Başkanımız Süleyman Şensoy`un `Amerikan Seçimleri` ile İlgili Görüşleri`

Makale

Bush ve Kerry’nin Türkiye’ye bakış açıları nelerdir? Bush yönetimi, Türkiye’yi Ortadoğu’daki müslüman devletlere model bir ülke olarak görmektedir. Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesinde Türkiye’nin büyük katkısı olacağı düşünmektedir. Ayrıca bölgede güçlü ve demokratik bir Türkiye’nin olmasını Amerikan çıkarlarına da uygun bulmaktadır....

Bush ve Kerry’nin Türkiye’ye bakış açıları nelerdir?

Bush yönetimi, Türkiye’yi Ortadoğu’daki müslüman devletlere model bir ülke olarak görmektedir. Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesinde Türkiye’nin büyük katkısı olacağı düşünmektedir. Ayrıca bölgede güçlü ve demokratik bir Türkiye’nin olmasını Amerikan çıkarlarına da uygun bulmaktadır. Özellikle Israil’in güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’yi bölge ülkeleri arasında önemli stratejik bir ortak olarak görmektedir. Kerry’nin Türkiye hakkında farklı düşündüğü konusunda bir demeci yoktur.

Kerry’nin Seçilmesi halinde Amerika’nın Türkiye’ye bakışında bir değişiklik olur mu?

Kerry’nin seçilmesinin Türkiye-ABD ilişkilerinde ciddi bir etkisinin olmayacağı kanısındayım. Türkiye’ye karşı Amerika’nın dış politikasını ele aldığımızda seçimler öncesi uslup ve söylem ile seçimler sonrasında yürütülen reel politik arasında ciddi sapmalar olduğu görülür. Bu nedenle bir değişiklik beklenmemelidir. Ancak, Bu konuyla ilgili çok farklı bir notu da eklemem gerekir. Yapılan bilimsel çalışmalar dış politika konularında medyanın tutumunun çok etkili olduğunu göstermiştir. Dış politika konularında kamuoyu oluşturmada idarenin önemli bir payı olsa da belli konularda basının tutumu belirleyici rol oynamaktadır. Amerikan kamuoyunda Fransa’ya karşı son bir iki yılda oluşan olumsuz havayı büyük ölçüde basının tutumuna bağlamak mümkün. Bilhassa dış politika konularında oldukça cahil olan halk kitlelerinin fikrini çok iyi okullarda büyük paralar ödeyerek çok iyi eğitim alan kanaat önderleri rahatlıkla şekillendirebiliyor. Geleneksel olarak idareyi destekleyen medya Türkiye aleyhine bir duruş sergilemedikçe Kerry’nin de Türkiye’ye yönelik politikasında bir değişiklik beklememek gerek. Ayrıca ABD seçim politikasının ulusal çıkarı maksimize edecek bir şekilde rasyonel tasarlandığını, bu nedenle ABD çıkarları neyi gerektiriyorsa Türkiye söz konusu olduğunda onun yapılacağını da söylemek mümkün.

Demokratların dış politikaya ilişkin görüşleri nelerin değişeceğini gösteriyor? Amerikan dış politikasında meydana gelebilecek değişiklikler Türkiye’yi nasıl etkiler?

Demokratların dış politikaya ilişkin görüşlerine bakıldığında aslında Bush’tan temel olarak farklı olmadıkları görülmektedir. Birinci önceliği Amerika’nın güvenliğine vermektedirler. Durum böyle olunca terörle mücadeleden bahsetmektedirler. Bu anlamda Demokratların beyaz saraya yerleşmesi, Bush’tan farklı olarak, Amerika’nın global terörizme karşı kendi başına buyruk hareket etmekten daha çok hukuksal tabanı olan bir strateji, işbirliği ve diplomasi takip edeceği izlenimi vermektedir. Bu değişim bir anlamda en son Irak savaşı ile gerginleşen Türk-Amerikan ilişkilerine de olumlu yansıyabilir.

Kerry Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda Bush’la aynı görüşte olur mu?

Amerikan reel politiğine göre olması gereken olur. Bu durum Bush ve Kerry ile ilgili değildir. Geçen ay ABD’de Atlantik Konseyi Türkiye’nin AB üyeliğinin Amerikan çıkarları açısından ne anlama geldiğini analiz eden detaylı bir rapor hazırladı. Bu raporda AB üyesi bir Türkiye’nin Amerikan çıkarlarına daha uygun olacağı sonucu çıkmaktadır. Dolayısıyla bu tür politikaları kişilere bağlamanın doğru olmayacağı kanısındayım. Ayrıca; Bush döneminde, AB üyeliği ile ilgili ABD desteği iyice anlamsız hale geldi. Clinton’ın Türkiye’nin AB üyeliğine taraftar olması ve bu konuda telkinlerde bulunması belirleyici ve Türkiye açısından olumlu iken Bush’un verdiği destek hem kerhen olmuş hem de çok fazla bir fayda vermemiştir. Dolayısıyla, şayet Kerry ABD’nin imajını AB halkları nezdinde düzeltebilir ise o zaman ABD’nin Türkiye’ye vereceği AB desteği anlam kazanır. Aksi taktirde ABD’nin Türkiye’ye vereceği AB desteği Türkiye’ye yapılmış bir jest seviyesinden öteye geçmez.

Kerry seçilmesi halinde Amerika’nın dış politikasında meydana gelebilecek değişiklikler

Kerry’nin danışmanlarına göre, kendisinin başkan seçilmesi halinde ABD’nin dış politikasının değişmeyeceği yönünde. Danışmanlara göre, Bush yönetimi ile olası bir Kerry yönetimi arasındaki dış politika farkları, sadece “kişilik özellikleri ve tarz”dan ibaret olacak. Örneğin Kerry, Avrupalı müttefikleri ile ilişkilere daha fazla önem verecek. Kerry, seçilmesi halinde, Bush’un izlediği ‘savunma amaçlı saldırı’ ya da ‘önleyici saldırı’ olarak nitelendirilebilecek dış politikadan vazgeçeceğini açıkladı. John Kerry, Mecbur kalmadıkça savaşın olmayacağını beyan etmiştir ve ‘ABD, mecbur kalmadıkça savaşa girmeyecek’ demektedir. Demokrat Başkan Adayı bunu son derece açık bir şekilde ifade etti. Ülkesinin ‘ancak saldırıya uğraması halinde’, en sert şekilde karşılık verileceğini söyledi, ‘ABD, kendi istediği anda değil, ancak mecbur kalması halinde karşılık verecek’ dedi. Böylece, Washington’da iktidardaki cumhuriyetçilerin izledikleri, ‘kuşku üzerine saldırı’ politikasıyla da tamamen ters düşmüş oldu. Ayrıca Kerry seçilmesi durumunda, ABD’nin Atlantik ötesi müttefikleri ile arasını düzeltmek istemesi ABD’nin başına buyruk hareket etmek yerine diğer müttefikleriyle daha fazla işbirliğine gideceğini göstermektedir. Böylece, savaş-rejim değişikliği gibi yaşamsal kararlar, 11 Eylül öncesinde olduğu gibi, yine müttefik ülkelere danışılarak alınacak. ‘Batı ittifakı’ yeniden canlandırılacak. Bu politikada da, Kerry’nin ‘Biz korkulan değil gıptayla saygı duyulan bir ülke olmalıyız’ sözü dikkat çekicidir.

‘Her ikisinin de hedefleri aynı’

Kerry kampanyasının ulusal güvenlik danışmanı Rand Beers, gazetecilere verilen brifingde, “İki yönetimin hedefleri, birçok açıdan birbirinden farklı değil” diye konuştu. Bir diğer danışman olan Richard Holbrooke ise, gazetecilerin Irak, Filistin, Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi konulardaki sorularını yanıtsız bıraktı. Kerry’nin bir “uluslararası uzlaşma yanlısı” olduğunu söyleyen Holbrooke, başkan adayının eğitiminin bir bölümünü Avrupa’da geçirdiğini, birkaç yabancı dil bildiğini ve Portekiz kökenli bir eşi olduğunu hatırlattı. Kerry’nin kişisel geçmişini anlatarak Avrupalılara mesaj veren Holbrooke’un, bir seçim zaferinin ardından dışişleri bakanı olabileceği konuşuluyor.

Senatör Kerry’nin yardımcılığını üstlenen Senatör John Edwards da, benzer mesajlar vermektedir. Seçimin kazanılması halinde başkan yardımcısı yapılacak olan Edwards, bir konuşmasında, “Irak savaşını kazanma” ve “terörle mücadeleye, El Kaide imha edilene dek devam etme” sözü vermiştir. Gelinen noktada, Amerikan dış politikasının tayininde “Amerika’nın ne kadar inisiyatif sahibi olduğu” ironik olarak zaten tartışma konusudur.

Kerry’nin seçilmesi ABD’nin dış politikasında nelerin değişmesi anlamına gelecek?

Kerry’nin resmi açıklamasında amaçlarının şunlar olacağının altı çizilmektedir.
Kerry’nin Amaçları:

  • Irak’ta barışı sağlamak
  • Biyolojik, nükleer ve kimyasal silah terörizmini engellemek
     
  • Terörü ortadan kaldırmak
     
  • Amerikan ordusunu daha da güçlendirmek
     
  • Küresel anlamda demokrasiyi güçlendirmek, sağlık koşullarını düzeltmek, çevreyi korumak
     
  • Amerika’nın enerji bağımsızlığını sağlamak (Orta doğuya olan bağımlılığa son vermek)
     

Kerry’nin ifade ettiği bu amaçlara bakıldığında Bush’un politikalarından farklı olmadığı görülmektedir. Bush zamanında artan askeri harcamaların Kerry zamanında daha da artabileceği değerlendirilmektedir. Özellikle Kerry Amerikan ordusunun daha modern hale gelmesi için yeniden teçhiz edileceğinden bahsetmektedir. Irak konusunda Keery her ne kadar barışın sağlanmasını amaçladığını ifade etse de bu barışın tesis edilebilmesi için Amerikan ordusunun birkaç yıl daha bu ülkeden ayrılmayacağı Kerry’e yakın kaynaklarca ifade edilmektedir. Bush’tan farklı olarak Kerry müttefiklerle daha yakın olacaklarını Avrupayla işbirliği yapacaklarını ifade etmektedir. Ancak Avrupa’nın demokrasi, barış, sağlık, çevre gibi konularda dünyada hakim kılmaya çalıştığı alanlarda kullandığı araçlarla ABD’nin kullandığı araçlar birbirlerine uymamaktadır. Kerry’nin başta orduyla ilgili düşünceleri yöntemin daha çok askeri yönünün ağırlıklı olacağı tezini güçlendirmektedir. Oysa Avrupa daha çok ekonomik işbirliği vs. araçlarla aynı amaçları gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Kerry’nin ulusal güvenlik danışmanı kim olabilir?.

Seçim kampanyalarında Kerry’e ulusal güvenlik danışmanlığı yapan “Rand Beers”in her ne kadar Bush yönetimini bırakarak istifa etmiş bile olsa seçim sonrasında bu göreve getirilebileceğini düşünüyorum.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3265 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3265