakere sürecini yürüten Türkiye’nin bölgeye olan yaklaşım ve kazanımları AB politikaları ile de örtüşmektedir. 
Çok boyutlu dış politika ve çok kutuplu olarak şekillenen dünya sistematiği içerisinde Türkiye önceliklerini doğru sıralayarak tüm dünyada aktif bir dış politika izlemektedir. Özellikle Afrika açılımında önemli yol alan ve bu kıta ile ekonomik ve sosyal olarak ilişkilerini sağlam bir temel üzerine atan Türkiye, bu açılımı ile örnek ve önemli bir adım attığını göstermiştir. Latin Amerika ve Karayipler yakın zamanda adından daha sık söz ettirecek ve potansiyelleri ile bölgenin önemi daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Bu açıdan ilişkilerin sağlam bir temelde ilerlemesi için ekonomik ve sosyal potansiyellerin karşılıklı tanıtılmasına sivil ve resmi ilgili kurumların, kanaat önderlerinin daha yoğun işbirliği, etkileşim ve iletişimine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak TASAM olarak 2006 yılından bu tarafa Latin Amerika ve Karayipler bölgesine yönelik kendi alanımızda bir takım çalışmalar yapmak arzusunda olduk. Sürekli bunu değişik ortamlarda konuştuk. Fakat Afrika, Asya ve Avrupa’ya yaptığımız çalışmaları kurumsallaştırmadan, tamamlamadan bu süreci başlatmak istemedik. Diğer önemli husus ise teknik imkanlar, insan kaynağı açısından, değişik bir takım imkanlar açısından henüz fırsat bulabildik. Bu gecikmeden dolayı kendi adımıza özür diliyorum.
Özellikle son on yılda öne çıkan, “kamu diplomasisi” adı verilen bir kavram var. Gelinen noktada işadamları yani özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, düşünce kuruluşları, kültürel ve sportif kurumlar ülkeler arasındaki ilişkilerin yükselmesine, ivme kazanmasına ve zemin kazanmasına çok önemli hizmet eden araçlardır. Bu anlamda biz kamu diplomasisi kavramı içerisinde kendi alanımızda bölge ile ilgili, bölge ülkeleri ile çalışmalara katkıda bulunmak istedik. Türkiye, kamuoyunda ilgili ülkelerin ve bölgelerin daha iyi tanınması, bu anlamda akademik çalışmaların yapılması, karşılıklı ilgili kurumlar arasında işbirliğinin artırılması ve bu anlamda üretilebilecek strateji ve politikalara da katkıda bulunmak düşüncesi ile bu toplantılar serisini başlatıyoruz. Yine sizin aktif katkı ve katılımlarınız ile burada alacağımız izlenimlere ve gözlemleyeceğimiz eksikliklere göre bu toplantıları üç ayda bir tekrarlamak düşüncesindeyiz. Biz bu süreçte Latin Amerika ve Karayipler bölgesi, ilgili ülkeleri ve ülkemiz arasındaki işbirliği olanaklarının artmasına kendi alanımızda bir düşünce kuruluşu olarak hizmet etmeye çalışacağız. Bu anlamda burada bulunduğunuz için tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

Süleyman ŞENSOY
TASAM Başkanı

 

<<>>

 

LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER BÖLGESİ ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLERİMİZ HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME
Büyükelçi Vefahan OCAK
T.C. Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İlişkiler Genel Müdürü

Bu sunumumda, Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi’nde Dışişleri Bakanlığımızın son dönemde yapmaya çalıştığı çalışmalara değinmeye çalışacağım.
Son zamanlarda Karayipler’deki küçük ada devletleri arasından tarihi anlamda ilk kez birinin, St. Vincent & Grenadines’in Başbakanı Türkiye’yi ziyaret etmiş bulunmaktadır. Meksika, Şili, Guatemala, Jamaika ve Bahamalar Dışişleri Bakan Yardımcıları ile Küba Komünist Partisi Dış İlişkiler Başkanı, Brezilya Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyon Başkanı, Şili Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları Türkiye’ye çalışma ziyaretleri yaptılar. Ayrıca Dışişleri Bakanımız Meksika’ya giderek çok geniş çaplı temaslarda bulundu. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanımız Arjantin ve Peru’yu ziyaret etti. Ayrıca Küba, Paraguay, Şili, Peru ve Kolombiya’ya Dışişleri Bakanlığımızdan üst düzey yetkililer resmi ziyaretler gerçekleştirdiler.
Bunlara ilaveten ,“Gözlemci ülke” statüsüne sahip olduğumuz bölgesel entegrasyon kuruluşları olan Amerika Devletleri Örgütü ve Karayip Devletleri Birliği’nin Medellin ve Panama City’de yapılan yıllık Genel Kurul oturumları ile Rio Grubu’nun Santo Domingo Zirvesi’ne katıldık. 14 küçük Karayip ülkesini bir araya getiren CARICOM Topluluğu ile İstanbul’da bir “Üst Düzey Yetkililer Toplantısı” düzenlendi. CARICOM’a ilaveten OECS, MERCOSUR, UNASUR ve Rio Grubu ile ülkemiz arasında organik işbirliği bağları oluşturulmasına ve Inter-American Development Bank’ta “non-borrowing member country” statüsü edinilmesine yönelik incelemelerimiz devam ediyor.
TPAO’nun Türkiye dışında ilişkiler geliştirme amaçlı organı olan TPIC’in Kolombiya, Ekvador ve Venezüela’da oluşturmayı amaçladığı enerji üretim ve ticaret bağlantılarını şekillendirmek üzere Bogota’da yerleşik bir TPIC Bürosu faaliyete geçmiştir. Bunun yanında TPIC iki münhasır sahada arama faaliyetleri için özel ruhsat edinmiştir.
2009 yılında Bogota ve Lima’da birer Büyükelçiliğimiz ile Sao Paulo’da yeni bir Başkonsolosluğumuzun ve bu Başkonsolosluk bünyesinde bir Ticaret Müşavirliğimizin faaliyete geçirilmesi öngörülmektedir.
Ulusal Havayolumuz THY’nin global ekonomi merkezlerinden 20 milyon nüfuslu Sao Paulo kentine uçuşlar başlatması söz konusudur. Bakanlığımızın öngörüsü “code-share” bağlantılarıyla Güney Amerika kıtasının güney yarısındaki yolcu potansiyeline ulaşmayı sağlayacak bu uçuşun ardından, kıtanın kuzey sahilindeki ülkeler ile Karayipler ve Orta Amerika ülkeleri ve Meksika’ya ulaşabilecek bir başka THY uçuşunun bu alanlarda yer alacak bir ortak nokta için planlanabilmesi ve bu uçuş hattı için düzenlenecek code-share bağlantıları ile LAK Bölgesi’nin kuzey yarısındaki yolcu potansiyeline de erişilebilmesidir.
Yapılanma niteliğindeki bu gelişmelerin paralelinde şüphesiz LAK Bölgesi’nde yer alan irili-ufaklı 33 ülkenin her biriyle ilişkilerimiz çeşitli alanlarda şu veya bu seviyede gelişmekte ve ticaret rakamlarımız bu gelişmeler paralelinde giderek büyümektedir. Geçmişte teknik ve insani yardım kabul eden bir ülke olan Türkiye, son yıllarda süratle bir donör ülke konumuna gelmiştir. Ayrıca 2009 yılı ilk yarısında Şili ile geniş ölçekli bir serbest ticaret anlaşması müzakereleri tamamlanmış olacaktır. Hiç şüphesiz ki bu anlaşmanın imzalanmasını izleyecek yıllarda Güney Amerika’nın bu ticaret-yoğun devletiyle rakamlarımız süratle yükselecektir.
Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay’ın üye ve diğer bazı ülkelerin de ilişki içinde olduğu MERCOSUR adlı ekonomik entegrasyon kuruluşu ile de nihayette serbest ticareti öngören bir Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın müzakerelerine başlanmış ve bazı diğer LAK ülkeleriyle benzeri düzenlemeler için planlama başlatılmış bulunmaktadır.
Brezilya ve Meksika ile DEİK bünyesinde faaliyet gösterecek ikili iş konseyleri kurulmuş olup, bir yandan bu konseylerin iş alanlarının genişletilmesi, diğer yandan da diğer bazı ülkeler veya ülke gruplarıyla yeni konseyler oluşturulması, iş dünyamızla işbirliği halinde öncelikli hedeflerimiz arasındadır.
Önümüzdeki 4-5 yıllık dönemde, 300 milyar Dolar tutarında bir altyapı-yatırım programları bütünü uygulayacak olan Meksika’nın bu faaliyetinden mümkün olabildiğince büyük bir pay alabilmeyi teminen müteahhitlik firmalarımızdan oluşan bir heyetin Meksika’ya ve ayrıca ticaret heyetlerimizin LAK Bölgesi’nde çeşitli ülkelere önümüzdeki kısa vadede ziyaretler gerçekleştirmesine yönelik çalışmalar, gerek ilgili kamu kuruluşlarımız gerek iş dünyamız ile işbirliği halinde arttırılmaktadır.
Latin Amerika ve Karayipler’e yönelik olarak bilgilenme, duyarlılık ve motivasyon düzeyinin yoğunlaştırılması ve derinleştirilmesi ana amaç olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Esasen bir üniversitemizde Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi’ne yönelik çok kapsamlı bir merkez oluşturulması çalışmalarının tamamlanmaya yakın olması, Türkçe dilinin öğretilmesi bakımından çeşitli kurumlarımızın vermekte olduğu bursların bir bölümünün bu ülke vatandaşlarına yöneltilmesi, Latin ülkeleriyle Türkiye arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin yavaş yavaş da olsa güçlenmekte olması, Türkiye’de İspanyolca dili çalışmalarının süratle gelişmesi ve hatta bir ölçüde Portekizcenin bunu izlemesi bizi bu çalışmalarımızda sevindiren ve verim potansiyeli yüksek bir amaç peşinde olduğumuz kanısını güçlendiren gelişmelerdir.
Küresel mali krizin bölgeyi nasıl etkileyeceği ve bölge ülkelerinin bu krize karşı nasıl önlemler alacakları konusunda Türkiye ile LAK bölgesinin Meksika, Şili, Kolombiya, Brezilya ve Peru gibi büyük ülkeleri arasında bazı paralellikler olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu ülkeler ulusal hasılaları ve dış ticaret rakamları bakımından Türkiye’ye benzerdirler. Bu ülkeler 2000’li yıllarda istikrarlı biçimde bir büyüme trendi izlemişlerdir. Bu izlenen olumlu trend çerçevesinde bahiskonusu büyük LAK ülkelerinin Türkiye’nin tecrübelerine nispetle arzettikleri en belirgin fark ise, muayyen ürünlerin dünya fiyatlarında bahiskonusu dönemde olağandışı artışlar vuku bulması sonucunda bu ülkelerin bazılarında gerek ekonomik büyüme gerek ihracat rakamlarının bu artışlardan olumlu yönde fazlaca etkilenmiş olmasıdır. Meksika ve Venezüela için petrol, Peru ve Kolombiya için bazı madenler, Şili için bakır ve tarım ürünleri, Brezilya ve Karayip Havzası’nın küçük ada devletleri için şeker ve Küba için nikel bu durumun en belirgin örneklerini teşkil etmiştir.
Son yıllardaki bu olumlu trend ve kamu mali sistemlerinin yönetiminde kaydedilen iyileşmeler, bölge ülkelerinin cari mali krize karşı halihazırdaki mukavemet güçlerini de oldukça arttırmış gibi görünmektedir. Nitekim Latin Amerika ülkelerinin bugüne kadar benimsedikleri ve benimsemeye yöneldikleri önlemlerin, gelişmiş kapitalist ülkelerdeki yaklaşımlara paralel biçimde oluşmakta olduğunu söyleyebiliriz.
Nitekim son olarak 26 Ocak 2009 tarihinde OECD Development Centre ve Inter-American Development Bank’ın işbirliğiyle Fransa Ekonomi, Sanayi ve İstihdam Bakanlığı tarafından düzenlenen ve krizin LAK ekonomilerine muhtemel etkilerini irdeleyen forumda bu ülkelerin ortak tutumunun ekonomiyi besleyici yönde kaynak kullanımı yönünde şekilleneceği gözlemlenmiştir. Buna karşılık Brezilya ve Venezüela’nın toplantıya katılımcı göndermemeleri ve ekonomik krizden kapitalist ekonomileri sorumlu tutmaları ise dikkat çekmiştir.
Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi’nde 2008 yılı ortalama büyüme oranı % 4.6 olmuştur. 2009 için beklenti % 1.9’dur. Kriz sonrasına umutla bakılan LAK ülkelerinin 2000’li yıllarda oluşan güçlü görüntüsü, rezervlerin tatminkar düzeylerde seyretmesi, nitekim bunların sonucu olarak kasten gerçek üzeri değerlerde tutulmakta olan ulusal paralarda son aylarda yaşanan parite düşüşlerinin sadece % 20-30 aralığında kalması gibi faktörler, büyük ölçekli Latin Amerika ekonomilerini kriz sonrasında özellikle gelir dağılımı açısından muhtemelen bugünküne nispetle daha iyi noktalara taşıyacaktır.
Yaptığımız öngörülere göre, son yıllar zarfında Türkiye’nin bölge ile ticaretinde yakalanmış olan yıllık yüzde 35 düzeyindeki artışın, kriz sırası ve sonrasında oluşacak bu yeni şartlar muvacehesinde, önümüzdeki 15 yıl boyunca beşer yıllık üç zaman diliminde daha mütevazi ve azalan ölçeklerde sırasıyla yüzde 25, yüzde 15 ve yüzde 10 seviyelerinde sürdürülebilmesi halinde, LAK Bölgesi’yle Cumhuriyetimizin 100. yılında yakalanacak toplam ticaret rakamı sabit Dolar değeriyle 35-40 milyar Dolar düzeyine ulaşacak, akademik, kültürel, medyatik ve sosyal etkileşim aynı paralelde büyüyecek ve hiç şüphesiz böylelikle Türkiye yeni, büyük ve önemli bir coğrafyada yeni dostlar ve yeni imkanlar edinmiş olacaktır.

STRATEJİK RAPOR NO:35, EYLÜL 2009

LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER TOPLANTILARI I. ÇALIŞTAY SONUÇ RAPORU "TÜRKİYE-LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER İLİŞKİLERİ"

RAPORUN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3265 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3265